Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Salı Açık
28°C
Çarşamba Açık
29°C

ADMİN

   

RUHUN SESSİZ YORGUNLUĞU

20 Haziran 2026 16:15
0
A+
A-

Hevesin, Umudun ve Sabrın Hikâyesi

“Yorgunluk sadece bedende olmaz… Bazen insanın hevesi yorulur, umudu yorulur, sabrı yorulur…”

İnsan, hayat denilen uzun yolculuğa büyük hayallerle başlar. İçinde umutlar vardır, yarına dair güzel düşünceler vardır. Her başlangıçta yeni bir heyecan, her adımda yeni bir beklenti taşır. Fakat zaman ilerledikçe insan, hayatın yalnızca sevinçlerden ibaret olmadığını öğrenir. Çünkü hayat, bazen bir tebessüm kadar sıcak, bazen de sessiz bir ayrılık kadar ağırdır.

Çoğu insan yorgunluğu yalnızca bedenin bitkinliği zanneder. Oysa insanı asıl tüketen, omuzlarında taşıdığı görünmez yüklerdir. Bedenin yorgunluğu dinlenmekle geçebilir; fakat ruhun yorgunluğu çoğu zaman sessizce büyür, derinleşir ve insanın içine yerleşir.

İnsan bazen uzun saatler çalıştığı için değil, kırıldığı için yorulur.

Anlaşılmadığı için yorulur.

Değer verdiklerinin zamanla değiştiğini gördüğü için yorulur.

Fedakârlıklarının karşılık bulmadığını hissettiği için yorulur.

Ve en çok da, içindeki duyguları kimseye anlatamadan yaşamaya mecbur kaldığı için yorulur.

Çünkü bazı yorgunluklar gözle görülmez.

Ne bir tahlilde çıkar, ne bir röntgende görünür.

Onlar insanın kalbinde birikir.

Sessizce…

Fark edilmeden…

Bir damla gibi düşer insanın içine ve zamanla koskoca bir yalnızlığa dönüşür.

Hayatın bir döneminde herkes büyük bir hevesle yola çıkar. İnsan, dünyayı değiştirebileceğine inanır. Sevdiklerine faydalı olmanın, dostlukların, vefanın ve samimiyetin her şeyden üstün olduğunu düşünür. Fakat yıllar geçtikçe bazı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.

Kimi zaman en çok emek verdikleri uzaklaşır.

Kimi zaman en çok güvendikleri kırar.

Kimi zaman da insan, kendi sessizliğinde kaybolur.

İşte o zaman beden değil, heves yorulur.

Bir zamanlar büyük bir istekle yapılan işler, aynı heyecanı vermemeye başlar. İnsan eskisi kadar sevinemez, eskisi kadar heyecanlanamaz. Çünkü yorgunluk, insanın yalnızca gücünü değil, coşkusunu da elinden alır.

Sonra umut yorulur…

Oysa umut, insanı hayata bağlayan en güçlü duygudur. İnsan, yarına dair bir ışık gördüğü sürece mücadeleden vazgeçmez. Fakat bazen üst üste gelen imtihanlar, ertelenen hayaller, gerçekleşmeyen beklentiler ve bitmek bilmeyen mücadeleler insanın içindeki umudu da yıpratır.

Bir süre sonra insan, hayal kurmaktan korkmaya başlar.

Çünkü her hayalin ardından gelen hayal kırıklığı, kalbinde yeni bir yara açmıştır.

Bu yüzden sessizleşir.

Daha az konuşur.

Daha az anlatır.

Çünkü bazı acılar vardır ki kelimelere sığmaz.

Bazı kırgınlıklar anlatılamaz.

Bazı gözyaşları yalnızca geceye emanet edilir.

En ağır yorgunluk ise sabrın yorulmasıdır.

Sabır, insanın taşıdığı en büyük erdemlerden biridir. İnsan bazen ailesi için sabreder, bazen evlatları için, bazen sevdikleri için, bazen de yalnızca Allah’ın rızasını kazanabilmek için…

Fakat ne kadar güçlü olursa olsun, insanın da yorulduğu anlar vardır.

