DOLAR
32,4759
EURO
34,5661
ALTIN
2.475,07
BIST
9.542,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Az Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
19°C
Perşembe Az Bulutlu
19°C
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

Geliyor…Hissedebiliyorum…

Geliyor…Hissedebiliyorum…
30 Aralık 2022 10:39
0
A+
A-

Titreyen ellerim, dönmeye başlayan başım, dökülmek için bekleyen yaşlarım ve içime sinen korku ile geldiğini anlamak zor olmuyor.

Her sabah, her akşam, yemek yerken hatta ve hatta uyurken bile geliyor. Birazdan karanlığın içinden çıkacak, aynı alaycı gülüşle bana bakacak, benimle dalga geçecek ve benim bu halimden zevk alarak beni izleyecek. Nereden mi biliyorum? Çünkü hep bunu yapıyor. Onun özelliği bu; İnsanlar ondan korksun diye var olan bir yaratık. Yaşamaya gayesi insanların korkularından beslenmek olan bir ruh…

Ve sürekli misafirim olan bu ruh, yeniden bana geliyor. Onu istemediğim halde. Ve o da bunu bildiği halde. Ve o an başlıyor… Karanlığın içinden yavaşça ses yükseliyor ve simsiyah vücudu, belli belirsiz gölge gibi duran yüzü, arkasında onunla beraber gelen siyah dumanlar ve iğrenç kahkahasıyla beraber geliyor. Kendine has ses tonu ve iğneleyici laflarıyla, benim en büyük korkularım, üzüntülerim ve hayallerim üzerinden benimle eğlenmek ve korkularımla kendini doyurmak için geliyor.

‘Ben geldim.’ dedi, hafif boğuk, biraz sert ve alaycı bir ses tonuyla.

‘Defol.’ dedim içimden,  az kırgın ve sitem dolu bir sesle.

‘Bunu yapmayacağımı çok iyi biliyorsun. Benden hiçbir zaman kurtulamayacaksın! En azından benim seninle işimi bitirene kadar.’ diye cevap verdi, aynı alaycı tavırla.

‘Sen gerçek değilsin.’ diye tekrarladım içimden. Kaldığım yetiştirme yurdunun soğuk odası ve sert demir yatağında içimin titrediğini hissediyordum. O ise bana kahkahalarla gülmeye başlamıştı.

‘Ben, söylediklerim ve hissettiklerin gerçek.  Bunu sende biliyorsun. Ama buna rağmen niye bana böyle davranıyorsun? Beni neden sevmiyorsun? Yoksa 14 yaşında seni sevmediği için yetimhaneye bırakan ailen yüzünden mi? Ya da bunu sana karşı kullanan arkadaşların gibi yapacağımı veya seni terk edeceğimi mi düşünüyorsun?’  dedi. Hep yaptığı ve beni aşağılamaya yönelik olan konuşmasını yapmasının ardından yeniden o iğrenç kahkaha… ‘Sen burada yoksun, sen burada yoksun, sen burada yoksun…’ diye devam ettim. Gözlerimden yaşlar süzülmeye başlamış, ellerim vücuduma sarılı ve ileri geriye titreyerek gitmeye başlamış, soğuk terler boşaltmaya başlamıştım.

‘Sen iğrenç bir kızsın. Bu yüzden ailen seni buraya gönderdi.’ diyerek beni daha da üzmek için konuşmaya devam etmişti ‘Sus!’ dedim. İçimde büyüyen korkuyla beraber onunda gölgesi büyümeye devam ediyordu.  ‘Bir işe yaramadığın ve baş belası oluğun için benimle konuşmak zorundasın. Benden başka hiç kimse senin ’ dedi ve kısa bir an durduktan sonra yeniden devam etti: ‘Ömrünün sonuna kadar terk edileceksin! Hep yalnız kalacaksın.’ diyerek konuşmasını bitirdi. Bense tüm vücudumu sıkıyor ve daha fazla ağlamamak aynı zamanda hıçkırıklarımla diğerlerini uyandırmamak için kendimi tutuyordum. En gizli korkularımı ve hayallerimi biliyordu.  Sadece benim değil, herkesin en gizli sırlarını bilen bir canavardı o. Sürekli yanımıza geliyor, korkularımızı gün yüzüne çıkarıyor ve bundan besleniyordu. Aynı şimdi yaptığı gibi…

‘Boşuna uğraşma. Benden ne kadar korktuğunu hissediyorum. Ruhumu besliyor bu korku.’

Ve yine o iğrenç kahkaha…

Yine ve yine…

‘Yeter bu kadar. Lütfen git!’ diye yalvarır gibi konuştum. Çünkü daha fazla devam ederse buna dayanamayacak gibi hissediyordum.

‘Şu an gitsem bile geri geleceğim. Bunu sende biliyorsun.  Ama seni bugün azat ediyorum. Yarın tekrardan aynı korku dolu dakikalar da görüşmek üzere. ’

Son sözünü söyledi ve dediği gibi gitti. Başka insanları en zayıf noktalarından vuracak ve onları da son raddeye getirene kadar alay edecek ve tam o raddeye gelince gidecekti. Sonra gidecek ve kendimizi en güvenli hissettiğimiz anda yeniden gelecekti. Ta ’ki bizden alabileceği bir korku kalana dek. Ve o son raddeyi geçince…

Her şey bitecekti.

Dilara ATASOY

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.