

Yaşamın tek gerçek hediyesi ölümdür.
Ardımdan gelmiyor kimse.
Elimde demet demet çiçekler…
Bakınıyorum etrafıma,
kimse yok.
Ayak seslerim bile
bana ait değil artık,
gölgem bile
erken terk etmiş beni.
Kimsesiz tüm güzel kokular,
yağmursuz tüm bahçeler.
Kapısı hiç çalınmamış evler gibi
duruyor dünya,
her şey yerli yerinde
ama kimseye ait değil.
Kimsesiz açıyorum ölüme.
Ne bir el
ne de geri çağıran bir ses.
Zaman cebimde bozuk para,
duvarda parçalanmış saat gibi duruyor…
Ne harcanabiliyor
ne tamir ediliyor,
sadece ağırlık yapıyor
yaşadıkça.
Ömür…
Bir yer var içimde,
ışık girmiyor,
adımı bile fısıldayarak söylüyorlar.
Mahzende içilmeyi bekleyen insan manzarası.
Çizenin elleri yok,
bakanın gözleri.
Duvar çok kez ölmeyi öğreniyor benden,
Toprak ilk kez adımı öğreniyor benden.
Ben geçtikçe
dünya biraz daha susuyor,
sanki varlığım
bir vedaya benziyor.
Çiçekler ağır,
taşıyamıyorum kokularını.
Her şey fazlalık artık,
hatıralar,
bekleyişler,
yarım kalmış cümleler.
Tamamlanmayan ne varsa
benden daha diri,
ben ise
bitmiş bir kelime gibiyim.
Yaşam
benden kendini çoktan geri aldı.
Geriye
susmayı bilen bir kalp
ve kapanmayı öğrenmiş bir kapı kaldı.
Anahtarı das
artık içimde taşımıyorum.
Seher Gündoğdu// Dilaver Karagöz