Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
30°C
Perşembe Açık
32°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C

Siirt’ten Dizelerin Derinliğine Uzanan Bir Anne, Şiir ve Vefa Mizanpajı: Mehtap Demirhan Yılmaz

Siirt’ten Dizelerin Derinliğine Uzanan Bir Anne, Şiir ve Vefa Mizanpajı: Mehtap Demirhan Yılmaz

Bencil ve gürültülü çağın, insanı kendi iç sesinden kopardığı o hoyrat koşturmacanın ortasında; hayatının bazı dönemlerinde kendini sessizliğe bırakıp o sessizlikten en gür şiirleri doğuran kavi ruhlar vardır.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda bu hafta; Siirt Merkez’de başlayan ömür yolculuğunu annelik vefası, akademik ve kişisel gelişim gayreti ve şiir sevdasıyla taçlandıran, “Sessiz Kalem” mahlasıyla mısralara ruh üfleyen Değerli Şair ve Yazar Mehtap Demirhan Yılmaz ile kalbi bir hasbıhal gerçekleştirdik.

Antoloji sayfalarından dergilere uzanan bereketli serüveninde “Şiir ben, ben şiirim” düsturunu rehber edinen konuğumuzun o adaletli ömür terazisini Satır Arası farkıyla aralıyoruz.

Mehtap Hanım, Satır Arası’na, bu hasbi gönül masamıza safalar getirdiniz. Sizi sadece duygularını kâğıda döken bir şair değil; hayatın kendisine öğrettiklerini annelik şefkatiyle ve harflerin sıhhatiyle yoğuran hakiki bir kelâm ve şiir zanaatkârı olarak ağırlamak bizim tezgâhımız için büyük bir şereftir.

Röportajımıza sizi, o çocukluktan beri şiirle demlenen sâfi dünyanızı tanıyarak başlayalım: Mehtap Demirhan Yılmaz kimdir? Bir okur sizin mısralarınıza ve “Sessiz Kalem”inizden dökülen dünyanıza adım attığında, sînesinde insana, umuda ve aşka dair hangi şifalı ayna ile yüzleşmelidir?

Hoş buldum,

Öncelikle, bu güzel düşünceleri ifade ettiğiniz için size çok mutlu olduğumu belirtmek isterim.

Yazdıklarımdan yola çıkarak güzel bir tespitte bulunmuşsunuz. Benim için yazdığım her şiir satırı, içimden gelen duygulara eşlik eden kalemin kâğıda dökülmüş hâlidir, doğrusu.

Her mısra, yüreğimde biriken duyguların sessizce kelimelere dönüşmesidir.

Ben, birçok duygunun içinde eksik kalan anne sevgisini yazarak, belki de içimde biriken birçok duyguyu insanlara aktarmanın eşsiz bir yolu olarak göstermek istedim.

İnsanlarla kurulan en güzel iletişim dilinin belki de kalem olduğunu düşünüyorum. İçinde kalanları kâğıda dökme arzusu, insanın kendisini ifade edebilmesinin en güzel yollarından biridir.

Belki de insan yazdıkça içindeki yaralara dokunacak, duygularını kelimelere emanet edecek ve zamanla yazmanın şifasına ulaşacaktır.

Kendinizi ifade ederken ilk sıraya “anne” kimliğinizi koyuyorsunuz. Bir yanda evlat yetiştiren bir anne, diğer yanda yüreğindeki hüznü, umudu ve sevdayı dizelere döken bir şair… Şiirin o naif dünyası ile anneliğin o kuşatıcı sorumluluğunun kaleminizin beslendiği kaynağa kattığı “sâfi bereketi” bize anlatır mısınız?

Aslında bana şiiri yazdıran, içimdeki o annelik duygusu.

Annelik diyelim; belki de dünyadaki en saf duygu. En temiz, en karşılıksız sevgi ise anne sevgisidir. Bir anne, hiçbir karşılık beklemeden, her şeye rağmen sever. Evladı büyüdükçe, onun büyüdüğüne şahit oldukça sevinir hem yaşar hem de yaşatır. Çünkü annelik, saflaştıkça güzelleşen, derinleştikçe anlam kazanan bir duygudur.

