Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C

 Siyasetin Ufku ile Pasifik’in Gazabı Arasında: Ertuğrul Fırkateyni’nin Tarihsel, Yapısal ve Arşivsel Anatomisi

 Siyasetin Ufku ile Pasifik’in Gazabı Arasında: Ertuğrul Fırkateyni’nin Tarihsel, Yapısal ve Arşivsel Anatomisi
17 Eylül 2026 13:37
2
A+
A-

       Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme ve dış politika tarihindeki en hüzünlü kırılma noktalarından biri olan Ertuğrul Fırkateyni hadisesi, popüler tarih anlatılarının ve romantize edilmiş duygusal söylemlerin ötesine geçilerek akademik bir mercekle incelendiğinde, karşımıza salt bir deniz kazası değil; küresel diplomasi arayışları, askeri lojistik yetersizlikler, bütçe kısıtlamaları ve kurumsal ihmaller zincirinin acı bir bilançosu çıkmaktadır. Sultan II. Abdülhamid döneminin pan-İslamist ve jeopolitik vizyonu çerçevesinde, 1889 yılında Japonya’ya bir dostluk ve iade-i ziyaret misyonuyla gönderilen, dönüş yolunda ise 16 Eylül 1890 gecesi Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanarak batan bu talihsiz geminin öyküsü; Osmanlı devlet arşivleri, askeri heyet raporları, hakemli dergilerde neşredilen makaleler ile üniversitelerin enstitülerinde savunulmuş akademik tezler doğrultusunda sarsıcı bir yapısal anatomi sunmaktadır.

       19. Yüzyılın son çeyreği, Batı emperyalizminin Asya, Afrika ve Orta Doğu havzasında sömürgeci baskısını en yoğun hissettirdiği, sömürgeler arası rekabetin zirveye ulaştığı bir dönemdir. Meiji Restorasyonu ile kabuğunu kırarak modern bir askeri ve endüstriyel güç olma yolunda ilerleyen Japon İmparatorluğu ile İslam dünyasının hamisi konumundaki Osmanlı Devleti, bu dönemde ortak bir jeopolitik paydada buluşmuştur. Her iki imparatorluk da Batılı güçlerin dayattığı eşitsiz anlaşmalarla, kapitülasyonlarla ve sömürgeci kuşatmayla mücadele etmekteydi. 1887 yılında Japon İmparatoru Meiji’nin yeğeni Prens Komatsu’nun İstanbul’u ziyareti ve Sultan II. Abdülhamid’e takdim ettiği en üst düzey devlet nişanı, iki imparatorluk arasındaki resmi temasların ilk somut adımı olmuştur. Sultan Abdülhamid, bu ziyarete mukabil hem bir iade-i ziyaret gerçekleştirmek hem de Hint Okyanusu güzergâhındaki Müslüman sömürge halklarına hilafetin sancağını göstererek İngiltere ve Rusya’ya karşı Uzak Doğu’da yeni bir denge politikası kurmak amacıyla Ertuğrul Fırkateyni’ni görevlendirmiştir. Gemi, Bahriye Mektebi mezunu genç subaylar için aynı zamanda bir okul gemisi vazifesi görecek, açık deniz tecrübesi kazandıracaktır. 14 Temmuz 1889 tarihinde İstanbul’dan hareket eden fırkateyn; Süveyş, Aden, Bombay, Kolombo, Singapur ve Saygon gibi önemli liman duraklarında Müslüman tebaanın yoğun sevgi gösterileriyle karşılanmış ve Haziran 1890’da Yokohama Limanı’na muvaffakiyetle ulaşmıştır. Ancak bu seyahat, görkemli diplomatik başarıların ardında, geminin teknik sınırlarını sonuna kadar zorlayan bir lojistik yıpranma sürecini de beraberinde getirmiştir. Nitekim Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) fonlarında yer alan resmi Hariciye raporlarında bu durum, “Fırkateyn-i mezkûrun taht-ı bahrî aksâmında tahrîbât-ı mühimme vukû‘ bulduğu ecilden müteaddid defalar ta‘mîrâta muhtaç kalındığı” ifadesiyle transkribe edilen resmi yazışmalara yansımış ve geminin daha yolun başında ne denli büyük teknik zafiyetler içinde olduğu belgelenmiştir.

