Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Parçalı Bulutlu
31°C

İnadına Kıvırcık Soruyor Birsen Eker Cevaplıyor

İnadına Kıvırcık Soruyor Birsen Eker Cevaplıyor
A+
A-

Röportaj: İnci Yılmaz Şimşek

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Merhabalar kıymetli ziyaretçilerimiz. İnadına Kıvırcık Soruyor adlı röportaj serimizin yeni konuğuyla karşınızdayız. Konuğumuz Küçük Tavşan Ayda, Edebiyat Çeşmesi, Bir Destandır Çanakkale, Kitap Dostu Ayda, Ateş Böcekleri ve Dört Kafadar Macera Peşinde kitaplarının yazarı Birsen Eker. Sorularımıza geçmeden önce davetimizi kabul ettiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Sohbetimizin sonunda hem değerli konuğumuzu daha yakından tanımış hem de edebiyat yolculuğuna birlikte tanıklık etmiş olacağız. Merhabalar Birsen Hanım. Öncelikle davetimizi kırmayıp Edebiyat ve Sanat Meltemi internet sitemizde yayımlanacak röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Lütfen, okuyucularımız için kendinizi tanıtabilir misiniz?

Birsen EKER: Merhaba. Ben Birsen Eker. 1986 yılında Kırşehir’de dünyaya geldim. Dört kişilik bir ailenin en küçük kızıyım. Çocukluğumdan bugüne taşıdığım en kıymetli şeylerden biri, kelimelere duyduğum sevgi oldu. Yazmaya ilk okul öğretmenimin bana hediye ettiği kalemle başladım. O kalem benim için yalnızca bir eşya değildi; dünyamı kelimelerle anlatabileceğimi fark ettiğim ilk yol arkadaşımdı.

Bugün geriye baktığımda, o küçük başlangıcın beni şiire, öyküye, çocuk edebiyatına, derlemelere ve dergilere uzanan uzun bir edebiyat yolculuğuna taşıdığını görüyorum. Bugüne kadar 40’a yakın antolojide, sayısız dergi ve gazetede eserlerim yayımlandı. Umut Dergisi, Güçlü Kadınlar Dergisi ve Söz Yolu Fanzin Dergisi gibi yayınlarda Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlendim.

Benim için yazarlık yalnızca kitap sahibi olmak değil; bir cümleyle bir kalbe dokunabilmek, bir çocuğun hayal dünyasına küçük de olsa bir pencere açabilmek ve sözcüklerin iyiliğe dönüşmesine katkı sunabilmektir.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Genç yaşınızda çok güzel yol katetmişsiniz Birsen Hanım. Aldığınız ilk kitabı hatırlıyor musunuz? Ya da sizi derinden etkileyen ilk okuduğunuz kitap hangisiydi? O eser sizde nasıl bir iz bıraktı? Ne düşündünüz, ne hissettiniz? O kitap sizde nasıl bir iz bıraktı?

Birsen EKER: Çocukluk yıllarında okuduğum kitapların bende bıraktığı duyguyu bugün daha iyi anlayabiliyorum. O yıllarda kitap benim için yalnızca okunacak bir şey değildi; başka hayatlara açılan gizli bir kapıydı. Her sayfada yeni bir dünya keşfetmenin heyecanını yaşardım.

Belki de bugün çocuk kitapları yazmamın temelinde o yılların izi var. Çocukken bir kitabın insanın dünyasını ne kadar genişletebildiğini gördüm. Bu nedenle şimdi bir çocuğun eline kitabımı aldığında onun yalnızca birkaç sayfa okumamasını, kendi hayal dünyasına doğru bir yolculuğa çıkmasını istiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Geçmişe dönüp baktığınızda o ilk kitabını eline alan çocuk halinize ne söylemek istersiniz? Siz o çocuğun hayallerini gerçekleştirebildiniz mi?

Birsen EKER: Ona önce “Kalemini sakın bırakma.” derdim. Çünkü bazen insanın çocuklukta kurduğu bir hayalin gerçekleşmesi yıllar alabiliyor. Önemli olan, o hayali hayatın telaşı içinde kaybetmemek.

O küçük kızın elindeki kalemin bugün kitaplara dönüşmesi benim için çok kıymetli. Elbette bütün hayallerimi gerçekleştirdim diyemem. Çünkü insanın hayalleri büyüdükçe yenileri doğuyor. Fakat çocuk Birsen’e verdiğim sözü tuttum: Yazmayı bırakmadım.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Belki de en çok duyduğunuz sorulardan biridir. Ancak okuyucularımız için bir kez daha sormak isteriz. Yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız?