Sürekli anlayan…

Hep alttan alan…

Kırıldığı hâlde kırmamaya çalışan…

Ağladığı hâlde gülümseyen insanlar vardır.

Dışarıdan bakıldığında güçlü görünürler. Oysa en sessiz insanlar, çoğu zaman en ağır yükleri taşıyan insanlardır.

Çünkü bazı insanlar ağlamayı bile yalnızken öğrenmiştir.

Kalabalıkların içinde gülümseyip, geceleri yastığına başını koyduğunda sessizce gözyaşı döken insanlar vardır.

Kimseyi üzmemek için kendi acısını içine gömen insanlar vardır.

Kimseye yük olmamak için yaralarını kendi kendine saran insanlar vardır.

Onlar güçlü oldukları için değil, mecbur kaldıkları için susarlar.

Hayat insana zamanla birçok şey öğretir.

Kimin gerçekten yanında olduğunu…

Kimin yalnızca iyi gün dostu olduğunu…

Kimin sevgisinin samimi, kimin ilgisinin geçici olduğunu…

İnsan yaş aldıkça kalabalıkların değil, samimiyetin kıymetini anlar.

Çünkü bazen yüzlerce insanın arasında yalnız kalmak, bir dostun sessiz varlığını özlemek demektir.

Belki de olgunlaşmak biraz da budur.

Daha az konuşmak…

Daha çok anlamak…

Daha az beklemek…

Ve insanlardan çok Allah’a güvenmeyi öğrenmek…

Çünkü insanlardan gelen her şey değişebilir.

Sevgiler azalabilir.

Dostluklar bitebilir.

Yollar ayrılabilir.

Fakat Allah’ın rahmeti hiçbir zaman tükenmez.

İnsanın en karanlık anlarında bile yeniden ayağa kalkmasını sağlayan şey, sahip olduğu imandır.

Çünkü her gecenin bir sabahı vardır.

Her kışın bir baharı…

Her gözyaşının ardında gizlenen bir hikmeti…

Her sabrın sonunda da Rabbimizin vadettiği bir mükâfatı vardır.

Belki bugün içimiz yorgun…

Belki heveslerimiz eskisi kadar güçlü değil…

Belki umutlarımız biraz kırık…

Belki sabrımız sınanıyor…

Ama hayat, düştüğümüz yerde kalmak için değil; yeniden ayağa kalkmayı öğrenmek için verilmiştir.

Çünkü insan bazen yaralarıyla büyür.

Acılarıyla olgunlaşır.

Kaybettikleriyle güçlenir.

Ve gün gelir, bir zamanlar kendisini tükettiğini düşündüğü bütün imtihanların aslında kendisini olgunlaştırdığını fark eder.

İşte o zaman anlar ki;

Bazı yaralar zamanla iyileşir…

Bazı acılar dua ile hafifler…

Bazı kayıplar sabırla anlam kazanır…

Ve bazı yorgunluklar, insanı Rabbine daha da yaklaştırır.

Bu yüzden insan ne kadar yorulursa yorulsun, içinde taşıdığı umudu tamamen kaybetmemelidir.

Çünkü bazen bir dua…

Bazen samimi bir dost sözü…

Bazen içten bir tebessüm…

Bazen de kalpten gelen bir teşekkür, insana yeniden yaşama gücü verebilir.

Unutmamak gerekir ki;

Yorgunluk sadece bedende olmaz…

Bazen insanın hevesi yorulur…

Umudu yorulur…

Sabrı yorulur…

Ama Allah’a sığınan bir kalbin yeniden ayağa kalkacak gücü her zaman vardır.

…..

Mehmet Sebih Altun
Gazeteci – Yazar – Sivil Toplum Aktivisti
msebihaltun@gmail.com

ETİKETLER: , , , ,
Yazarın Diğer Yazıları
26 Haziran 2024 21:36
25 Kasım 2024 20:39
14 Haziran 2025 15:38
9 Haziran 2022 10:49
6 Ocak 2025 13:23
10 Ekim 2022 23:54
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.