Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C

Kırmızı Başlıklı Kız

Kırmızı Başlıklı Kız
12 Mayıs 2026 13:45
0
A+
A-

Masallar, yüzyıllar boyunca çocuklara yalnızca uyku öncesi hikâyeleri sunmadı korkuları, öğütleri, toplumsal rolleri ve yetişkin dünyanın kaygılarını da taşıdı. Çocuk edebiyatının en bilinen anlatılarından biri olan Kırmızı Başlıklı Kız da bu yönüyle yeniden düşünülmeyi hak ediyor. Grimm Kardeşler’in derlediği bu meşhur masal, yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılarak bir öğüt abidesi haline getirildi. Büyüklerin sözünü dinlemek, yabancılara güvenmemek ve dikkatli olmak… Yıllardır bu mesajlarla anlatılır. Oysa masalın satır aralarına dikkatle bakıldığında, çocuk dünyası için oldukça sert bir atmosfer kurduğu görülür.

Her şeyden önce, küçük bir çocuğun tek başına ormanın içine gönderilmesi bugün düşündürücü bir ayrıntıdır. Annenin birkaç tembihle yetinmesi, tehlikeyi bilmesine rağmen çocuğu yalnız bırakması, masalın en sessiz ama en çarpıcı taraflarından biridir. Hikâye burada, koruyan bir yetişkinden çok, sorumluluğu çocuğun omzuna yükleyen bir dünyayı işaret eder.

Masalın merkezindeki kurt ise yalnızca kötü karakter değildir. Aynı zamanda kurnazdır, rol yapar, güven duygusunu kullanır. Büyükanne kılığına girerek yaptığı kimlik hırsızlığı, küçük kızı kandırması, masalın en tekinsiz yerini oluşturur ve çocuk zihninde korkunun biçimini değiştirir. Çocuklara yabancılara güvenmemeyi öğretmek elbette önemlidir. Ancak bu dersi, sevdikleri birinin kılığında onları bekleyen bir canavar üzerinden vermek, bir çocuğun dünyasında güven duygusunu temelinden sarsabilecek kadar sert bir yöntem değil midir?

Hikâyenin en sert bölümü ise kuşkusuz “yutulma” sahnesidir. Kurt tarafından yutulan bir çocuk ve ardından kesilen bir karın… Yetişkinler için bile karanlık sayılabilecek bu imgelerin, küçük yaşta bir çocukta nasıl bir duygu bıraktığı sorusu kolayca geçiştirilemez. Şiddetin bu denli soğukkanlılıkla sunulması, “iyiliğin zaferi” olarak paketlense de alt metindeki kanlı görsellik masalın narin dokusuna zarar verir. Eski masalların çoğunda korkunun bir eğitim yöntemi olarak kullanıldığı bilinmektedir ancak bugün çocuk psikolojisine dair bilgilerimiz arttıkça, bu yöntemin ne kadar tartışmalı olduğu da daha görünür hale geliyor.

Bir başka dikkat çekici nokta ise kurtarıcı figürüdür. Hikâyenin sonunda çözümü bulan, tehlikeyi ortadan kaldıran kişi avcıdır. Küçük kız ve büyükannenin kurtuluşu, dışarıdan gelen güçlü bir erkek karakter sayesinde gerçekleşir. Bu durum, klasik masalların çoğunda karşımıza çıkan geleneksel rol dağılımının bir örneğidir. Kadın karakterler korunmayı beklerken, erkek karakterler harekete geçen ve düzeni sağlayan tarafta durur.

Elbette masalları bütünüyle bugünün değerleriyle yargılamak haksızlık olur. Onlar kendi çağlarının korkularını, ahlak anlayışını ve toplumsal yapısını taşır. Ancak çocuklara anlatılan hikâyelerin zamanla dönüşmesi de kaçınılmazdır. Her dönem, çocukluğa başka bir yerden bakmıştır. Bugün yapılması gereken ise bu eski anlatıları tamamen terk etmek değil, onları yeniden anlatmanın yollarını aramaktır. Korkuyu azaltan, çocuğu edilgen değil güçlü gösteren, merakı cezalandırmak yerine anlamaya çalışan yeni yorumlar mümkün olabilir.

​Belki de bu masalı çocuklarımıza anlatırken, kurdun karnını yarmak yerine onu zekâmızla alt etmeyi, bir avcıyı beklemek yerine kendi yolumuzu çizmeyi öğretecek şekilde yeniden kurgulamalıyız. Bence masallar, korkuyla değil, umutla ve birey olma bilinciyle büyümelidir.

Ayşe Can

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.