Adı eski ile başlıyor fakat o kadar modern ve o kadar temiz bir şehir ki…Üç bölgeye kıyısı var. Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu….Bir kaç yıl önce İhsan Uzun Ortaokulu’nda ücretli öğretmenlik yaparken, gezi düzenlenmişti buraya niyet etmiştim fakat çocuklarım müsait olmadığı için gidememiştik. O zamandan beri içimde ukde olarak kalmıştı şehir. Hani bir bilgine sormuşlar. Çok okuyan mı? Çok gezen mi bilir ? Diye….Onu bunu bilmem ama insan okuduklarını unutabiliyor, en iyi öğrenme şekli o işi yaparak öğrenmedir diye düşünüyorum. Gezdim, gördüm, öğrendim unutmam mümkün değil artık.
Eskişehir milyona yaklaşan bir nüfusa sahip… En başta siyaset ve yönetilme konusunda çok şanslıymış. Deniz olmamasına rağmen bu kadar görülmeye değer kılan güzelliklerini, bunu halk en çok Yılmaz Büyükerşen’e borçlu olduğunu söylüyor. 25 yıl Belediye Başkanlığı yapmış Büyükerşen. Türkiye’nin ilk Balmumu Heykel Müzesini Eskişehir’e kazandırmış. Şimdiki Belediye Başkanı ise Ayşe Ünlüce imiş. Yine 400.000 m. karelik bir alana kurulmuş SAZOVA Parkında yok yok…. Masal şatolarından, Nuh’un gemisinden tutun da hayvanat bahçelerine, su altı dünyasından, bilim merkezlerine gez gez dur….
Ve Porsuk ÇAYI şehri eski ve yeni diye iki kısma ayırmış. Porsuk Çayı’nda şu İtalyan Venedik de gezilen o kanolar gibi kanolarla kano turu yapılabiliyor. Ya da deniz otobüsleriyle… Dikkatimi çeken bir noktada çayın çok temiz ve hiç kokmuyor olmasıydı. Bunu nasıl başarıyorlar bilmiyorum.
Hava çok güzel ve biz karış karış gezmeye devam ediyoruz şehri.
Biraz da Türkiye’nin ilk yerli otomobili DEVRİM ARABASINDAN bahsetmek istiyorum sizlere…. Hikayesinden çok etkilendim çünkü. O günlerden bugünlere ulaşmayı başarmış tek devrim otomobili TÜLOMSAŞ da sergileniyor Tepebaşında (giriş ücretsiz).
Hikayesi ise şöyle: Hiç kimsenin Türklerin kendine ait motor üretebileceklerine inancı olmayan bir zamanda Cemal Gürsel mühendislerinden çok kısa bir sürede yerli otomobil üretmelerini istiyor. Ve bir siyah bir krem rengi iki araç üretiliyor. Cemal Gürsel bunun siyah olanını gezdirerek halka tanıtırken, araba yolda duruyor.
Niye durdu? sorusunun cevabı:
–’benzin bitti Paşam’ oluyor.
Benzin gösterge ibresi bozuk olan arabaya benzin koyma unutuluyor çünkü. Bu yüzden tarihe başarısız diye geçiliyor. Fakat krem rengi araç güzergahı sorunsuz tamamlamasına rağmen hiç kimse bundan bahsetmiyor bile…. Hep böyle olmaz mı zaten. Sen çalışır, uğraşır didinip durursun ama başarında senin adın bile geçmez. Ya da en küçük hatanda kötülük ve başarısızlık yaftasını yersin. Verdiğin emekler görülmez. Neyse bana göre bir eksiği vardı arabanın dikiz aynaları yoktu, o zaman ki şartlarda gerekte görülmemiş yani J Her ne denirse densin, ne yazılırsa yazılsın bence TÜRKİYE çok başarılı ve zeki çocukların, gençlerin, insanların olduğu bir ülke. Ne olur ülkemize, yurdumuza, başarılarımıza sahip çıkalım…..
Demir yolları da çok önemli bir yere sahip burada. Hızlı tren ve ver elini İSTANBUL ….Yıllar öncesinden beri çok önemli ticaret merkezlerine sahip şehir. Ve ve tarihi ODUNPAZARI önceleri odun satılırmış burada. Odundan bahsetmişken muhteşem güzelliklere sahip tarihi ahşap evlerini, sokakları yazmadan geçemeyeceğim Eskişehir’in. Daha sonra Kervansaraylar, medreseler, camiler, külliyeler ve tabii ki günümüz artık alış-veriş merkezleri…
Bir de lüle taşı var burada ünlü. Bu taşın bir özelliği varmış. Yerin dibinden kazılarak ıslak halde çıkartılıyormuş, ıslatıldığında yumuşayıp işlemeye hazır hale geliyor, kuruduğunda çok sert bir yapıya bürünen beyaz renge sahip bu taşın insanı kötülüklerden koruduğuna inanılıyor. Lüle taşı ile yapılmış hediyelik eşyalar, kolyeler, küpeler, yüzükler, tespihler….. Oraya gidip de bunlardan almamak olmazsa olmazları arasında.
Başka söyleyeceklerim arasında Ataol BEHRAMOĞLU Kitaplığı ve Edebiyat Müzesi var ama Edebiyatı ve şiiri çok sevdiğim için bunu ayrıca anlatacağım sizlere…
Son olarak mutfağından bahsedip kapatmak istiyorum gezi turumuzu. Verimli ovalara sahip şehirde buğday evet çi börek, met helvası, leblebi kurabiyesi ünlüler arasında. Önce tadımlıkları yapılıyor. Sonra da alış-veriş . Ve o kadar çok insan görmeye gelerek ekonomisini canlandırıyor ki, yerinde sayması mümkün değil Eskişehir’in…
İyi ki gitmişim, Türkiye’mizin güzelliklerini senede birkaç yer görmek bana da kısmet olsun bundan böyle… Ayak bileklerim şişse de başım da ağrısa , otobüs sıkış sıkış ta olsa tüm yorgunluğuma binlerce kez değer…
Seni unutmayacağım eski ama gönlümün YENİ ŞEHRİ……
Gülcan YENİCİ

