Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Pazar Az Bulutlu
31°C

Cihan Butak Söyleşileri: Şair Hüseyin Acar ile Röportaj

Cihan Butak Söyleşileri: Şair Hüseyin Acar ile Röportaj
5 Ağustos 2026 23:04
7
A+
A-

“Şiir, insanın sessiz kalmayı başaramadığı yerde başlar…”

Röportaj: Cihan Butak

Cihan Butak: Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Hüseyin Acar: Ben Hüseyin Acar. 1986 yılında Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde dünyaya geldim. Meslek hayatıma Veteriner Sağlık Teknisyeni olarak başladım. Eğitim hayatım boyunca kendimi geliştirmeyi hiçbir zaman bırakmadım. Laborant ve Veteriner Sağlık, Sosyoloji ve Zootekni alanlarında eğitim aldım. Bugün ise Ziraat Mühendisi olarak görev yapıyor, aynı zamanda Dicle Üniversitesi Zootekni Anabilim Dalında yüksek lisans eğitimime devam ediyorum.

Ancak beni ben yapan yalnızca mesleğim değil; şiire, edebiyata ve insana olan bağlılığımdır. Uzun yıllardır radyo programcılığı yapıyor, Diyarbakır Yazarlar ve Şairler Derneği’nin yönetiminde görev alıyor ve Hevsel Dergisi’nin yayın kurulunda çalışmalarımı sürdürüyorum. Şiir benim için yalnızca yazılan dizeler değil, hayatı anlamlandırma biçimidir.

Şiirle kurduğum bağ çocukluk yıllarında başladı. Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki aslında yazmayı ben seçmedim; kelimeler beni seçti. Hayatın bana öğrettiklerini bazen bir dizeye, bazen bir sayfaya, bazen de uzun bir sessizliğe dönüştürdüm. 

Cihan Butak: Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Hüseyin Acar: İnsan en çok sustuğu zamanlarda yazmaya başlıyor. Benim için de kırılma noktası buydu. Söylenemeyen cümlelerin, ertelenmiş vedaların ve içimde büyüyen yalnızlığın bir çıkış yolu aradığı yıllardı.

Bir gün fark ettim ki konuşarak hafifleyemediğim yükleri yazarak taşıyabiliyorum. O günden sonra kalem benim için yalnızca bir yazı aracı değil, en sadık yol arkadaşım oldu.

Cihan Butak: Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Hüseyin Acar: Belki tek bir an değildi. Ama ilk kez kalemi elime aldığımda hissettiğim şey hâlâ aynı: İnsan bazen kendini kimseye anlatamaz; o zaman kâğıt en iyi dinleyici olur.

İlk şiirlerim gençliğin telaşıyla yazılmıştı. Bugün dönüp baktığımda teknik açıdan eksikleri olabilir; ama duygularının samimiyetinden hiçbir şey kaybetmediler.

Cihan Butak: Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Hüseyin Acar: Çocukluğumda kitap, benim için başka hayatlara açılan bir kapıydı. Her okuduğum eser bana yalnızca yeni kelimeler değil, yeni insanlar, yeni acılar ve yeni umutlar kazandırdı.

Zamanla şunu öğrendim: Bir yazar önce iyi bir okur olmak zorundadır. Bugün kullandığım dilde halk şiirinin içtenliğiyle modern şiirin sorgulayan yönü iç içedir. Okuduğum her kitap, yazdığım her satırın görünmeyen öğretmeni oldu.

Cihan Butak: Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Hüseyin Acar: Ben yazarlığı bir meslek olarak hiç düşünmedim. Yazmak, benim için yaşamanın başka bir biçimi oldu.

Hayat bana sevinci de öğretti, kaybetmeyi de… İnsanları dinledim, uzun yollar yürüdüm, Anadolu’nun farklı yüzlerini gördüm. Sonra fark ettim ki her insanın içinde anlatılmayı bekleyen bir roman, her sessizliğin içinde yazılmayı bekleyen bir şiir var.

Cihan Butak: İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir? Siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

Hüseyin Acar: İyi yazmanın yolu önce iyi yaşamaktan geçiyor.

Hayatı uzaktan seyrederek büyük edebiyat kurulmaz. İnsan sevmeli, üzülmeli, beklemeli, kaybetmeli, yeniden ayağa kalkmalı… Çünkü kelimeler yaşanmamış duyguları taşıyamaz.

Ben hiçbir zaman sadece yazmaya çalışmadım; anlamaya çalıştım. Sanırım edebiyat da tam burada başlıyor.

Cihan Butak: Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve diğer kitaplarınız nelerdir?

Hüseyin Acar: İlk şiir kitabım Mecnuna Döndüm oldu. Ardından Sensiz Eksiğim ve son olarak Ömrümün Hasar Tutanağı yayımlandı.

Üç kitap birbirinden bağımsız görünse de aslında aynı yolculuğun farklı duraklarıdır. İnsan değişiyor, olgunlaşıyor; ama yüreğinde taşıdığı özlem hiçbir zaman tamamen bitmiyor.

