İnsan, huzuru sürekli uzak ve ulaşılmaz olan şeylerde arar. Oysaki huzur sende gizlidir. Sen, sendeki huzurun yakınlığını göremiyorsan, uzakta aradığın seni hüsrana uğratabilir. Bazen en uzakta aradığımız en yakınımızdadır. Her nedense insanoğlu bu konuda çoğu zaman kördür. Ve kaybettiğinde her şey için çok geç kalınmış olur. O zaman da hüsranla...
Fotoğraflarına her bakışımda ayazda kalmışım gibi titrer gönül telim Ömrümce senden başkasına değmeyecektir ne yüreğim ne de elim Yaşadıkça senin gönül dağında deli deli esip duracaktır sevda yelim Her yerde kuraklık hakim olsa da gönül ovanı basacaktır sevgi selim Ey kainattaki en güzel kadın sevgili inan ki ben seni ömürlük...
Kirpiklerin yarıyor anemon renklerini, Yerle bir kelebeklerin alacası. Tekil bir bağdaşımdan çok daha ötesi, O fütursuz gamzelerin. Yeterlidir bir gülüş bazen Muhteşem ötesi olmasına, Lambadan çıkmış bir kentin. Bir inci, Masal alemine dönüştürüverir bir rıhtımı. İzzet katar yanık yüreğine, Aykırı düş kırlangıcının, Terapist bir bakış… nazenin… *** Tertibi yanıltmasın seni...
Gurbete ele düştüm sılam özümde Ağlayıp duruyor iki gözümde Gel diyorsun derman var mı dizimde Sessizliğe koştum kalbimi gülüm Aradım bir çıkış bulamadım ki Üzüldüm gönlünü alamadım ki Neredesin bilmem bilemedim ki Sessizliğe koştum kalbimi gülüm Bir seninle güldü yüzüm gülüyor Kalbimde yerini Tanrı biliyor Yokluğun bil artık canım soluyor...
Yazı yazmanın garip bir cazibesi var. Cazibeli yazı yazma bir düşünce jimnastiğidir. Jimnastik devam ettikçe düşünceler olgunlaşır. Olgunlaşan düşünceler yumağı gittikçe büyür. Toplumun karşı karşıya olduğu konular üzerinde bu düşünce yumağını fırsat buldukça açıyorum. Açılanın kaçta kaçı okuyucunun işine yaramaktadır. Peki okuyucunun işine yarayacak yazıları yazmakta hür müyüm? Bu sorulara...