Onu ilk gördüğümde anlamıştım sanki. Gözleri yorgundu. Kendi ise çaresizlik içinde boğuluyor gibiydi. Kalbimin sesini duyuyordum. Beni ona doğru götürüyordu. Peki ya aklım o ne diyordu? Psikolog bir kadın Didem. Burak ise acı çeken bir adam. Kalbi ile aklı arasında kalmış bir kadın kalbinin sesini mi dinleyecekti? Kendini ve onu...
Neden kapkara zindan bomboş buralar Yoksa bahtı mı kaplamış yaralar Atma olmadık yere şimdi naralar Sil gitsin kafandan herşeyi bakma onlara *** Sahte gülümseme ve sözde içtenlik Hani nerede şimdilerde benlik Ondan da vazgeçtim yok sadelik Sil gitsin kafandan herşeyi bakma onlara *** Kanunun telllerine dokun sen birazdan Efkar dağıtır...
Pişmanlıktan saçlarını Yolan ben olmayacağım Keşke diye efkarını Salan ben olmayacağım Değer veririm adama Olsa da dizinde yama Bir insanı derde gama Salan ben olmayacağım Fırsat geçerse elime Dostça uzanıp eline Düşkün olanın haline Gülen ben olmayacağım Oynansa bin türlü oyun Asildir kirlenmez soyum Çobanın önünde koyun Olan ben olmayacağım...
VE SÜKÛT…! ———- Ali Rıza Navruz “Sessizlik ihânet etmez” Bir denize benzer ruh haline şahitseniz eğer, biliniz ki; sükûtla karşı karşıyasınızdır. O denize benzeyen ruh hâli içinde binlerce renkte düşünce birbirine hiç çarpmadan, dokunmadan yüzerler. Sükûtumuzun benzer anlamlılarına bakacak olursak; “susku” ve “susma” sözcükleri hemencecik göz kırpar bizlere… Sonrasında S.Korkmaz...
KARAGÜL Eli neyleyim ararım cananı Canan unutup, anmasa da beni Söyle ne yapayım sensiz gülşeni Neler oldu böyle bize Karagül Nergis ar eder, utanır açmaya Leylaklar sen varken koku saçmaya Anka gibi külden doğup uçmaya Aşk yeter gerek yok köze Karagül Mor menekşe övüp durdukça seni Çatlayacak hasetinden süseni Sineme...
Bazen… Sadece susuyor insan. Ne konuşmaya dönüyor dili, Ne de kelimelerle oynamaya istekli… Bir yüreği kalıyor elinde, Bir de içinde çığlıklara boğulan sessizliği… Ve bazen, Bir tek bakış yetiyor o derin sessizliği bozmaya, Tek bir bakış, sustuklarını konuşmaya… (Tanıtım Bülteninden) Nazra – Yeliz Demirci