Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
6°C
İstanbul
6°C
Az Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
9°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
13°C

İnce Ayar

İnce Ayar
20 Ocak 2026 11:40
5
A+
A-

        Bazı insanlar hayatı yüksek sesle yaşar, bazılarıysa ince ayar yapar. İnce ayar yapanlar fark edilmez ama bozulduklarında bütün düzen çöker. Ben bunu geç öğrendim. Zaten geç öğrenilen şeyler daha kalıcı olur. Sokağın köşesindeki eski apartman, kimsenin bilmediği bir ritimle yaşardı. Sabahları merdivenler gıcırdar, akşamüstleri kapılar biraz daha yavaş kapanırdı. Apartman acele edenleri sevmezdi. İçinde yaşayanlar da zamanla buna benzerdi; aceleyi bırakır, gecikmeyi kabullenirlerdi. Alt kattaki dükkandan bazen bir ses gelirdi. Her gün değil. Geldiği günler de aynı olmazdı. Kimi zaman kısa sürer, kimi zaman insanın içini gereğinden fazla oyalardı. Sesin sahibini tanımazdım. Tanımam da gerekmezdi. İnsan bazı şeyleri tanıyınca açıklamak zorunda kalır; ben açıklamaktan hoşlanmam. Apartmanın sakinleri bu ses konusunda ikiye ayrılırdı. Hikmet Bey sesi bir fazlalık sayardı. Hayatta her şeyin ölçülü olması gerektiğine inanırdı ama ölçünün nerede başladığını hiç bilmezdi. Emine Hanım ise sesi severdi. Nereden geldiğini sormaz, ne zaman biteceğini merak etmezdi. Bazı şeylerin sadece var olmasına razıydı. Ben sesin geldiği günlerde yürüyüşümü yavaşlatırdım. Bilerek değil. Ayaklarım karar verirdi. İçeri girmedim. Kapının önünde durmadım. Bir şeyin çevresinde dolaşmak, içine girmekten daha güvenlidir. İçine girince yanlış anlaşılma ihtimali başlar. Bir gün ses kesildi. Sokak aynıydı ama bir şey eksikti. Eksiklik bazen yokluk değildir; alışkanlığın yer değiştirmesidir. O gün Hikmet Bey rahatladı. Emine Hanım pencereyi erken kapattı. Ben ise eksik olan şeyin ne olduğunu uzun süre adlandıramadım. Adlandıramadığımız şeyler daha ağır olur. Ertesi hafta ses geri geldi. Bu kez acele etmedi. Küçük bir yanlışla başladı. Yanlış hemen toparlanmadı. Olduğu yerde durdu. Sanki dinleyenin de durmasını istiyordu. Sonra devam etti ama aynı yerden değil. Hayatta devam edilen yerler çoğu zaman başladığımız yerler olmaz. O an istemsizce gülümsedim. Gülüşümün nedeni ses değildi; sesin hata yapabilmesiydi. Hatasız şeyler insanı gerer. Kusur, insanı rahatlatır. Komik bir an da yaşandı. Apartmanın kedisi yanlışlıkla içeri girdi. Ses durdu. Kedi çıktı. Ses kaldığı yerden değil, başka bir yerden devam etti. Kimse buna şaşırmadı. Hayat, kesintilerle de ilerleyebilirdi. Zamanla apartmanda küçük değişiklikler oldu. İnsanlar birbirine daha az baktı ama daha çok fark etti. Hikmet Bey şikâyet etmeyi unuttu. Emine Hanım pencereyi daha sık açar oldu. Ben sesin geldiği günleri takvimde işaretlemedim. İşaretlenen şeyler görev gibi algılanırdı. Bir gün kapıda karşılaştık. Elinde dosyalar vardı. Dosyaların içi hakkında konuşmadık. Zaten insanlar çoğu zaman taşıdıkları şeyleri anlatmaz, sadece taşıdıklarını gösterirdi. Başını salladı. Ben de karşılık verdim. İki hareket de yerini buldu. O günden sonra ses aynı sıklıkla gelmedi. Bazen geldi, bazen gelmedi. Apartman buna alıştı. İnsanlar da ben de… Alışmak, daha uzun sürer ama daha sessiz olur. Sessiz olan şeyler genelde daha dayanıklıdır. Ses hala orada bir yerlerdeydi. Gelmediği günlerde bile bunu biliyordum. Bazen bilmek, duymaktan yeterlidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.