Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
31°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C
Cumartesi Çok Bulutlu
28°C
FERDA
30 Haziran 2026 11:13
0
A+
A-

FERDA
EBRU CÜNDÜBEYOĞLU
168 SAYFA

📖Bakıma muhtaç olmak, nefes aldığın sürece yaşadığının sanılması beni çok korkutuyor. Ben kendime yetebileceğim sürece yaşamak istiyorum.

📖O an tanımasaydı bizi, belki bu kadar canımı yakmayacaktı söylediği:

“Lütfenn, bunu unutmak istemiyorum.”

‼️70’li yaşlarında, Şile’de tek başına yaşayan Ferda, emekli bir felsefe profesörüdür. Kendi ayakları üzerinde duran, başarılı, çevresi tarafından çok sevilen ve sayılan biridir. Aynı zamanda yazdığı fantastik romanlar ile de edebiyat dünyasında adından söz ettiren bir kalemdir.

‼️Yeni romanı üzerinde çalışırken kelimeleri bulmakta zorlandığında başta bunu pek önemsemez. Ardından başka unutkanlıklar yaşamaya başlar. Peynirli sandviç hazırlarken içine peynir koymayı unutmak gibi. Bir süredir kızından ayrı olmanın ve yeni kitap heyecanının etkileri olduğunu düşünür bu unutkanlıkların. Doktora gittiğinde konulan Alzheimer teşhisi, bugüne kadar hep aklıyla, mantığıyla hareket etmiş bu güçlü kadın için tam bir yıkım olur.

‼️Hastalık onu tamamen ele geçirip, aciz hale getirmeden önce kendi iradesiyle kendine bir yol çizmek zorundadır. Çünkü en büyük korkusu canından çok sevdiği kızına yük olmak, onun hafızasında “zavallı bir anne” olarak kalmaktır.

‼️Uzun süredir kitaplığımda okunmayı bekleyen bir eserdi “Ferda.” Son sayfayı, son cümleyi okuyup kitabı kapattığımda kelimenin tam anlamıyla oturup kaldım boğazımda bir yumruyla. Anlatım oldukça sade ve akıcı. Hastalığın etkisiyle yavaş yavaş kaybolan hafıza sonrası insandan geriye kalanlar, Ferda’nın kendi hayatına yön verme mücadelesi, kızıyla olan derin bağı, yer değiştiren sorumluluklar çok çok etkiledi beni. Sorgulatan, düşündüren oldukça dokunaklı bir hikaye.

‼️Kitabı üzerine yapılan bir röportajında, ” Valla, ben unutmaktan korkarım. Hayatımda güzel şeyler biriktirdiğim için daha çok unutmaktan korkarım.” diyor Ebru hanım. Yine aynı röportajda ” Alzheimer olmuş bir kişinin gözünden anlatıyorum ben. Bugüne kadar ki zamanda, pek çok hikaye ve film Alzheimer olmuş kişinin yakınlarının anlattığı, ikinci şahıslardan anlatılan şeylerdi. Zaten onlar yaşıyorlar, kaybı onlar görüyorlar, sevdiklerinin nasıl elden gittiğine onlar şahit oluyorlar, zorluğunu onlar çekiyorlar. Ben bunu tam tersine çevirip, olmuş kişinin kendi gözünden anlatımıyla yazdım” diyor.

‼️Beni çok etkileyen bir hikaye oldu. Kesinlikle tavsiyemdir.

‼️Bu arada Ferda kelime anlamı olarak “gelecek, zaman, yarın” demekmiş ki anlattığı konu itibariyle bu ismin seçilmesi de ince ve anlamlı bir tezat.

📖Sadece sayılarla değil adlarla anılsaydı yaşlar, eminim daha anlaşılır, daha hatırlanır olurdu yıllar. Taht yaşı, baht yaşı, aşk yaşı, deli yaşı, bilgi yaşı, ilgi yaşı…

📖 Değişmez değişim kanunları olan şu dünyada hep en az değişen şeyler güven verir bize.

📖 En fenası kendi kendime yabancı geliyordum ve kendimden kaçacak yerim yoktu.

📖 Ömrümde belki de ilk defa kendim için endişelenmiştim.

📖 Gördüklerinizi, duyduklarınızı tarif edersiniz de, bir şeyle bağlantı kurmadan kokuyu anlatamazsınız. Bu yüzden çoğu anınız, isimsiz kokuların ismi olur. Mine çiçeği evimdir mesela; kurşun kalem kokusu ilkokul yılları, pudra kızımın kokusu; yanmış odun bir pazar banyosu.

📖 İçinde olmadığında beden sadece yük. Ve ben bu yükü kimseye taşıtmak istemiyorum.

📖 Bu hastalık beni yaşarken öldürecekse, beni yaşarken öldü bilmelerinde ne gibi bir sakınca olabilir.

📖Pudralı kokusunu ciğerlerime doldurdum. Işıklım gelmişti, gelmişti ruhumun tadı.

📖 Ben kanatlarının altına saklansam. Ait olmaya ihtiyacım var. Benim sana ihtiyacım var.

📖 Ama beni çok çabuk büyüttün anne, ben daha fazla çocuk kalmak istedim.

📖 Çoklar, asla az kaybetmezdi çünkü.

📖 Her şeyden vazgeçtiğin zaman korkmazsın.

📖 “Sevdiğin adam güldüğünde gözünün kenarında oluşan çizgilerden birini bile sen yapmadıysan, adını onun nefesinde duymadıysan, yeşil erik mevsimi gelmiş gibi bir neşeyle dudaklarını tadamadıysan, gözünün ışığı yüzüne vurmamışsa, susuz, rüzgarsız girdaplardan haberin yoksa… o zaman hiç konuşmayacaksın aşktan.”

📖 Var olmak arzuyu, arzu da gücü doğururmuş.

📖 Dünya kurulduğundan bu yana bu düzene ne isimler verilmiş olursa olsun, iki değişmezi vardır; oyunu kuranlar ve o oyunda oynayanlar.

📖 Yine deseydin ya büyüyünce unutursun diye. Çok büyüdüm anne, çok. Bak işte unutuyorum artık. Bu muydu büyüyünce unutursun dedikleri?

📖 Hâlâ nerede güzel bir çiçek görsem teşekkür eder, yıldızlı gökyüzüne şükrederim.

📖 İzlemek aşkın alametidir.

LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!

Arzu ORTAÖREN

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.