DOLAR
32,8250
EURO
35,6567
ALTIN
2.542,11
BIST
11.089,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
28°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Açık
32°C

AMAN, BULGURU KAYNATIRLAR

AMAN, BULGURU KAYNATIRLAR
29 Eylül 2023 14:45
0
A+
A-

Yetmişine merdiven dayamış yaşlı büyükanne meşe palamudunun gölgesine bir kilim sermiş buğday eliyordu. Kalburun üstünde toplanan buğday kavuzlarını parmaklarının ucuyla alıp dışarı atıyor, kalburun altına geçen cılız kavruk buğday tanelerini de tavukların yemlerine karıştırmak üzere bir kenara ayırıyordu. Hareketlerine bakılırsa kalburla ve elekle olan tanışıklığı yeni değildi. İleri yaşına rağmen işini büyük bir beceri ve ustalıkla yapıyordu.

Orta yaşlı dünür beyler yere yan yana uzunlamasına iki çukur kazmışlar, çukurların içerisine geçen yıldan kesilip kurumaya bırakılmış meşe odunlarıyla harlı birer ateş yakmışlardı. Ateşin kenarına koydukları küçük kaya parçalarıyla birer sacayağı oluşturmuşlar ve sacayaklarının üzerine de birer kara kazan oturtmuşlardı. Hanımlardan birisi hortum ile kazanlara su doldururken diğer hanım büyükçe bir leğenin içerisinde buğdayları yıkıyordu. Kalburla elenen buğdaylar kavuzlardan ve kavruk tanelerden arındırılmış olsa da tamamen temizlenmiş sayılmazdı. Buğday tanesi büyüklüğündeki toprak ve taş parçalarının temizlenmesi için ayrıca buğdayların yıkanması gerekiyordu. Toprak suda eriyor taş parçaları da dibe çöküyordu. İyi bir bulgur elde etmek için iş bölümü yapılmış, herkes canla başla çalışıyordu.

O pazar günü bütün aile üyeleri bir araya toplanmıştı. O günü bir şölen hatta bir hasat bayramı havasında geçirmek istiyorlardı. Gençler bilgisayar oyunlarını, televizyonlardaki lig maçlarını bir tarafa bırakmış şölene ortak olmak için ailelerine katılmışlardı. Dolayısıyla iş bölümü yapanlar sadece bulgur kaynatan hanımlar değildi. Gençlerden birisi bir kürek yardımıyla kazanın altından aldığı meşe odunu közlerini mangalın içerine doldurmuş cız bız köfte ve piliç etleri pişiriyordu. Diğer bir genç kazanın yan tarafına çektiği közlerin üzerine süt mısırları dizmiş uzun bir sopa yardımıyla sağa sola döndürerek süt mısır közlüyordu. Ateşin karşısında boncuk boncuk terlemiş, tam işini bitirip kaçmaya çalışıyordu ki annesi bir leğen dolusu tombul patlıcanla geldi. Yemeğin yanında patlıcan salata vardı. Bu arada yaşlı dedeler “Bizim zamanımızda her şey daha güzeldi canım!” diye başlayan koyu bir sohbete dalmışlardı.

Kazanlar fokur fokur kaynıyor, insanlar oradan oraya koşturuyordu. Kaynayan buğdaylar şişmiş, üçte biri boş bırakılan kazanlar ağzına kadar dolmuştu. Kazanların üzerinde “Plüp… plüp…” diye küçük volkanlar patlıyordu. Patlayan bu volkanlar sırasında pişmiş bazı buğday taneleri kazanların dışına zıplıyordu.

Zeytin kasasının içerisine temiz bir çuval yerleştiren hanımlar uzun saplı bir kevgir yardımıyla ilk kazanı boşaltmaya başlamışlardı. Ortalığı mis gibi pişmiş buğday kokusu sarmıştı. Orta boy krom tabaklara konulan kaynamış buğday, üzerinde dumanları tüterek kenarda oturanlara ikram ediliyordu. Közde pişmiş süt mısırlarını henüz tüketmiş olan yaşlı dedeler ikinci ara sıcak olarak da taze bulgur yemeye başlamışlardı. Bu gidişle nar gibi kızarmış piliç etlerine ve avuç ortası büyüklüğündeki ızgara köftelere yer kalmayacaktı.

Sıra, kaynatılan bulgurun “Serinde yaylatılmasına” gelmişti. Otomobilin bagajındaki bir kucak dolusu bez örtü binanın terasına serilmiş, rüzgârda uçmamaları için köşelerinden taşlarla bastırılmıştı. Gün boyu kaynatılan ve zeytin kasasının içerisinde suyu süzdürülen kaynamış buğdaylar dünür beyler tarafından terasa taşınıyor, örtülerin üzerine incecik bir tabaka halinde özenle seriliyordu.

Sofralarınıza bereket, hanelerinize sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim. Sevgilerimle…

Necati KüçüK

( Az Efe )

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.