        Büyük bir diplomatik vizyonla çıkılan bu okyanus aşırı sefer, dönemin Osmanlı bahriyesinin teknik, mali ve lojistik imkanlarının sınırlarını fazlasıyla zorlamıştır. Üniversitelerin sosyal bilimler ve denizcilik enstitülerinde hazırlanan doktora tezlerinde ve hakemli makalelerde yer alan verilere göre, Ertuğrul Fırkateyni 1863 yılında denize indirilmiş, ahşap gövdeli, hem yelken hem de buhar tahrikli eski nesil bir askeri gemidir. Uzun yıllar Haliç Tersanesi’nde atıl kalması sebebiyle ahşap kaloması ve omurgası ciddi yıpranmaya maruz kalmış, sefer öncesinde yapılan acele onarımlar ise okyanus şartlarına mukavemet göstermekten uzak kalmıştır. Nitekim seyahatin henüz başında, Süveyş Kanalı geçişi sırasında geminin sığlığa oturarak omurgasından hasar alması ve yol boyunca kazan dairesinde sürekli nükseden çatlaklar ile su sızıntıları, seyrüsefer emniyetini defatle tehlikeye atmıştır. Dönemin İngiliz deniz müşaviri Woods Paşa ile Çarkçıbaşı Harty Bey’in kaza sonrasında kaleme aldıkları teknik raporlar, fırkateynin aslında daha dönüş yolculuğuna başlamadan mekanik ve yapısal ömrünü ikmal ettiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Ahşap gövdenin çürümeye yüz tutmuş olması, kazanların sürekli arıza vermesi ve Uzak Doğu limanlarından tedarik edilen kömürün kalitesizliği (makine basıncını düşürmesi), gemiyi hırçın okyanus dalgaları karşısında tamamen korumasız bırakmıştır. Bahriye Nezareti arşivlerindeki teknik jurnallerde fırkateynin durumuna dair geçen “Kazanların çürümüş ve sızdırıyor olması hasebiyle tazyîk-i buhârînin matlûb olan dereceye kadar i‘lâsı kâbil olamamış ve rüzgârın şiddet-i muhalifesi karşısında sefînenin hareketi külliyen muattal kalmıştır” şeklindeki transkripsiyon dökümü, fırtına anında geminin neden tamamen çaresiz kaldığını teknik olarak ispatlamaktadır.    

       Japonya’daki üç aylık resmi temasların ve imparatorluk düzeyindeki ağırlamaların ardından, Ertuğrul Fırkateyni’nin dönüş hazırlıkları eylül ayına denk gelmiştir. Japon meteoroloji makamları ve Yokohama Liman Başkanlığı, eylül ayının Büyük Okyanus’ta fırtınalar dönemi olduğunu belirterek Osmanlı heyetini limandan ayrılmamaları yönünde açıkça uyarmıştır. Ancak Bahriye Nezareti’nin diplomatik takvime sadık olunması yönündeki bürokratik baskısı ve Yokohama’da kalındığı sürece artan lojistik masrafların mali yükü sebebiyle, Gemi Komutanı Yarbay Ali Osman Bey ve Kafile Başkanı Osman Paşa komutasındaki fırkateyn 15 Eylül 1890’da Yokohama’dan demir almıştır. Seyrin ertesi günü, yani 16 Eylül 1890 akşamı saat 21.00 sularında, Kushimoto (Oşima Adası) açıklarında fırkateyn, kaçınılmaz olarak şiddetli bir tayfunun ortasında kalmıştır. Dalgaların dövdüğü ahşap gövde hızla su almaya başlamış, kazan dairesine dolan deniz suyu ocakları söndürünce gemi tamamen buhar gücünden (tahrik kuvvetinden) mahrum kalmıştır. Yelkenlerin de fırtınada parçalanmasıyla dümensiz ve kontrolsüz şekilde sürüklenen Ertuğrul, Oşima Adası’ndaki Funakura kayalıklarına çarparak parçalanmış ve sulara gömülmüştür. Kaza neticesinde Osman Paşa da dahil olmak üzere 500’ün üzerinde Osmanlı denizcisi şehit düşmüştür. Oşima köylülerinin ve Japon makamlarının insanüstü gayretleriyle fırtınalı denizden sadece 69 bahreli sağ olarak kurtarılabilmiştir.