Birsen EKER: Yazmaya ilk okul öğretmenimin hediye ettiği kalemle başladım. O kalemle kurduğum ilk cümlelerin beni bir gün kitaplara götüreceğini elbette bilmiyordum.

Zaman içinde yazmak benim için bir meraktan çok daha fazlasına dönüştü. Duygularımı, düşüncelerimi, hayallerimi ve çocuklara dair umutlarımı kelimelere emanet etmeye başladım. Bugün hâlâ her yeni metinde o ilk kalemin heyecanını taşıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Okuyucularımız için bugüne kadar yayımlanan kitaplarınızın isimlerini paylaşır mısınız? Kitaplarınızla henüz tanışmamış okurlarımız için içeriklerinden de kısaca söz eder misiniz? Sayfalarını açan okuyucuları neler bekliyor?

Birsen EKER: Elbette. Bugüne kadar farklı türlerde ve farklı yaş gruplarına seslenen eserler ortaya koydum.

Küçük Tavşan Ayda, ilk masal kitabım. Çocukların hayal dünyasına seslenen, sevgi ve iyilik duygusunu merkeze alan bir çalışma.

Edebiyat Çeşmesi, ilk derleme projem. Birlikte üretmenin, farklı kalemleri aynı edebî çatı altında buluşturmanın benim için ayrı bir anlamı var.

Bir Destandır Çanakkale, Asya Nur Şener ile birlikte hazırladığımız özel bir proje. Çanakkale ruhunu ve tarihimizin önemli bir sayfasını edebiyatın diliyle aktarmaya çalıştık.

Kitap Dostu Ayda, ikinci masal kitabım. Çocukların kitaplarla kurduğu dostluğu merkeze alan bir çalışma.

Ateş Böcekleri, üçüncü derleme projem. Farklı kalemlerin ışığını bir araya getiren bir çalışma olarak benim için değerli.

Dört Kafadar Macera Peşinde ise çocuk kitabım. Çocukların merakını, arkadaşlığını ve macera duygusunu öne çıkaran bir eser.

Kitaplarım Hemera Yayınları, Parya Kitap, Koç Yayınları ve Aysima Yayınları tarafından yayımlandı.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazarken sizi besleyen ilham ve motivasyon kaynaklarınız nelerdir? Yazı masanıza oturduğunuzda sizi harekete geçiren duygu nedir?

Birsen EKER: Beni en çok insan ve hayat besliyor. Bir çocuğun bakışı, bir insanın yaşadığı mücadele, söylenmemiş bir söz, küçük bir iyilik ya da büyük bir haksızlık zihnimde uzun süre yer edebiliyor.

Özellikle çocuklar benim için çok güçlü bir ilham kaynağı. Onların eşit şartlarda, güven içinde ve güzel bir dünyada yaşamasını istiyorum. Dünya görüşümün temelinde de bu düşünce var: Dünyadaki bütün çocukların eşit şartlarda güzel bir hayat yaşayabileceği bir dünya inşa etmek.

Yazı masasına oturduğumda beni harekete geçiren temel duygu ise “Bir şey söylemeliyim.” hissi oluyor. Söyleyecek sözüm varsa kalem de kendine bir yol buluyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Bir kitabınızı tek bir cümleyle anlatmanız gerekse, okuru o kitabı almaya ikna edecek cümleniz ne olurdu?

Birsen EKER: Küçük Tavşan Ayda için şöyle derdim: “Bir çocuğun kalbine iyilik bırakmak istiyorsanız, Ayda’nın dünyasına bir kez konuk olun.”

Çünkü çocuk kitaplarının yalnızca çocukları eğlendirmesini değil, onların kalplerinde güzel izler bırakmasını önemsiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazdığınız bütün eserler bir masanın üzerine bırakılsa, hangisi sizi en doğru anlatır? Neden?

Birsen EKER: Sanırım Küçük Tavşan Ayda beni en doğru anlatan eser olurdu. Çünkü ilk masal kitabım olması nedeniyle başlangıç heyecanımı, çocuklara duyduğum sevgiyi ve hayal kurma cesaretimi taşıyor.

