Dünyanın dört bir yanında yaşanan çatışmalar, insanlığa aynı gerçeği tekrar tekrar hatırlatıyor: Kanunlar ve kararlar kalemle değil de silahla yazıldığı sürece, adalet yerini bulmayacaktır.
Son dönemlerde birçok ülke arasında yaşanan gerginlikler ne yazık ki savaşlara dönüşüyor. Sorunların çözümü için müzakere masalarına oturmak yerine, taraflar silahların gölgesinde karar vermeyi tercih ediyor. Oysa insanlık tarihi bize göstermiştir ki konuşularak çözülen sorunlar kalıcı barış getirirken, silahla dayatılan çözümler yalnızca yeni düşmanlıkların temelini atar.
Savaşların en ağır bedelini ise cephedeki askerlerden çok siviller öder. Bombaların altında kalan şehirler, yıkılan evler, yetim kalan çocuklar ve gözyaşı döken anneler, savaşın gerçek yüzünü ortaya koyar. Eğer devletler sorunlarını masa etrafında konuşarak, ortak fikirlerde buluşarak ve kalemle imzaladıkları anlaşmalarla çözebilselerdi, ne masum insanların kanı dökülürdü ne de gelecek nesiller nefret duygularıyla büyürdü.
Kalemin attığı imzalar barışa giden yolu açar. Çünkü kalem uzlaşının, diyaloğun ve aklın sembolüdür. Masada imzalanan bir anlaşmanın sonunda kazanan taraf yalnızca bir devlet olmaz; her iki ülkenin halkı da kazanır. İnsanlar güven içinde yaşar, ekonomiler gelişir, kültürel ilişkiler güçlenir ve toplumlar birbirine düşman gözüyle bakmaz.
Ancak savaşların devam ettiği bir dünyada başka kazananlar da vardır. Çatışmalar uzadıkça silah sanayileri büyür, silah tüccarları daha fazla gelir elde eder. Bir yandan taraflara silah satanlar, diğer yandan kendilerini arabulucu olarak göstererek barış masaları kurarlar. Böylece savaşın başlamasından da sürmesinden de ekonomik çıkar sağlayan çevreler ortaya çıkar.
Bu nedenle insanlığın önünde önemli bir tercih bulunmaktadır. Ya sorunları silahların diliyle çözmeye çalışacak ve her defasında yeni acılar yaşayacağız ya da kalemin gücüne inanarak diyalog ve uzlaşma yolunu seçeceğiz. Gerçek adalet, namlunun ucunda değil; aklın, hukukun ve vicdanın rehberliğinde alınan kararlarda bulunur.
Kanunlar kalemle yazıldığında insanlar yaşar, şehirler ayakta kalır ve gelecek umutla kurulur. Silahlarla yazılan kanunlar ise geride yalnızca yıkım, acı ve pişmanlık bırakır. Bu yüzden dünyanın bugün her zamankinden daha fazla kaleme, diyaloğa ve barışa ihtiyacı vardır.
Şair, Yazar, Gazeteci
Elvin Mütaliboğlu