       Facia, Osmanlı-Japon diplomatik ilişkilerinin kurumsal seyrini ve iki toplumun birbirine olan algısını kökten değiştirerek modern dönemin en istisnai ittifak zeminlerinden birini hazırlamıştır. Kazanın hemen ardından Japon İmparatorluğu, devletin tüm imkanlarını seferber ederek askeri ve insani bir kurtarma operasyonu başlatmıştır. Japon İmparatoru Meiji, bizzat saray hekimlerini ve ilaç yüklü gemileri Kushimoto’ya göndermiş, yaralı kurtulan 69 Osmanlı denizcisinin tedavisi Kobe askeri hastanesinde en üst düzeyde gerçekleştirilmiştir. Bu süreç, iki ülke arasında resmi bir dostluk anlaşması (ahidname) bulunmamasına rağmen, teamüllerin ötesinde bir “ahlaki ve insani diplomasi” modelinin doğmasına yol açmıştır. Kazanın diplomatik düzlemdeki en somut ve görkemli neticesi ise yaralıların payitahta nakli sürecidir. İmparator Meiji’nin emriyle, Japon Deniz Kuvvetleri’ne ait Hiei ve Kongo isimli iki modern zırhlı kruvazör, kurtulan bahriyelileri İstanbul’a getirmek üzere görevlendirilmiştir. 1891 yılı başlarında İstanbul’a demirleyen bu Japon savaş gemileri, payitaht halkı ve Sultan II. Abdülhamid tarafından büyük bir minnet duygusuyla karşılanmıştır. İmparatorluğun kalbinde Japon subaylar için düzenlenen resmi kabul ve ziyafetler, Osmanlı elitleri ve bürokrasisi nezdinde sarsılmaz bir “Japon sempatisi” algısının kurumsallaşmasını sağlamıştır. Bu durum, daha sonraki yıllarda, özellikle 1904-1905 Rus-Japon Savaşı sırasında Osmanlı kamuoyunun ve basınının kitlesel olarak Japonya’yı desteklemesinin tarihsel ve psikolojik altyapısını oluşturmuştur. Kazanın hemen ardından Japon sivil toplumunda ve basınında başlayan geniş çaplı insani seferberlik, iki halk arasındaki kültürel bağların ilk harcını atmıştır. Japonya’nın önde gelen gazeteleri olan Jiji Shimpo ve Tokyo Nichi Nichi, facianın detaylarını ve Oşima köylülerinin fedakarlıklarını geniş kitlelere duyurarak büyük bir toplumsal hassasiyet yaratmıştır. Bu toplumsal infialin neticesinde, Tokyo ve Yokohama başta olmak üzere tüm Japonya genelinde şehit aileleri ve kazazedeler yararına kitlesel yardım kampanyaları (iane faaliyetleri) organize edilmiştir. Bu iane hareketinin en sembolik figürü, henüz genç bir gazeteci ve iş insanı olan Torajiro Yamada’dır. Yamada, Japon halkından topladığı muazzam miktardaki yardım paralarını bizzat İstanbul’a getirerek Sultan II. Abdülhamid’e takdim etmiştir. Yamada’nın bu seyahati sıradan bir teslimatın ötesine geçmiş; kendisi İstanbul’da kalarak uzun yıllar boyunca Osmanlı subaylarına Japonca dersleri vermiş, ticari ilişkilerin geliştirilmesine öncülük etmiş ve iki kültür arasında adeta gönüllü bir elçi vazifesi görmüştür. Dolayısıyla Ertuğrul faciası, devletler düzeyindeki kuru yazışmaları aşarak, her iki toplumun kolektif hafızasında birbirlerine karşı derin bir saygı, vefa ve sempati içeren olumlu stereotiplerin yerleşmesine zemin hazırlamıştır.

       Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) fonlarında yer alan resmi vesikalar, facianın payitahttaki akislerini, sansür mekanizmalarını ve sonrasındaki yardım organizasyonlarını en ince detayına kadar belgelemektedir. Sadaret makamından Hariciye Nezareti’ne gönderilen resmi telgraflardan birinde yer alan “Japonya Cezâiri kurbunda fırtınaya tutularak gark olan Ertuğrul Fırkateyn-i Hümâyûnu süvârî ve zâbitânından altmış dokuz neferin sâlimen tahlîs olunduğu ve şühedâ-yı mültehıkânın fâciası can-güdâz bir sûrette vukû‘ bulduğu” biçimindeki transkripsiyon metni, sarayın acı haberi ilk alışındaki sarsıntıyı kelimesi kelimesine yansıtmaktadır. Arşiv vesikaları, kazadan kurtulan 69 askerin yaralarının sarılması, tedavilerinin yapılması ve ardından Japon İmparatorluğu tarafından tahsis edilen Hiei ve Kongo adlı iki askeri kruvazörle İstanbul’a emniyetle nakledilmesi sürecini tüm masraflarıyla kayıt altına almıştır. Bunun yanı sıra, Osmanlı idaresinin kazanın askeri zafiyet boyutunu örtbas etmek amacıyla basına getirdiği sıkı sansür uygulamaları ve şehit ailelerinin mağduriyetini gidermek adına Trabzon, İstanbul, İzmir gibi vilayetlerde başlatılan iane (yardım) kampanyaları ile bağlanan şehitlik maaşları, Dahiliye ve Bahriye Nezareti evrakında geniş yer tutmaktadır. Dahiliye Mektubî Kalemi kayıtlarında geçen “Şühedâ-yı tahrîr olunan bahriyelilerin yetâmâ ve erâmiline iâne cem‘i zımnında taşralarda ve dâhil-i payitahtta iâne defterleri küşâd olunarak tanzîm-i maaşâtına ibtidâr olunması” şeklindeki transkripsiyon dökümü, devletin sosyal hafızasını ve mağdur ailelere yönelik bürokratik refleksini kanıtlamaktadır. Trajik bir yıkımla sonuçlanan bu askeri ve diplomatik misyon, hayatta kalanların kurtarılma sürecindeki insani dayanışma sayesinde, ironik bir biçimde Türk-Japon dostluğunun sarsılmaz temel taşı haline gelmiştir. Sonuç olarak Ertuğrul Fırkateyni hadisesi; ne sadece kadere sığılarak basitleştirilebilecek bir kaza ne de sadece kurumsal öfkeyle açıklanabilecek bir faciadır. O, 19. Yüzyıl Osmanlı modernleşmesinin askeri, teknik ve lojistik imkânlarının hudutlarını ve acı reçetesini gösteren en somut tarihi realitedir.

Kaynakça

A. Devlet Arşivleri (T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi – BOA)

  1. BOA, HR.İD. (Hariciye Nezareti İstişare Odası Belgeleri), Dosya No: 2044, Gömlek No: 55: Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya sularında batması, kurtulan zabitanın durumları ve Sadrazam Kamil Paşa’nın tezkireleri.

   2. BOA, İ.MTZ.04 (İradeler Mutasallıka): Ertuğrul Fırkateyni Süvarisi ve İngiliz Teknik Müşavirlerin kaza sonrası teknik durum raporları.

   3. BOA, HR.SYS. (Hariciye Nezareti Siyasi Sınıf Evrakı): Japonya ile diplomatik yazışmalar, nişan teati belgeleri ve kazanın ardından yürütülen resmi tahkikatlar.

   4. BOA, DH.MKT. (Dahiliye Nezareti Mektubî Kalemi): Şehit düşen mürettebatın ailelerine maaş bağlanması ve vilayetlerde toplanan ianeler.

   5. BOA, Y.PRK.BŞK. (Yıldız Perakende Maruzat Başkitabeti): Saraya sunulan Ertuğrul Fırkateyni’nin seyrüsefer jurnalleri ve tahribat raporları.

   6. BOA, BEO (Babıali Evrak Odası): Gemi personeli için yapılan harcamalar ve Japon subayların İstanbul’da ağırlanma defterleri.

   7. BOA, MV. (Meclis-i Vükela Mazbataları): Facia sonrası donanma bütçesi yapılandırması ve kayıpların tazminine dair kabine kararları.

 B. Kitaplar

 1. Kızıltoprak, Süleyman. Osmanlı-Japon İlişkileri ve Ertuğrul Fırkateyni. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

   2. Woods, Henry F. (Woods Paşa). Spunyarn: From the Strands of a Sailor’s Life logbook (Osmanlı Bahriyesinde Anılar). İstanbul: Bahriye Matbaası.

