Her şey vaktinde güzeldir. İnsan da. Kıymet, gecikmeye tahammül etmez. Zamanında fark edilmeyen değer, sonradan anlam kazanmaz; yalnızca vicdanı oyalayan cümlelere dönüşür. Çünkü bazı gerçekler vardır, geç kalındığında iyileştirmez; sadece ağırlık bırakır. İnsan, hayattayken anlaşılmak ister. Alkış için değil; yok sayılmamak için. Görülmeyen emek çürür, duyulmayan söz içe çöker. Ve...
İçimde bir şey kırıldı… Yeni gördüm gerçekliğimi. İnsanları daha önce net görememiş olsam gerek ki yeni yeni anlıyorum sanırım. Çekilmek gerekmiş geri, bakmak gerek kimde ne kadarım diye… Kırgınlık da geçmez şimdi, öyle kızgınlığın saman alevi değil ki. İçinde yara açar, iz bırakır; bir daha kimseye güvenmezsin mesela kırıldıktan sonra....
Hale Aşkın Zaman, bir nehir gibi akıp gider. Bazen sessiz, bazen hırçın… Ama nehir, bir kez yatağından taşınca geri dönmez; geri dönse bile, aynı suyu taşımaz. Biz de öyle değil miyiz? Boş geçen saatler, telafisi olmayan bir akıntı gibi elimizden kayıp gider. İnsan, zamanın boş geçtiğini çoğu zaman fark etmez....
MEYDAN TÜRKÜSÜDuysun sesimiziDuysun dost düşmanMeydanlarda birlikOlmaya geldik Hak verilmez alınırDiyenlerinBu uğurda dönülmezeGidenlerin Bizden önce can vermişYiğitlerinDestanını tekrar etmeyeGeldik El ele kol kolaOmuz omuzaÖzgürlüğün türküsünüDemeye geldik Miting alanlarını dolduran kitlelerin coşarak, halay çekip oynayarak hep bir ağızdan söylediği “Meydan Türküsü” adlı eseri yazıp besteleyen bir kıymetlimizdir Murat Kalaycıoğlu.Şair, besteci, senaryo yazarı...
Ayşe Can İnsan ruhu, bazen kendi inşa etmediği sarayların bodrum katlarında, tozlu hatıraların arasında hapsolur. Birinin bakışında, bir cümlenin ağırlığında ya da cevapsız kalan bir çağrının boşluğunda “değersizlik” denilen o soğuk sızıyla tanışırız. Bu sızı, ilk başta keskin bir sitem gibi gelse de zamanla ağır bir yas havasına bürünür. Ancak...
Halide Halid Araştırmacı yazar Biz, aynı dili konuşan, aynı kökten gelen ve aynı hafızayı taşıyan insanlarız. Coğrafyalar bizi ayırabilir, ama dilimiz, tarihimiz ve kaderimiz bizi her zaman bir arada tutar. Nerede yaşadığımız önemli değil, “Azerbaycan” dediğimizde içimizde aynı sızı, aynı gurur uyanır. Bu isim, sadece bir ülkeyi değil, aynı...
Zaman, avuçlarımızın arasından süzülüp giden ince bir kum saati değil aslında. Her bir tanesi ruhumuzun kıvrımlarına çarparak iz bırakan, aktıkça ağırlaşan ve bizi dönüştüren bir nehir. Bir yılın daha son demlerine yaklaştığımızda, takvim yapraklarının o hafif hışırtısı bize sadece günlerin geçtiğini değil, zamanın “eskidiğini” de fısıldıyor. Oysa eskiyen sadece rakamlar;...
Gördüklerimi duyduklarımı irdeleyip kötü olanla alay ederek, iyi olana saygı duyarak ben en çok kendimi yazarım. Aslında okuyucuya nara atarak ben// biz// hepimiz buradayız derim… Yetim büyüyen çocuktum ve annem olmadığı için hayır kelimesi daha altı yaşındayken zihin alfa bemden silinmişti, sanırım ömrümün sonuna kadar da alfabeyi eksik bileceğim. Şimdi...
Osamu Dazai… Japon edebiyatının o trajik ve isyankâr dehası. Genellikle melankoli, yabancılaşma ve modern hayatın acımasız eleştirisi ile anılır. Onun eserlerinde kendimizi, toplumsal normlara tutunamayan, varoluşun ağırlığı altında ezilen karakterlerin derinliklerinde buluruz. Ancak “Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler” adlı derleme, Dazai’nin bu bilindik çehresine fantastik ve masalsı bir tül...
Ayşe Can Bazen uyanıp, her şey bir şekilde değişmiş diyoruz. Belki de her şey aynı da biz farklı bakıyoruz. Diller dönüşür, ilişkiler dönüşür, değerler yeniden paketlenir ve sunulur. Ama insan, tüm bu akış içinde kendine şu soruyu sormalı: Ben neyim ve ne olarak kalmalıyım? Her şey değişirken, hangi değer elimizden...
“En Gizli ve En Güvenli Sığınak” Herkesin bir sığınağı vardır. Kimi deniz kenarındaki bir taşra evini düşler, kimi kalabalık bir şehrin karmaşasına karışmayı. Bu arayış, insanın kaçınılmaz bir içgüdüsüdür. Ruhun, dünyanın hoyrat gerçeklerinden azade olabileceği bir liman bulma çabasıdır. Ancak benim sığınağım ne dört duvarla çevrili bir mekân ne de...