Nazım Hikmet deyince, aklımıza ilk olarak serbest ölçülü şiir gelir. Nazım Hikmet serbest ölçülü şiirlerinde çok değişik biçimler kullanmıştır. Bu konuda o kadar ileriye gitmiştir ki, bazı şiirlerinde dize dizilişleri merdiven basamakları gibidir. Nazım Hikmet her ne kadar biçimde devrim niteliğinde değişiklikler yapsa da, hiçbir zaman uyaktan vazgeçmemiştir. Bu konuda...
Zifiri karanlıkta kalmış yüreğim. Her yerde cesetler. Kaç kişi öldü içimde, Kaç kişiyi öldürdüm bedenimde? Duyduklarım kiminle alakalı bilmem, Gördüklerim benimle kesin. Kollarımda kaybedilen ruhlar… Neredeyim nerede kaybolmuştum ben? Kendimi kurtaramam sanki, Kimi çağırsam sahte kime bağırsam gölge. Her gözyaşının farklı hikayesi vardı yüzümde. Ağlayan sadece gözler değildi, Yürek de...
Öküz möküz bulamadım Kendimi koştum sabana Ekini hiç sulamadım Tabana kuvvet tabana İnsan bu işten bıkıyor Kemeri sıktıkça sıkıyor Heryerimizde çıkıyor Çıbana bakın çıbana Kimi güldü kimi kızdı Bak aramızdan su sızdı Senin gibi akılsızdı Selam söyle o babana Alparslan kendim eyledim Dünya malını neyledim Ben de o kadar söyledim...
^^^^ İn misin cin misin, bilmem ki nesin? Seni çözmek ne zor şeymiş deliban. Ayaktan tut başa, her yanın esin; Seni çözmek, ne zor şeymiş deliban. *** Dizeler dizersin ozan dilince, Yansır yüreklere inceden ince. Süleyke olursun yağmur dinince; Seni çözmek, ne zor şeymiş deliban. *** Navruz çiçeğisin, nazlı mı...