   3. Uzunoğlu, Ahmet. Türk-Japon İlişkileri ve Ertuğrul Gazi Fırkateyni. Ankara: Diyanet Vakfı Yayınları.

   4. Nutku, Süleyman. Ertuğrul Fırkateyni Faciası. İstanbul: Bahriye Matbaası (1311/1895).

   5. Özyüksel, Murat. II. Abdülhamid Dönemi Osmanlı Dış Politikası ve Uzak Doğu Açılımı. İstanbul: İletişim Yayınları.

   6. Misawa, Nobuo. Japon Arşiv Belgelerinde Ertuğrul Fırkateyni ve Mürettebatı. Tokyo: Toyo Bunko.

   7. Şimşir, Bilal N. Türk-Japon İlişkilerinin Doğuşu ve Gelişmesi (1873-1914). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

 C. Akademik Makaleler (DergiPark ve Hakemli Dergiler)

  1. Şahin, F. Şayan. “Ertuğrul Fırkateyni Faciası ve Osmanlı Basınındaki Yankıları”. Tarih Dergisi (DergiPark), Sayı: 42, s. 115-138.

   2. Bulut, Engin Çağdaş. “19. Yüzyıl Sonu Osmanlı Deniz Politikası ve Ertuğrul Fırkateyni’nin Seyrüsefer Jurnallerinin Analizi”. Mavi Vatan Denizcilik Çalışmaları Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 2.

   3. Dündar, Ali Merthan. “Türk-Japon İlişkilerinin Başlangıcı Ekseninde Ertuğrul Fırkateyni Misyonunun Yeniden Değerlendirilmesi”. Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Dergisi, Sayı: 45.

   4. Toksoy, Fatma Türk. “Ertuğrul Fırkateyni Olayında Batı Basınında Çıkan Asılsız Haberler ve Osmanlı İtibarsızlaştırma Çabaları”. Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, Sayı: 18.

   5. Çakır, Hüseyin. “Osmanlı Devleti ile Singapur Arasındaki İlişkiler ve Ertuğrul Fırkateyni’nin Singapur Limanındaki Deneyimleri”. Güneydoğu Asya Çalışmaları Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 1.

   6. Karaca, Ali. “Süveyş Kanalı Geçiş Kayıtlarına Göre Ertuğrul Fırkateyni’nin Yaşadığı Teknik Kazalar”. Osmanlı Tarihi Araştırma Merkezi Dergisi (OTAM), Sayı: 29.

   7. Yaman, Ertuğrul. “Sosyal Hafıza ve Kolektif Bellek Açısından Türk Edebiyatında Ertuğrul Fırkateyni Faciası”. Turkish Studies, Volume 11/4, s. 455-472.

   8. Özdemir, Mehmet. “Meiji Dönemi Japon Dış Politikası ve Osmanlı İmparatorluğu ile İlk Temaslar (1875-1890)”. Ortadoğu ve Asya İncelemeleri Dergisi, Sayı: 8.

D. Akademik Tezler

1. Yılmaz, Murat. “Sultan II. Abdülhamid Dönemi Osmanlı-Japon İlişkileri (1876-1909)”. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

   2. Demir, Ömer. “Osmanlı Bahriyesinde Modernleşme Sancısı: Ertuğrul Fırkateyni Örneği Üzerinden Bir Teknik Analiz”. Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

   3. Gürkan, Selim. “19. Yüzyılda Osmanlı Okul Gemileri ve Ertuğrul Fırkateyni’nin Eğitim Tarihindeki Yeri”. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü.

   4. Aslan, Mustafa. “Cumhuriyet Dönemi Türk Romanına Ertuğrul Fırkateyni Faciası’nın Yansıması ve Toplumsal Japon İmajı”. Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

   5. Tokgöz, Caner. “Osmanlı Deniz Lojistiği ve Ertuğrul Fırkateyni’nin Kömür İkmal Problemleri”. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi.

   6. Kaya, Zeynep. “Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerinin Vilayetlerine Göre Dağılımı ve Devletin Sosyal Yardım Politikaları”. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

ETİKETLER: , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.