Yazarın otobiyografi alanında yayınlanan tek alıntı eserini bir solukta okuyacaksınız. Kısacık ama içeriği dopdolu olan bu kitapta gençlik yıllarında, yaşadığı yoksul hayattan mücadelelerle dolu yazarlığa uzanan başarı öyküsünü okurken eminim sizlerde benim gibi kendisini takdir edeceksiniz.
21 yaşında anavatanı olan Macaristan’da eşini bırakarak çocuğu ile birlikte İsviçre’ye yerleşme hikayesini, daha sonrasında hem bir fabrikada çalışıp, çocuğunu tek başına büyütme çabasını ve hem de yazarlığa yönelmesini hayranlıkla okudum. Okurken böyle bir hayatta acaba ne kadar azimli olabilirdim bende Agota Kristof kadar sabırlı olabilir miydim diye kendime sormadan edemedim. Kısa ama son derece etkisinden çıkamayacağınız bir kitap. Yazmak isteyenlere güzel bir örnek bence. Üstelik kurgu değil yaşananlar gerçek. Bu da insanı yazma konusunda daha bir kamçılıyor.
Hayatını sürdürmek adına çalıştığı fabrikadan çıktıktan sonra akşamları kendi çabalarıyla öğrendiği Fransızcasıyla tiyatro oyunları, kitaplar yazması son derece etkileyici.
Okumaz yazmaz için diyebileceğim şey kısaca okuyun yazın
Gelirse ömrüm baharı, yine yeniden çimenler üstünde… Başıma gülden şemsiye örtersin üzülme…! Dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün; Bir kararda kalmaz devran üzülme. Ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını perde ardında olur gizli oyunlar… Batsa da ayağıma muğilan dikeni üzülme … Üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün...
Milli Edebiyat Akımı, Türk edebiyatının modernleşme sürecinde dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. 1911’den itibaren özellikle Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Halide Edib Adıvar gibi öncü isimler tarafından başlatılan bu akım, Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan kültürel ve edebî bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönem, yalnızca edebiyatın...
Anısına. (10 ocak 2001) Türk yazar, şair. Şiir, roman, hikâye, deneme, tiyatro, günce gibi pek çok edebi türde eser vermiş çok yönlü bir yazardır. Cumhuriyet devri Türk edebiyatının değerlli ismi. “Ağladığını istemem ben ölürsem Beni en sevdiğin halinle hatırla Uzak bir yerde çalıştığımı düşün Hayatta olduğuma inan Bir gün gelir...
Anlaşılması güç cümleler kurmak, İbn-i Sina’nın en sevdiği iş! Sebebi; avam zihniyetlilerle, havas zihniyetlileri belirlemek! Ben demiyorum, kendi diyor! Avam zihniyetlilerin hiç sevmediği insanlar, havas zihniyetli insanlardır. Avam zihniyetliler düşünmezler, okumazlar, zoru sevmezler, tecrübeye, bilgiye ve bilene muhaliftirler. Aşağıdaki paragraf da, böyle bir paragraf. Neyse ki sonra gelen kaside, paragrafı...
Hep hayran olduğum, kırışık yüzlüm, İçi yalnız bana gülen, üzüm gözlüm. Sen, bir bakışına denk geleyim diye öldüğüm, Sen direnmeden teslim olduğum… “ Gitme! ” diye yakardığım, Saklımdaki devrik cümlem, Sana nasıl yalvarmalı, Bilmem… Sen, En sevdiğim düşmanım. İnan ki çok pişmanım… Sen, Ölmeden terk edenim. Sen, Ağlayarak gidenim. Kaybettiğim...