Konuşamayan, yürüyemeyen yeğenimin camında gördüm ilk onu Minik ellere gölgesi düşüyordu Siyah bir hançer gibiydi, simsiyah *** Sonra da rastladım ona Kimsesizlerin yatağında Destek bekleyenlerin sofrasında Çaresizlerin boynundaydı *** Usulca yerleşiyordu ortama Suskunluğu fısıldıyordu kulaklara Merhaba diyordu açtığı yaralara Zehri veriyordu tüm organlara *** Yakınımdan gelmeseydi almazdım onu yüreğime Sır...
Beldemden kovuldum Şöyle ey Musa Nasıl dayanırım kuşların çırpınışına Söyle ey Aişe Nasıl yanmıştı canın o iki dağ arasında Cennet kuşları vatanın kokusunu getirecek mi Bu çöl,bu kuyu,bu kuş Bu sıcak,bu beyaz,bu yaz Söyle ey Yusuf İhanetin tadını anlat bana İki gözüm anlat bana Kırık döküğüm şimdilerde Vatanım kadar kırık...
kadın kutsal diyoruz, şiddetle vuruyoruz, evlat bizim diyoruz, sokağa atıyoruz. bu ne şiddet, bu ne öfke… yok mu sabır, yok mu sine… ne oldu bize, ne hale geldik, olduk cani, olduk gaddar. sığınacak limanı olanlara set olduk, ölüp yok olana kadar. kadına gül verelim, evladımızı sevelim, aile olmak istiyorsak, saygı...
Günden güne artar gamım kasvetim Dert babamın ben yuvama hasretim Çorum hastanesi oldu gurbetim Babama bir çare buluver doktor Haftalarca kaldık intaniyede Umudumuz yitirmedik yine de Sen sevgi selisin şu gönüllerde Çağlaya çağlaya doluver doktor Hemşire seferber doktor nöbette Hastaların her birisi bir dertte Yapayalnız çorum denen gurbette Çaresi ne...
Sende benim için bak elsin artık Oynamam maç olsa da İbram hoca Yola gelecekse e gelsin artık Etrafa saç olsa da İbram hoca *** Bu kadar siyaset insana yüktür İki lafın biri neden Hüyük’tür Yaşın büyük ama aklın küçüktür Fark etmez kaç olsa da İbram hoca *** Kimse senden akıl...
“İçmeye gör şiiri bir daha doyamazsın, Şiir varsa tin’inde başka ses duyamazsın” diyerek tarif ediyor şiiri dernek başkanımız Mustafa Çelebi Çetinkaya. Şiirle başlayan edebiyat ve sanat yolculuğumuzda da biz de şair ve yazar dostlarımıza soruyoruz hep! Neden şiir, neden sanat! Çünkü doğrunun peşinde Aksed Sanat… Bu hafta da İstanbul’dan değerli...