

ERİK AXL SUND
432 SAYFA
Karga Kız’ın Dünyasına Girmeye Cesaretin Var Mı?
Her şey çalılığa atılmış bir çocuk cesedinin bulunması ile başlıyor. Soruşturmanın yetkilisi Komiser Jeannette Kihlberg; işkence görmüş ve mumyalanmış cesedi incelediğinde polisin gördüğü en karanlık ve karmaşık vaka ile karşı karşıya olduğunu bilmemektedir elbette. Cesedin kimliğini teşhis etme çabaları sürerken işlenen yeni cinayetler, Komiser ve ekibini hayli zora sokar. Bir seri katil vardır karşılarında. Hem de ardında iz bırakmayan bir seri katil.
Jeannette’in bazı şüpheleri olsa da elinde yeterli delil olmadan kimseyi gözaltına alamaz, sorgulayamaz. Bu çıkmazda nasıl yol alacağına kafa yorarken yolu özellikle çocukluk travmaları üzerine uzmanlaşmış psikolog Sofia Zeeterlund ile kesişir.
Bir yandan polise destek olan Sofia, bir yandan da Victoria Bergman adlı hastasının dosyasına yoğunlaşır. Terapi seanslarındaki ses kayıtlarını tekrar tekrar dinlerken, işlenen seri ve vahşi cinayetlerle ilgili tanıdık gelen bulgular dikkatini çeker. Kimdir Victoria ve karanlık geçmişinde ne travmalar gizlidir?
Jerker Eriksson (bir hapishanede kütüphaneci) ve Håkan Alexander Sundquist (müzisyen ve ses mühendisi) adlı iki yakın arkadaşın bir işbirliğinin sonucunda Erik Axl SUND takma adını kullanarak ortaya çıkardıkları psikolojik gerilim serisin ilk kitabı Karga Kız. İnsan ruhunun derinliklerine doğru yapılan gerçek anlamda bir gerilim yolculuğu. Çocuk cinayetleri, işkence ve pedofili unsurlarını okurken ürpermemeniz imkansız. Deliliğin en uç noktası, zihnin en karanlık yanı oldukça rahatsız edici, geren ama bir o kadarda merak uyandıran bir anlatım. Karanlık bir hikaye dediğim gibi ve insanın ne kadar kötü olabileceğini tüyler ürperten bir şekilde anlatıyor. Bu tür okumayı sevenler için tavsiye edebilirim ama ciddi anlamda rahatsız edici olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.
Oldukça heyecan veren bir noktada kaldı hikayemiz. Okurken sevgili Hülya Keskin eşlik etti bana.Teşekkür ediyorum canım. Bir kaç gün içinde devam kitabına başlayacağım ve bakalım daha neler ile karşılaşacağız.
Suçluluk duymayan insan kötü olabilir mi veya suçluluk duygusu kötülüğün ön koşulu mu?
Kötü şeylere seyirci kalmayacak, onları engelleyecekti. Gerçek bir insan olmak istiyordu. Polis olmak onun için bu anlama geliyordu.
Tehlikeli birtakım adamlar var. Onların gözünde insan hayatının hiçbir değeri yok. İnan bana, bunu biliyorum.
İnsan paramparça olup bir canavara dönüşmeden ne kadar eziyete katlanabilirdi?
Onu delilikten ayıran ince zarı kesti. Hiçbir şey benimle başlamadı, diye düşündü. Hiçbir şey benim içimde başlamadı. Ben çürümeye yüz tutmuş ölü bir meyveyim.
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!
Arzu ORTAÖREN