İnsan ilk adımını unutmaz. Benim edebiyat yolculuğumda Ayda’nın özel bir yeri var.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Hiç “Bu metni yazmasaydım içimde kalacaktı.” dediğiniz bir yazınız oldu mu? Ya da mutlaka anlatmam gerekiyordu dediğiniz bir karakter oldu mu? Okuyucularımıza biraz bahseder misiniz?

Birsen EKER: Evet, zaman zaman böyle metinlerim oldu. Bazı duygular insanın içinde sessizce büyüyor. Onları yazıya dökmediğinizde tamamlanmamış hissediyorsunuz.

Benim için özellikle çocuklara dair yazılan metinlerin böyle bir sorumluluğu var. Bir çocuğun dünyasını küçümsememek, onun duygularını önemsemek ve ona umut verecek bir dil kurmak gerektiğine inanıyorum.

Bazı karakterler de bu nedenle ortaya çıkıyor. Onları yalnızca hikâyeyi tamamlamak için değil, çocukların kendilerinden bir parça bulabilmeleri için yazıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Karakterlerden bahsetmişken, aklıma takılan bir kaç soru daha var. Bazı karakterler yazarı seçer derler. Sizi seçtiğine inandığınız bir karakteriniz var mı? Bunun yanısıra yazarken karakterlerinizi siz mi yönetiyorsunuz, yoksa bir noktadan sonra onlar mı sizi yönlendiriyor?

Birsen EKER: Bence bazı karakterler gerçekten yazarını buluyor. Bir karakter zihninizde belirginleştiğinde artık ona yalnızca sizin yön vermediğinizi hissedebiliyorsunuz.

Ben karakterlerimi ilk başta planlıyorum. Fakat yazma süreci ilerledikçe onların duyguları, davranışları ve hikâyedeki yolları kendiliğinden şekillenebiliyor. İşte yazarlığın en güzel taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Bazen yazar hikâyeyi kuruyor, bazen hikâye yazara yeni bir kapı açıyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak çoğu zaman sancılı ama bir o kadar da büyülü bir süreç. Siz eserlerinizi kaleme alırken zorlandığınız dönemler yaşadınız mı? Bu zorluklarla nasıl baş ettiniz?

Birsen EKER: Elbette yaşadım. Yazarlık yalnızca ilham geldiğinde güzel cümleler kurmaktan ibaret değil. Bazen kelimeler susuyor, insan kendi içindeki sesi bile duymakta zorlanıyor.

Böyle zamanlarda yazmaya zorla devam etmek yerine biraz durmayı tercih ediyorum. Okuyorum, düşünüyorum, hayatı gözlemliyorum. Sonra yeniden masanın başına geçtiğimde kelimeler de yavaş yavaş yerini buluyor.

Şunu öğrendim: Yazamamak da yazarlık yolculuğunun bir parçası. Önemli olan kalemi tamamen bırakmamak.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak sizin için daha çok iyileşmek mi, hesaplaşmak mı, yoksa yeniden doğmak mı? Bir de hiç yayımlamaya cesaret edemediğiniz bir metniniz oldu mu?

Birsen EKER: Yazmak benim için hepsinden biraz. Bazen iyileştiriyor, bazen insanı kendisiyle yüzleştiriyor, bazen de yepyeni bir başlangıcın kapısını açıyor.

Kalem insanın kendisiyle yaptığı en dürüst konuşmalardan biri. Çünkü yazarken saklanacak yeriniz pek kalmıyor.

Yayımlamaya cesaret edemediğim metinlerim oldu. Bazı yazılar vardır, onları önce okuyucuyla değil, kendinizle paylaşmanız gerekir. Zamanı gelmeden yayımlanan bir metnin eksik kalabileceğine inanıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Okurlarımız yazma sürecinizde nasıl okumalar yaptığınızı da merak ediyor. Yazarken özellikle beslendiğiniz türler veya vazgeçemediğiniz yazarlar var mı?

Birsen EKER: Okuma benim için yazmanın ayrılmaz bir parçası. Özellikle çocuk edebiyatı, şiir, öykü ve farklı türlerdeki edebî çalışmalar ilgimi çekiyor.

Tek bir türe bağlı kalmayı doğru bulmuyorum. Çünkü iyi bir metin bazen hiç beklemediğiniz bir kitaptan size yeni bir pencere açabiliyor. Ben de farklı kalemleri okuyarak dilimi geliştirmeye ve dünyaya farklı gözlerle bakmaya çalışıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kendinize örnek aldığınız ya da edebî anlamda size ilham veren yazar veya şair kimdir? Onu sizin için özel kılan nedir?

