Yazların denizi aynı mavi, güneşi aynı yakıcılıktadır. Ama bazen insanı eksilir. Böylece yazlar da farklılaşır. Değişen hiç bir şey yok gibi görünür. Oysa her şey değişmiştir. Artık bizim yazlarımız da böyle olacak.
Yıllar boyunca aynı yazlıkta, farklı şehirlerden gelerek, aynı masada buluşan insanlardık. Sabah kahvelerimiz, akşam yemeklerimiz, uzayıp giden sohbetlerimiz vardı. Birbirimizi seçerek yan yana gelmiştik. Dışarıdan bakanlar imrenirdi bize. Çünkü o masada tedadüf değil emek vardı, dostluk vardı.
Geçen yıl temmuz ayında ilk darbe geldi bu tabloya. Nesrin’imizi kaybettik. Kız kardeşinin ağır bir hastalığı olduğunu yazlıkta öğrenmişti. “Gideyim, hastaneden çıkınca yanında olmalıyım.” Demişti. Umut böyle bir şeydi, insanı ayakta tutarken en çokta oradan vururdu. Oysa bilmiyordu ki kardeşi hastaneden hiç çıkamayacaktı.
Kardeşinin yanına gittikten kısa süre sonraydı. Nesrin bizlere ayağının şiştiğini söyledi. Ertesi gün de doktora gitti. Dönüşte, merdivenleri çıkarken, kalbi bu acıya dayanamadı. Ölüm ne zaman geleceğini söylemez. En sıradan anı seçer. Bir merdiveni, bir dönüş yolunu bir kavuşmayı…Ve hayat tam orada durur. Nesrin’i acıyla toprağa verdik. Ardında boynu bükük bir eş, blr oğul ve çok sevdiği torununu bırakarak.
On iki gün sonra kardeşi de vefat etti.
İkisi de birbirlerinden habersiz aynı sessizliğe yürüdüler.
O günden sonra yazlıkta hiçbir şey aynı olmadı. Bir sandalye hep boş kaldı. Gülüşler eksikti bundan böyle.
Bu acının ardından sevgili Meral’imin eşi Ruşen Bey hastalandı. Yaz boyunca hastaydı. Eve dönüldüğünde ameliyat kararı alındı. Sevindik, umutlandık. Ameliyat oldu, yoğun bakıma alındı. Günler uzadıkça içimize sessiz bir endişe çöktü. Meral’im konuşmuyordu. Bazı acılar söze gelmezdi. Bir hafta sonra kara haber geldi.
Bir dostumuzu daha kara toprak alacaktı. Meral’imin sevdiği adam yoktu artık. Ruşen Bey’i Niğde’ye, baba ocağına uğurladık. Ardında onu çok seven bir eş kalmıştı.
Deniz hala aynı, evler aynı gibi. Ama insanlar eksik. Masalar yarım. Yazlar artık daha bir sessiz olacak.
Bir buçuk yılda iki dost, iki büyük kayıp.
Kalabalıklar bir anda dağılabiliyor, sevinçler susabiliyor.
Geriye sadece anılar ve içimizde büyüyen bir özlem kalıyor.
Bazı yazlar geçmiyor.
Bazı vedalar hiç bitmiyor.
AYŞEN ÖZGÜR