Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
23°C

SINIRSIZ DÜNYA

SINIRSIZ DÜNYA
5 Ekim 2026 13:00
4
A+
A-
“Bir insanın ülkesini sevmesi takdir edilecek bir şey. Ama sevgi neden sınırda bitmek zorunda?” – Pablo Casals
Mutlak bitmek zorunda değil zaten. Sadece, sınırdaki ve sınır ötesi düşmanı sevmek zorunda değiliz. Aslında düşmanı yaratan da uygarlığımızın paylaşımsız mülkiyet sınırlarıdır.
Ülke sınırları, var olan yamuk insan uygarlığının ana mülkiyet temelidir. Adalet bile mülkiyetin temeli yapılmışken sınırları kaldırmak uygarlığı yeniden tasarlamakla anca olasıdır. Para ve mal istifi üzerine temellenmiş insan uygarlığı, sınırlarımızı kutsamıştır. Şimdilik sadece insani ihtiyaçların karşılanması gereğine uygun küresel ilişkilerde ve daha ilerisindeyse evrensel bir uygarlık yapılanmasıyla ancak sınırsız sahiplik sınırları kalkabilir. Elbette yerine insanlığı yüceltici kullanım mülkiyeti tesis edilmiş olmalıdır.
Sınırların kalkmasını küresel sermaye de ister. Zaten küresel sermaye ulusal sermayenin sınır ötesi artı değer kapma rekabetiyle oluşmaktadır. Rekabeti siyasi ve milli ekonomiyi koruma desteklerinden arındırıp özgürleştirmek ister. Ancak şu bilinmeli ki küresel sermaye fiziki sahiplik sınırlarını pek umursamaz; rekabete sekte vuran ekonomik sınırlandırmaları kaldırma peşindedir. İyi midir kötü müdür bunu zaman gösterir. Aslında gelir paylaşımı mülkiyet hissesine göre yapıldıkça çok da farklı bir olumluluk beklemiyorum. Belki uzun vadede emek ve sermaye küreselleşip serbest dolaşıma geçtiğinde, insan uygarlığı sınırların savaşmaya değer olmadığı bir konuma yükselir. Hani, “hattı kalkınma yoktur, sathı kalkınma vardır” gerçeğine toslayıp kendine bir çeki düzen verme gereğiyle, gelir paylaşımında yeniden yapılanmaya gidebilir. Şu anda dünya ekonomik üretim gelirlerinin dörtte üçü dünya nüfusunun sadece yüzde biri üstüne mülkiyetlidir. Bu durum, zıvanadan çıkmış vahşilikte sermayeci liberal ekonomi politikaların marifetidir.
Sanki çocukluktan çıkıp ergenliğe girmiş; insan uygarlığı şaşkın! Bir, “ben neymişim abi” diyerek kendini göklere çıkartıyor, bir de bakmışız aslında denizin hakkı olan bir çakıl taşı için kavga çıkartıp kendini yerin dibine batırıyor. Kapitalizm zaten şu anda dünya egemeni ve oldukça zalim; ilerisi için ancak “bireyci sosyalist demokrasi” egemenliğini amaç edinebiliriz. Bireyci sosyalist demokrasiyi, bireysel özgürlüğü önemseyen, fakat bireye ve kurumlarına ne siyasi ne ekonomik alanda toplumsal hakimiyet hakkı tanımayan; üretimin artı değer gelirini emek-sermaye-devlet üçleminde kullanım ve ihtiyaç hakkına göreli adil paylaşım hukukunu benimseyen bir yönetim biçimi olarak hayal ediyorum. Yani, insan uygarlığını sahipli mülkiyet ve para istifi temelinden söküp, kullanım ve üretim hakkı mülkiyeti temeline oturtmuş bir Yeni Dünya yaşam düzeni hayal ediyorum.

Muharrem Soyek
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.