Birsen EKER: Benim için bir yazarı özel kılan yalnızca güzel cümleler kurması değil, insanın ruhuna dokunabilmesidir.

Edebiyatın gücünün, insanı insana yaklaştırdığına inanıyorum. Bu nedenle bana ilham veren isimlerde samimiyet, güçlü gözlem, özgünlük ve insan sevgisi arıyorum. Bir yazarın eserini kapattıktan sonra zihninizde hâlâ bir cümlesi dolaşıyorsa, o eser görevini yapmıştır.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Günümüz edebiyatında kalemini beğenerek takip ettiğiniz yazar ve şairler kimlerdir?

Birsen EKER: Günümüz edebiyatını yakından takip etmeye çalışıyorum. Farklı türlerde üretim yapan, kendi sesini bulmuş, edebiyatı yalnızca görünür olmak için değil gerçekten söyleyecek sözü olduğu için sürdüren kalemleri özellikle önemsiyorum.

Benim için isimlerden önce edebî samimiyet geliyor. Bir kalem kendi sesini bulduğunda okuyucu onu birkaç cümlede tanıyabiliyor. Günümüz edebiyatında da bu özgün seslerin çoğalmasını çok değerli buluyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Edebiyat tarihi boyunca yaşamış isimleri düşündüğünüzde “Keşke tanışabilseydim.” ya da “Bir gün tanışmayı çok isterim.” dediğiniz yazar veya şairler kimlerdir? Onları diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir?

Birsen EKER: Edebiyat tarihinin büyük isimleriyle aynı dönemde yaşayıp sohbet edebilmek benim için büyük bir ayrıcalık olurdu. Özellikle eserleriyle toplumun hafızasına dokunan, insanı merkeze alan ve zamana direnen kalemlerle uzun uzun konuşmak isterdim.

Bir yazarı yüzyıllar sonra hâlâ okutuyorsak, orada yalnızca edebî başarı değil, insan ruhuna ulaşan bir hakikat vardır. Benim için onları özel kılan da budur.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kütüphaneniz yansa ve yalnızca bir kitabınızı kurtarma şansınız olsa, hangisini alırdınız? Neden?

Birsen EKER: Küçük Tavşan Ayda’yı alırdım. Çünkü ilk masal kitabım. Bir yazarın ilk kitabı, onun edebiyat yolculuğundaki ilk imzasıdır.

O kitabı kurtarmak yalnızca bir eseri kurtarmak olmazdı; çocuk Birsen’in elindeki ilk kalemi, yıllar boyunca taşıdığı hayali ve bugünlere gelen yolculuğun başlangıcını da kurtarmak olurdu.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Edebiyat tarihimiz harika eserlerle dolu. bazen imrenerek bazen de aşkla bakıyoruz kitaplara. Sizin hiç “Bu kitabı aslında ben yazmalıydım.” dediğiniz bir eser oldu mu? Bize bahseder misiniz?

Birsen EKER: “Keşke ben yazsaydım.” dediğim eserler olmuştur. Fakat bunu kıskançlıktan çok hayranlıkla söylerim.

İyi bir kitap insanda böyle bir duygu uyandırabiliyor. Okurken “Bu cümle benim içimden geçmiş.” dediğiniz anda yazarla aranızda görünmez bir bağ kuruluyor. Ben de böyle eserleri bir rakip gibi değil, yazarlık yolunda bana yön gösteren birer ışık gibi görüyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak sizin için ne ifade ediyor? Hayatınızın hangi noktasında duruyor?

Birsen EKER: Yazmak benim için hayatımın bir köşesinde duran uğraş değil; hayatı anlamlandırma biçimlerinden biri.

Bazen konuşamadığımı yazarak anlatıyorum. Bazen bir çocuğun hayaline dokunmak için yazıyorum. Bazen de dünyada değişmesini istediğim bir şeyi kelimelerin gücüyle görünür kılmaya çalışıyorum.

Kalem benim için hem sorumluluk hem özgürlük. Bu ikisinin aynı anda var olabilmesi yazarlığı benim için vazgeçilmez kılıyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kitaplarınızın yayımlanma sürecinden biraz bahseder misiniz? Bu süreçte karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Size destek olan kişiler kimlerdi? Bugün bulunduğunuz noktaya gelmenizde emeği geçenlere buradan neler söylemek istersiniz?

