Sırtında tulumun, elinde mikron Gözün, binde bir’lik işlerde usta. Titiz olmak gerek diyorsun ya hep Yiv, set hatvesinde; dişlerde usta. Kabulüm, emektir üretken gücün Ürüne dönüşür terle, sevincin Özgürlüğü kavramışsa bilincin Emperyal de kim oluyor, be usta? Bakma, öylesine kirlendiğine sende, yıkanınca temizlenirsin Sıfatımız olmuş püripak amma! Ya ruhu, ne...
Kalbime dokunma acıyor canım Bebeğim ben sana sar demedim mi Dünyayı aşk ile yaratmış Mevlam Ölürüm ben sana yar demedim mi Aklımı gülüşün alıp gitmeden Gözlerim denize dalıp gitmeden Zamanlar ömrümü çalıp gitmeden Ne olur gel artık sor demedim mi Nerden nasıl vurdun bilmeyeceğim Gözümün yaşını silmeyeceğim Sen gelene kadar...
Yıllarca kitap okudum. Yıllarca açlığımı gidermek için kitap okudum. Yıllarca okudum ve okumak için yurt dışında bulundum. Yurt dışında bir genç olarak yapayalnız ve aç kalmak. Ruhen aç, bedenen aç olmak. Kedilerin bile bir evi ve bir sahibi varken ve de sahibinin evinde beslenirken, ben dışarıda yağmurun altında sokakların kaldırımlarında...
Hak yiyenleri; Yamacımdan yuvarlıyorum Nefretim üflüyor nefesimi, Seyre dalıyorum Ağız tavanımdan bir anda hız alıyor Küfürden molozlar, insafsızlığı eziyor Bana ne hırsızlardan, umurunda hiç değil Açlıklar, yetimlik, ayazlar, kimsesizlik ; Ezdi kafalarını Sürükledi , intikam aldı aç bırakılan çocukluklar. Öç alma zamanlarım, sümüklü bir hayal anılarımda, Üşüyen, paltosuz, çıplak çocuğun...
Eskiden ,bakkallarda vardı. Yazardı deftere,beklerdi ay başını Kasap,manav,hatta bohçacıda Aybaşı geldi mi ,maaş borçlu çıkardı. Şimdi,kredi ve kredi kartları Bir insanda üç değil,hatta var altısı Aybaşını görmeden,tükenir ay ortası Taşıma suyla,döndürürüz bu çarkı. Kefen ,mezar,taksit taksit İmamda POS makinası çeşit çeşit İşin komik yanı ,onca alacaklı saftayken, Helallik istiyor imam...
Paris’in dar sokaklarında açlığın çığlığı yükselirken, bir halk kendi zincirlerini kırmaya yemin etmişti. Bastille’in taşları yıkılmaya başladığında, yüzyıllardır sessizce büyüyen öfke, yoksulluk ve umutsuzluk da paramparça oluyordu. İşte o günkü gürültü, yıllar sonra Balzac’ın satır aralarından yeniden duyuldu. Balzac, “İnsanlık Komedyası”yla insanlığın hiç değişmeyen çelişkilerini yazdı. Goriot Baba’nın gözyaşlarında bir...