BABA PARA YOK NECATİ AÇIKGÖZ … Şehrin caddeleri olabildiğince ıssız. Ne bir ses var etrafta, ne de gözle görülebilen kalabalıklar. Ana cadde yol güzergahı boyunca belli aralıklarla sıralanmış çöp bidonları, sahipsiz kedi ve köpekler arasında sanırsınız taksim edilmişte, her birisi sıra nöbetlerini vukuatsız tutabilme cidiyetinde beklemekteler bidonların başında. Sabahın erken...
Duygusuz, cahil gönüllerde Bir kurban gibidir, Narin masumlar…. Ve alelade sevgidir tüm çocuklar…. Kırmızının adı, başka, başka … Bize gül, size dikenli dal..! *** Sizin de gözleriniz var… Bizim de; Kahverengi, mavi , yeşil, ela…. Sizin de göz yaşınız var…. Bizim de ; Sizin ki toprağa… Bizim ki yaradana akar...
Felek beni takip Etti Felek beni takip etti durmadan Ben hayatın sefasını sürmedim Hiç vazgeçmedim ben hayal kurmadan Hep ağlattı ömrüm geçti gülmedim Başka işi yokmuş hep bana çattı Bir lokma uğruna gurbete attı Yüzümü hiç güldürmedi ağlattı Gözyaşlarım sele döndü silmedim Yaptığım her işte aldırdı hava Bitmedi hayata...
Aslımız astarsız kumaş iken Şimdi her yerden yama yedik. Yırtık pırtık kara lastik üstüne Keten çuvaldan hırka giydik Türlü türlü cefa içinde iken Ne kadar yaşadık ki sefa Çırpınıp dururken dertlerde Ömrüm geçti, oldu heba Benim boğazıma düğüm olanlar Şimdi her iki boğaza köprü olur Yutkunup, tutamadığım gözyaşlarım Deryalara doğru...
Ayşe Can İnsan ruhu, bazen kendi inşa etmediği sarayların bodrum katlarında, tozlu hatıraların arasında hapsolur. Birinin bakışında, bir cümlenin ağırlığında ya da cevapsız kalan bir çağrının boşluğunda “değersizlik” denilen o soğuk sızıyla tanışırız. Bu sızı, ilk başta keskin bir sitem gibi gelse de zamanla ağır bir yas havasına bürünür. Ancak...
Âdem’den beri ilk kez tüm gökyüzü gül koktu Yıldızlar gözlerini gördüğünde Dilruba’m Yüzünden uzak kalan bütün her şey soğuktu Sen sarı saçlarını ördüğünde Dilruba’m …. İzin verme pejmürde gönlüm sensiz delirsin Bazen bulunmaz nimet, bazen yağmur olursun Rüzgâr değse yüzüme aklıma sen gelirsin Zaman beni çöllere sürdüğünde Dilruba’m …. Bakışların...