‘‘Resimlerin dili olsa da konuşsa’’ zamanı eskilerde kaldı sanırım. Bir tablo içine sıkıştırılmış bir roman dolusu düşünceyi nerde bulacağız artık. Elizabeth Siddal’ın kızıl tonlu buhar saçlarının üzüntüsünü, Van Gogh’un ölümü resmeden mavi ışıklı gelgitlerini şimdiki zamanda neden göremiyoruz? Sanat ve edebiyatın duygusu, eskisi kadar neden canlı değil? Yoğunluklarımızın yansıması neden...