İnsan, insana değer verdiği kadar insandır.
Birbirimize değer vermeyi, farklılıklarımıza rağmen saygıyla yaklaşmayı ve insan onurunu her şeyin üzerinde tutmayı öğrenmeliyiz. Çünkü hayat, kırarak değil gönül yaparak güzelleşir. İnsan ilişkilerini ayakta tutan öfke değil, anlayış kibir değil, tevazu yargı değil, vicdandır.
Başkalarına ağır sıfatlar yakıştırmak kolaydır. Oysa insanın en zor yaptığı şey, aynaya bakıp kendini sorgulamasıdır. Atalarımız ne güzel söylemiş: “Tencere dibin kara, seninki benden kara.” Başkasının kusurunu görmekten önce kendi eksiklerimizi görebilmek, gerçek olgunluğun işaretidir.
Hiç kimse kusursuz değildir. Hepimizin yanıldığı, hata yaptığı zamanlar olmuştur. Bu yüzden yargılamak yerine anlamayı, incitmek yerine gönül almayı, ötekileştirmek yerine kucaklamayı seçmeliyiz.
Bir de konuşmayı ihmal etmemeliyiz. Susmak her zaman çözüm değildir. Bazen bir sessizlik, bin yanlış anlamaya dönüşür. Sen sustukça, karşındaki kırılır; sen içine attıkça, onun öfkesi büyür. Oysa samimi bir sohbet, içten bir özür ya da sevgiyle söylenmiş birkaç cümle, en kalın duvarları bile yıkabilir.
Unutmayalım… Sorunlar konuşuldukça küçülür, susuldukça büyür. Gönüller sevgiyle, ilişkiler ise güven ve iletişimle ayakta kalır.
Gelin, kırıcı sözleri değil güzel sözleri çoğaltalım. Yargılamayı değil anlamayı seçelim. İnsanların kusurlarını değil, güzel yanlarını görmeye çalışalım. Çünkü bu dünyadan geriye ne mal kalır ne makam… Geriye sadece gönüllerde bıraktığımız iz ve dilimizden dökülen sözler kalır.
Sevgi paylaştıkça çoğalır, saygı gösterildikçe değer kazanır, insan ise insanı incitmediği sürece gerçekten insandır.
AYŞEN 💐