Cihan Butak: Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etkenler nelerdir?

Hüseyin Acar: Ben büyük olayları değil, insanın içindeki küçük kırılmaları yazmayı seviyorum.

Bir vedanın ardından söylenmeyen son cümle…
Gece yarısı gelen bir özlem…
Yıllar sonra hatırlanan bir bakış…

Hayat bazen en büyük hikâyelerini en sessiz anlarda anlatıyor.

Cihan Butak: Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Hüseyin Acar: İlk başta bir yol haritam oluyor. Ama yazı ilerledikçe karakterler kendi iradelerini ortaya koyuyorlar.

Sanırım gerçek karakterler biraz da böyledir. Yazar onları yönetmez; sadece onlarla birlikte yürür.

Cihan Butak: Size ilham veren şeyler nelerdir?

Hüseyin Acar: İnsan…

Tek kelimeyle cevap vermem gerekirse insan derim.

Çünkü insanın olduğu yerde aşk da var, yalnızlık da, umut da, pişmanlık da… Ben doğayı da seviyorum, şehirleri de… Ama bütün manzaraların merkezinde yine insan var.

Cihan Butak: En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Hüseyin Acar: Geceyi seviyorum.

Gece, insanın kendisiyle en dürüst konuşabildiği zamandır. Kalabalık sustuğunda kelimeler konuşmaya başlıyor.

Beni en çok motive eden şey ise bir okuyucunun “Beni anlatmışsınız.” demesi. Çünkü edebiyatın gerçek başarısı anlaşılmak değil, başkalarının kendini anlamasına vesile olabilmektir.

Cihan Butak: Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Hüseyin Acar: Bunun kararını elbette okuyucu verir.

Ama şunu söyleyebilirim: Kitaplarımda kusursuz kahramanlar yok. Gerçek insanlar var. Yanılan, özleyen, seven, bekleyen insanlar…

Belki de okuyucu satırların arasında kendi hayatından bir sayfa bulacaktır.

Cihan Butak: Kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Hüseyin Acar: Ben öğüt veren bir yazar olmak istemiyorum.

Sadece şunu hatırlatmak istiyorum: İnsan ne kadar yorulursa yorulsun, kalbini kaybetmediği sürece yeniden başlayabilir.

Şiir de biraz bunun içindir zaten; insanın içindeki umudu diri tutmak…

Cihan Butak: Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir?

Hüseyin Acar: Her kitap biraz da insanın kendini yeniden yazmasıdır.

Bazen yıllarca kapattığınızı sandığınız bir yaranın kapağını yeniden açmanız gerekir. Yazmak cesaret ister; çünkü en çok kendinizle yüzleşirsiniz.

Cihan Butak: Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Hüseyin Acar: Yazamıyorsam yazmıyorum.

Çünkü kelimeler zorlandığında değil, olgunlaştığında gelir.

O süreçte daha çok okurum, yürürüm, sessiz kalırım. Bazen en güzel cümleler hiçbir şey yazmadığınız günlerde doğar.

Cihan Butak: Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Hüseyin Acar: Kitap fuarları, söyleşiler, imza günleri ve uzun yıllardır hazırlayıp sunduğum radyo programı bu yolculuğun önemli parçaları.

Ancak inanıyorum ki bir kitabın en güçlü tanıtımı reklâm değil, onu seven bir okuyucunun başka bir okuyucuya tavsiye etmesidir.

Cihan Butak: Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir?

Hüseyin Acar: Bir kitabın gerçek yolculuğu yayımlandığı gün değil, okuyucunun eline geçtiği gün başlar.

Fuarlarda bazen tek bir cümle duyuyorsunuz ve aylarca onu düşünüyorsunuz. İşte o temas, edebiyatın yaşayan tarafıdır.

Cihan Butak: Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Hüseyin Acar: Şu sıralar uzun zamandır zihnimde büyüttüğüm bir roman üzerinde çalışıyorum.

Şiirin bana öğrettiği duyguyu, romanın geniş anlatım imkânıyla buluşturmayı hedefliyorum. Bunun yanında yeni şiir dosyalarım da oluşmaya başladı.

Her yeni kitap, aslında insanın kendine yeniden sorduğu bir sorudur.

Cihan Butak: Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

Hüseyin Acar: Bir okuyucum bana şöyle demişti:

“Sizin şiirinizi okurken kendi hayatımı okudum.”

Sanırım bir şair için bundan daha büyük bir ödül yoktur.

Çünkü şiir, bir insanın yalnız olmadığını hissettirebildiği ölçüde anlam kazanır.

Cihan Butak: Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Hüseyin Acar: Önce hayatı okusunlar, sonra kitapları…

Çünkü kitaplar insandan doğar.

Çok okusunlar, çok gözlem yapsınlar, acele etmesinler. Herkesin sesine benzeyebilirler; ama sonunda mutlaka kendi seslerini bulsunlar.

Ve şunu hiç unutmasınlar:

Edebiyat kelimelerle değil, samimiyetle yazılır. Okuyucu da en çok samimiyeti hatırlar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.