

Her çıplak kalışımda;
Sokaklarda yaşar, merhameti gözlerim.
Her kimsesiz yanışımda;
Bir kış gününe uğrar, kendimi izlerim.
Ne zaman ayaz yese gönlüm
Harflerden şiirler örer,
Sığınmak ne güzelmiş derim !
Ne zaman üşüse yüreğim
Sözcüklerden duygular giyer
Isınmak ne güzelmiş derim
Kahroluyordum,
Başımı gökyüzüne kaldırasım geldi,
Hem tanrı değil midir bizim gibi kâinatı da var eden.
Ne bileyim yaradanım Allah olmasına rağmen üşütenim ayazdı!
O halde ilacım güneşti.
Düşünüyordum,
Güneşe seslendim yaz şu anlıma yazımı.
Üşüyordum,
Gönlümün secdesinin tam zamanıydı!
Dualarım rüzgara dokunmuş ki ayazı lanetliyordu.
Ağlıyordum,
Can tatlıydı, dağılıyordu, mayası topraktı.
Ellerimi kaldırdım, yaşamı ikiye böldüm;
Var oluş ve yok oluş.
Yalvarıyordum,
Allah’ım çıplak kalmış ve üşürken, beni sıcaklığımla hatırlat tüm bu cihana…
Ruhum titredi, bir an da şah damarımda bir ses, alev gibi nefes.
Mikâil ensemde belirdi
Toprak ayak tabanlarımı gıdıkladı,
Ay yüzümü sevdi,
Yıldızlar saçlarımı okşadı,
Kainat ateş aldı sanki başımın üstünde….
Gözlerimden çok yaş akmıştı lakin bu kadar içli değildi.
Duydum ya rab duydum!
Hediyeni aldım….
Şimdi herkes için var olabilirim.
Şimdi kendim için yok olabilirim.
Dil Aver Karagöz (Gönle Giren Şair// Öksüz şiirlerin babası)
Tatlı düşler
Düş’ü Alevli paltosuz şiirler