Mutluluğun üzerimizdeki olumlu etkileri kadar yaşanan trajediler, acılar ve kendimizi mutsuz hissettiğimiz tüm hadiseler de hayatın bir parçasıdır. Her ikisini de iliklerimize kadar hissedebiliriz. Acı yaşadığımız zaman “Ben şimdi ne yapacağım” diye düşünürken, mutlu olduğumuzda bundan bahsetmeyiz bile.
Acılarımız hakkında uzunca düşünebiliriz, bir çözüm yolu aramaya çalışırız, belki de bağırırız, sesimiz duyulsun isteriz, kaçabiliriz veya bir sığınak arayabiliriz. Acı olan şey, acının kendisidir çünkü ve içinde şaşkınlık, öfke, üzüntü, çaresizlik, tükenmişlik gibi duyguların bir birleşimidir ve bütün bu duyguları bir anda yaşamak ve yönetememektir aslında acı.
Acılar travma boyutuna geldiğinde içinden çıkılmaz bir hâl alacak gibi gözükse de başa çıkabilmek de iki türlü mümkün olabilecektir. İlkinde kişi, bir çözüm bulmaya çalışır, yardım arar, sorumluluğu üstlenir. Çaresizlik duygusunu bir eylemde bulunarak rahatlatmaya çalışır. İçinde bulunduğu durumu mantıksal olarak ilerleyerek hızlıca çözüme kavuşturmaya çalışır böylece yaşadığı sarsıcı olayın etkisini biraz da olsa azaltmış olur. Çünkü o; elinden geleni yapmıştır. İkinci yol ise, kişinin ilk amacı bir eylemde bulunmak değil de yaşadığı acıyı kabullenmektir ve böylece bazen acının üstüne düşünür bazen uzaklaşır, sosyal destek arar, yüzleşir. Duygularını kontrol etmek ve içsel huzuru sağlamak temel amaçtır.
Yaşamdaki zorluklar kişiye, zamana, mekâna ve coğrafyaya göre değişiklik gösterebilir. Burada asıl önemli olan her iki başa çıkma yolunu öğrenmek, üzerinde düşünmek ve birlikte kullanabilmektir. “Ben şimdi ne yapacağım” sorusunun yanına bir de “Ne hissediyorum?” sorusu eklenmelidir zira süreç bu şekilde yönetilebilmektedir.
Travma ile birlikte yaşanan belirtiler son derece normal ve insanî duygu durumları taşır. Şok veya inkâr içine girebiliriz, fiziksel birtakım değişimler yaşayabiliriz, kaygı ve korku içinde olabiliriz, uyku, iştah değişimleri yaşayabiliriz. Bunlar insanın kendini koruma ve savunma yollarıdır. Yaşadığımız olayın boyutu ne olursa olsun, duygusal veya fiziksel direnç beraberinde daha olumsuz sonuçlar getirebilir ki burası çok önemli…Bu nedenle belirtileri kabul etmek, sürece bırakmak ve başa çıkmak için gayret göstermek gerekir. Bu tür tepkiler zamanla azalır, artık hayata uyum sağlama aşamasına gelmiş oluruz.
Baştan başlamak, yeniden oluşturmak her zaman kolay olmayacaktır. Tökezleyeceğiz, kimi zaman hiç umut yokmuş gibi hissedeceğiz ama her yolun sonunda o ışığı görebilmeliyiz. Her kapının bir anahtarı vardır, biz o anahtarı bulup yeni bir başlangıca doğru içeri girmeliyiz, yeter ki tutunduklarımız ve umutlar hep taze kalsın.
Değerli bilgileri ve desteği için klinik psikolog Almina Erdem’e sonsuz teşekkürlerimle…
GÜLENAY GÜNEŞ
Tebrik ediyorum, acıyı yenmek için ben şiir yazıyorum, beyin boş kaldığında ruha yönelir ve içinden çıkılmaz hal alır. Çok önemli bir sorunu ne güzel anlatmışsınız.
Çok teşekkür ederim Dilaver Bey, hepimiz benzer şekilde duygu ve düşüncelerimizi kaleme alıyoruz… Bu arada sizi burada görmek de çok hoş.