Hayat, bazen en çok başardıklarımızla değil, en çok yorulduğumuz anlarla sınar bizi. Ruhumun İçi Kıyamet, iç dünyasında fırtınalar koparken dimdik ayakta kalmaya çalışanlara sesleniyor. Miraç Necati Okay, bu kitapta yalnızlık, eleştiri ve değersizlik duygularıyla başa çıkmanın yollarını samimi bir dille paylaşıyor. Sınır koymanın bir zayıflık değil, öz saygının ta kendisi olduğunu hatırlatıyor. Bu kitap; kendi içindeki savaşı kazanmaya çalışan herkes için bir rehber, bir dost, bir ayna… Hayata küstüğün, kendinden uzaklaştığın her an, yeniden başlamak için bir sebebin olduğunu fısıldıyor.
Yıkılmak değil, yeniden inşa etmektir mesele. Ve bazen en büyük güç, sessizce kendini sevmeye başlamaktır.
Bir tek seni sevdim sana tutuştum Hayallerde bile hep sana koştum Senin için yazdım çağladım taştım Bu gönül heybemi ben sana açtım. Hevesmi ki bilmem aşkın ateşi Akıl sır erdirmem bende bu işi Gönül tutuşunca parlar güneşi Bu gönül heybemi ben sana açtım. Nehir idi sevgim göl oldu sana Aşkı’mı...
Betül FIRAT: Öncelikle hoş geldiniz diyor ve söyleşimizin başlangıcında bir iki cümleyle sizi tanımak istiyoruz. Kimdir Cuma Bozkurt? Cuma BOZKURT: 1991 yılında Gaziantep’te doğdum. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata, söze ve yazıya ilgim vardı. Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra yazarlığa yöneldim. Bugün 50’den fazla yayımlanmış kitabım bulunuyor ve daha çok deneme, şiir...
Bahar yeli eser geçer gönlümde Dertlerimiz gelir geçer ömürde Güller dikenleri ile sevildiğinde Yaşam ömür boyu sürer neşeyle Yeter ki bul sevenini gönlünde Hayatı yaşa dolu dolu birlikte Ahmet Nuray Rosas em um Vaso – Pierre Auguste Renoir
Taş kentin arasında, umutla filizlenen bir sonbaharın son boy gösterişiydi dönümüne. Bahar yaklaşıyordu. Ağaç olma yolunda atılan tohumların yüzleri yavaş yavaş toprağa gülümseyen bakışları ile insanın içini ısıtıyordu. Toprağa damla damla düşen yağmur geriye aromatik huzur veren kokusunu gelişigüzel bırakıyordu. Yazın habercisi olan bahar tohumlarını insanın içine de düşürüyordu halbuki. ...
En mutlu günü olması gerekmiyor muydu; küçük kızın biraz önce gelin arabasının önünde, yarım yamalak oynamayı bilen kocası dedikleri delikanlılığa yeni adım atmış toy çocukla? Bu kadın da kimdi daha henüz dağılmamışken kalabalık “çıkar gelinliğini kuru temizleme dükkanımızdan getirdik biz gidiyoruz giderken götüreceğiz” diyen? Hem de; küçük kızın teyzesi demişti...