Düşünüyordum;
Yaşlı bir söğüde bakar gibi baktım kendime
Dedim;
“Yeniden nasıl yeşil filizler ilişir ömrüme
Hangi terketmiş Umut tekrar oturur gölgeme
Ve hangi küçük bir serçe konar dalına
“Ah ömrüm…
Dallarını kendi ellerimle kuruttum.
Şimdi hangi rüzgara es diyeyim de tomurcuk versin
Hangi mevsimi çağırayım da yeniden yeşeresin?”
Kıyametten kurtulmuş gökyüzü gibiyim.
Sogun, bitkin, yıldızsız ve güneşsiz.
Ey ömrüm…
Ellerini öpsem yüzüme sıcak sıcak güler misin?
Annemin kalbinden umudu üfler misin?
Düşleri hayasızlık kokan bu arzuya
Yataksız, yorgansız, taşlı kaldırımlarda
Çırılçıplak soyunup sevişerek tad verir misin?
Oysa ne çok beklemiştim !
Mezarlardan kalkacak ölmüş ömrümü
Ne çok izlemiştim kaybettiğim yönümü
Unutmuştum geçmişin zulmünü
Zira acımasız, ışıksız, ekmeksiz bu günümü
Ölmek…
Bir kez daha ölmek !
Yine , yine , yine ve yine
Son bir kez daha nefes alıp vermek!
Nalet bir vedaydı bu gidip gelmek
Zira mekansız, güneşsiz günlerime denk gelen.
Dilaver Karagöz Gönle giren şair