Arzu Ortaören
…
Kitap: ATEŞLE OYNAYAN KIZ
Yazar: STIEG LARSSON
Sayfa Sayısı: 680
“Stokholm’de iki ölü, bir silah ve silahtaki parmak izleri tek bir kişiyi gösteriyor: Lisbeth Salander.”
Mikael Blomkvist ile çözdükleri Wennerström olayının ardından bir süreliğine ülke dışına çıkan Lisbeth, İsveç’e döndükten kısa zaman sonra kendini büyük bir kumpasın içinde bulur. Kadın ticareti ve fuhuş ağı üzerine araştırma yapan Dag Svensson ve sevgilisi Mia Bergman cinayete kurban gider. Cinayet silahının üzerinde Lisbeth’in parmak izleri vardır. Emniyet teşkilatı ve medya Lisbeth’i baş şüpheli ilan eder ve bir insan avı başlatır.
Lisbeth’in masum olduğuna inanan tek kişi Mikael Blomkvist’tir. Bir yandan birlikte çalıştıkları Dag ve Mia’nın gerçek katillerini bulmak ve Lisbeth’in adını temize çıkarmak için uğraşan Blomkvist bir yandan da kadın ticareti ağında adı geçen “Zala”nın peşine düşer.
Olaylar ilerledikçe Lisbeth’in travmatik geçmişi, karanlık aile bağları, emniyet güçleri içindeki derin devlet kanadı, Doğu Avrupa’dan İsveç’e uzanan insan kaçakçılığı, nüfuzlu bürokratların ve yetkililerin bu çeteyle olan kirli ilişkileri ve Blomkvist ile Salander’in yüzyüze gelmeseler bile mantık ve sarsılmaz bir güven ilişkisi üzerinden paralel olarak yürüttükleri adalet arayışı serinin ikinci kitabında yer alan ana başlıklar. Yine büyük bir heyecan yine merak dolu satırlar aldı götürdü bizi. Her kitap sonrası zekası ve aykırılığı ile hayranlığımızı kazanıyor Lisbeth. Sevgili Zeliha ve sevgili Bahar ile okuduk ve iyi ki de okuduk. Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim kızlar. Görüntülü sohbetimiz sırasında unuttuklarımızı birbirimize hatırlattık, aynı yerlere şaşırıp şok olduğumuzu öğrendik ve iyi ki beraber okuyoruz dedik. Macera üçüncü kitapta artarak devam edecek. Çünkü şok edici gelişmelerle, sırlarla tanıştık bu kitapta ve hikaye müthiş bir yerde kaldı.
Yine ilgimi çeken bir bilgiyi paylaşayım sizlerle. Kitaptaki önemli karakterden birini sahip olduğu bir hastalık. “Congenital Analgesia” hastalığı. Doğuştan analjezi veya doğuştan ağrı duyarsızlığı, kişinin doğumdan itibaren fiziksel ağrıyı hiç hissedememesi durumunu tanımlayan çok nadir bir genetik rahatsızlıktır. Kişi kesik, yanık, kırık veya sıcaklık gibi normalde acı verecek durumları algılayamaz. Ağrı bir uyarı sistemi olduğu için, bu kişiler vücutlarındaki yaralanmaları veya enfeksiyonları fark edemez ve durum ciddi zararlara yol açabilir, deniyor açıklamalarda.
” Suçsuz insan yok, suçtaki sorumluluğu değişen insanlar var.”
“Bir insan nasıl hem bu kadar yetenekli, hem de sosyal açıdan bir o kadar özürlü olur.”
“Salander, muhtemelen bu dünyadaki en yalnız insandı.”
” Her şeyden, herkesten kaçtım. Biliyorum, veda etmem gerekirdi.”
” Lisbeth diz çökmektense ölmeyi yeğlerdi.”
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!