Birsen EKER: Bir eserin tamamlanması, yolculuğun sonu değil; yeni bir sürecin başlangıcı. Yazmak, düzeltmek, yeniden okumak, yayınevleriyle görüşmek ve kitabın okuyucuyla buluşmasını beklemek sabır isteyen bir süreç.

Ben de bu yolculukta çeşitli zorluklarla karşılaştım. Fakat her zorluk bana biraz daha dirençli olmayı öğretti.

Bugüne kadar eserlerimin yayımlanmasına katkı sunan Hemera Yayınları, Parya Kitap, Koç Yayınları ve Aysima Yayınları’na teşekkür ediyorum. Ayrıca yazarlık yolculuğum boyunca yanımda olan, eserlerimi okuyan, paylaşan, eleştiren ve bana inanan herkese gönülden teşekkür ederim.

Bir yazarın arkasında yalnızca kendi emeği yoktur. Bazen bir öğretmenin verdiği kalem, bazen bir dostun söylediği tek bir cümle, bazen bir okuyucunun mesajı yıllar boyunca o kalemi yürütür.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazarlık yoluna yeni çıkacak isimlere neler tavsiye edersiniz? Sizce yazmanın bir formülü var mı? Yazar adayları nelere dikkat etmeli, nelerden kaçınmalıdır?

Birsen EKER: Yazmanın tek bir formülü olduğuna inanmıyorum. Fakat vazgeçilmez birkaç temel var: Çok okumak, çok yazmak, sabırlı olmak ve eleştiriye açık kalmak.

Yazar adayı öncelikle kendi sesini bulmalı. Başka yazarların izinden yürümek öğrenmenin bir aşaması olabilir; fakat taklit ederek kalıcı bir edebiyat oluşturulamaz.

Bir de acele etmemelerini tavsiye ederim. Her yazılan metin kitap olmak zorunda değil. Bazen bir metni yıllarca bekletmek, yeniden yazmak ve hatta gerektiğinde ondan vazgeçmek gerekir.

Ve en önemlisi: Kaleminizi alkış için değil, söyleyecek gerçek bir sözünüz olduğu için kullanın.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Basılı eserleriniz dışında üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı? Okuyucularımız için küçük ipuçları paylaşabilir misiniz?

Birsen EKER: Elbette. Yazarlıkta durmak, aslında geriye düşmek gibi geliyor bana. Bu nedenle yeni projeler üzerinde çalışmaya devam ediyorum.

Özellikle çocuklara yönelik çalışmalar üretmek benim için çok kıymetli. Çünkü çocuk edebiyatının geleceğe yapılan en güzel yatırımlardan biri olduğuna inanıyorum.

Şimdilik ayrıntıları paylaşmayayım. Biraz merak iyidir. Fakat okuyucularımıza şunu söyleyebilirim: Kalemimin çocukların dünyasına dokunan yeni hikâyeleri var. Zamanı geldiğinde onları da okuyucularımla buluşturmak için sabırsızlanıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Gerçekten çok keyifli bir sohbet oldu. Değerli röportajınız ve samimi cevaplarınız için sizlere teşekkür ediyoruz. Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Birsen EKER: Ben teşekkür ederim. Son olarak okuyucularımıza şunu söylemek isterim: Kitapları hayatınızdan eksik etmeyin. Çünkü kitap yalnızca bilgi vermez; insanın dünyasını büyütür, kalbine başka insanların hikâyelerini taşır.

Çocuklara ise özellikle seslenmek istiyorum: Hayallerinizden vazgeçmeyin. Dünyanın size çizdiği sınırlar, sizin kurabileceğiniz hayallerin sınırı değildir.

Büyüklerimize de bir ricam var: Çocukların hayallerine kulak verelim. Onlara eşit, güvenli ve güzel bir dünya bırakmak hepimizin sorumluluğu.

Ben dünyadaki bütün çocukların eşit şartlarda güzel bir hayat yaşayabileceği bir dünya hayal ediyorum. Belki bu büyük bir hayal. Ama ben büyük değişimlerin önce küçük bir hayalle başladığına inanıyorum.

Ve benim elimde hâlâ o ilk kalem varmış gibi hissediyorum. Yazmaya, anlatmaya ve hayal etmeye devam edeceğim.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Veda vakti geldi sevgili okurlar. Sanatla, edebiyatla kalın, hoşça kalın… Edebiyat ve Sanat Meltemi yuvanızda essin…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.