Şiir de benim gözümde biraz böyledir. Yazdıkça denize akmak gibidir. Önce kıyıdan bakarsın, sonra yavaş yavaş denize dalarsın. Bir bakmışsın, kendini okyanusun derinliklerinde bulmuşsun.

İçinde biriken duygular, tıpkı damla damla biriken deniz suyu gibi çoğalır. Bir zaman sonra o küçücük damla, seni denizlerde ve okyanuslarda dolaştırmaya başlar.

Şiir de böyle bir şeydir. Önce bir duygu olarak doğar, sonra kaleme gelir. Kelimeler mısralara, mısralar sayfalara dönüşür. Yaprak yaprak, sayfa sayfa büyür ve sonunda bir kitaba dönüşerek okuyucusuna ulaşır.

Belki de şiirin en güzel tarafı budur: Bir yürekte doğar, bir kalemden dökülür ve başka yüreklerde hayat bulur.

Hayatınızın bazı dönemlerinde kendinizi sessizliğe ve yalnızlığa bıraktığınızı, ancak şiirin size yeniden umut olmayı, yeniden gülümsemeyi ve hayata sımsıkı tutunmayı öğrettiğini belirtiyorsunuz. Kendinize seçtiğiniz “Sessiz Kalem” mahlasının ve o sessizlikten doğan şiirsel uyanışın ruhunuzdaki asil karşılığı nedir?

Kalemi, kendimi en içten ve en güzel şekilde ifade etmenin bir aracı olarak görüyorum. Belki de kalem, beni en doğru şekilde tercüme eden bir ayna.

İçimde söyleyemediğim, kelimelere dökemediğim ne varsa kalemim aracılığıyla kâğıda yansıyor. Bu yüzden kalem benim için yalnızca bir yazı aracı değil; duygularımın dili, yüreğimin sesi ve ruhumun aynasıdır.

Sessizdir ama en büyük yankıyı uyandırır. Konuşmaz ama bazen binlerce kelimeden daha fazlasını anlatır.

“Sessiz Kalem” mahlasının anlamı da tam olarak budur.

Sessizce yazar, ama yazdıkları bir gün mutlaka bir yürekte yankılanır.

Akademik eğitiminizi sürdürürken bir yandan da hayatın en büyük zenginliği olarak gördüğünüz “öğrenmek, üretmek ve paylaşmak” gayesiyle kişisel gelişiminize aralıksız devam ediyorsunuz. Çocuklarına ve topluma örnek bir birey olma hedefinizin arkasındaki o dur durak bilmeyen öğrenme tutkusunu sizden dinleyebilir miyiz?

Akademik başarı, kendi kabiliyetim ve çabamla bir yerlere gelebilme hedefimdir. Bunun yanında, hiç eksilmeyen bir öğrenme arzusu ve isteğim var. Öğrenmek ve öğrendiklerimi önce kendime, sonra da etrafımda beni destekleyen, başarılarımdan mutlu olan insanlarla paylaşmanın verdiği huzuru yaşamak isterim.

Elde ettiklerimle benden söz eden, benimle gurur duyan insanlara güzel bir karşılık vermek ve dostlarımın da bazen bana güç, bazen de ilham olarak beni teşvik etmelerini isterim.

Hedeflerimi her zaman daha da yükseltmeye devam ederek, emin adımlarla yoluma ve hayallerime doğru yürüyeceğim.

Şiir yolculuğunuzda ilk büyük hayallerinizden birini gerçekleştirerek bir şiir antolojisinde yer almış, ardından mısralarınızı edebiyat dergilerinde okurla buluşturmuşsunuz. Müstakil bir eser öncesinde antoloji ve dergi sayfalarında demlenmenin, bir şairin kelam sıhhatine ve kalem özgüvenine kattığı disiplin nedir?

Kendime olan inancın verdiği disiplin ve öz güvenle ilerlemenin, beni büyük hedeflerime ulaştıracak en güzel göstergelerden biri olduğuna inanıyorum.

Tabii bunun yanı sıra, bana her zaman desteklerini ve manevi anlamda yanımda olduklarını hissettiren, beni yalnız bırakmayan değerli dostlarım da var. Onların yaptıkları güzel yorumlar ve övgüler de bana ayrı bir güç veriyor.

Bütün bunlar zamanla bir disipline, disiplin ise devamlılığa dönüştü. Böylece artık kendime ait bir düzen oluşturmuş hâlde, hedeflerime doğru ilerliyorum.

Siz şiiri; “Gönülden dile, dilden kelama uzanan, kâğıdın kaleme şahitlik ettiği en anlamlı yolculuk” olarak tanımlıyor ve “Şiir ben, ben şiirim” diyorsunuz. Şiir ile şairin ruhu arasındaki o sınırların kalktığı ve insanın kendini en çok dizelerde bulduğu o vahdet anını bize nasıl tarif edersiniz?

O anı tarif etmek, insan için belki de en zor şey olsa gerek; fakat onu yaşamak, yaşanabilecek en güzel duygulardan biridir diyebilirim.

Şiir yazarken aldığım o haz, belki de içimdeki bütün hisleri kalem aracılığıyla özgürce kâğıda yansıtabilmemden kaynaklanıyor. O anda ne hissediyorsam kalemim de bana eşlik ediyor ve içimdeki duygular kelimelere dönüşüyor.

Benim için şiir, yalnızca yazılan birkaç dizeden ibaret değil; yüreğin kalemden süzülerek kâğıda düşmesidir.

Tarifi belki de en güzel şöyle yapılabilir:

Kalem dökülür, yürek konuşur; ortaya şiir çıkar.

Yüreğinizde büyüttüğünüz, dergilerde ve antolojilerde yer alan o muazzam birikiminizi yakın gelecekte müstakil bir şiir kitabı ile mühürleme ve okurlarınıza tek bir çatı altında sunma noktasındaki hazırlıklarınız ve müjdeleriniz nelerdir?

Düşünün ki vaktini bekleyen bir çiçek gibi, bahara ulaşacağı günü sabırsızlıkla ve heyecanla bekliyorsun. Ama aynı zamanda, her şeyin doğru zamanda ve doğru şekilde gerçekleşeceğine inanıyorsun.

İşte benim için de biraz böyle bir şeydir. Şimdilik o tohumları toprağa ekiyor, sabırla büyümesini ve yeşermesini bekliyorum. Çünkü biliyorum ki emek ister sabır ister zaman ister.

Her tohumun bir gün filizlenip çiçeğe dönüşeceğine inanmak gibi, hayallerimin de bir gün gerçeğe dönüşeceğine inanıyorum. En güzel ve en kıymetli olanı ise, o hayalleri kendi ellerimle gerçekleştirmek olacaktır.

Çünkü bazı hayaller hemen gerçekleşmez; emekle büyür, sabırla güzelleşir ve zamanı geldiğinde çiçek açar.

Son olarak; sessizliğin içinden umudun şiirini doğuran kavi bir kadın yazar ve anne olarak; Satır Arası masamızdan, sektör sınırı olmaksızın hayata tutunmaya çalışan, acılarını veya umutlarını kelimelerle iyileştirmek isteyen tüm okurlarımıza ve yazar adaylarımıza bırakacağınız o nihai “Sonrası Bahar” mesajınız ne olur?

Yarına, yarınlara olan inancını asla ve asla yitirmemek; içinde bulunan bir damla umudu, güzel duygu ve düşüncelerle sulayıp yeşertmektir.

Temennim şudur ki; her zorluğun ardında bir kolaylık, her kışın sonunda mutlaka bir bahar vardır. Bunu hiçbir zaman unutmayalım.

Mesajımın bu kez de gönlünüze bir nebze olsun umut bırakmasını, yarınlara umutla bakmanıza vesile olmasını diliyorum.

Saygı ve sevgilerimle.

Sessiz Kalem

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda; Siirt’ten başlayan ömür yolculuğunu annelik vefası ve şairlik inceliğiyle harmanlayan, sessizliğin bağrından “Sessiz Kalem” mahlasıyla doğup şiirlerini dergi ve antoloji sayfalarıyla mühürleyen Değerli Şair ve Yazar Mehtap Demirhan Yılmaz Hanımefendi’nin o hasbi şiir mizanpajını terazimizde pürüzsüzce süzdük. Anladık ki; kâğıdın kaleme ettiği şahitlikte, bir annenin evladına ve topluma bıraktığı örnek mirasta, sessizlikten doğan o sâfi dizede ve hayatın her çetin imtihanında niyet sâfi, emek hakiki ve teslimiyet tam olunca… Sonrası Bahar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.