

Toz her yere yakışan nadir şeylerdendi; eşyaya, hatıraya, unutmaya. Temizlik yapılınca giderdi ama yok olmazdı, sadece yer değiştirirdi. Cemil bunu bildiği için haftalardır evi silmiyordu. Masada üç şey vardı: yarısına kadar dolu bir bardak su, tek başına bırakılmış bir anahtar ve okunmamış bir gazete. Gazetenin tarihi yeniydi ama haberler eskimiş gibiydi; Cemil her sabah ilk sayfayı açar, orada kalırdı. İlk sayfada kalınca insan dünyayla mesafesini korurdu. Kapı çalındı. Bu evde kapı genelde çalınmazdı; çalınırsa da bir yanlışlık olurdu. Aysel içeri girdi, elinde bir paket vardı. Paketlerin içi çoğu zaman kendisinden hafif olurdu ama bu paket ağırdı. “Bunu sana bırakmam söylendi,” dedi. Kimin söylediğini hatırlamadığını ekledi; doğru söylediğini hissetmenin bazen yeterli olduğunu da. Paketi masaya koydular, açmadılar. Açılan şeylerin sorumluluğu olurdu. Aysel pencereye yürüdü, dışarı baktı. Dışarısı pek bir şey vaat etmiyordu ama bakılması gerekiyordu. Evdeki tozu fark ettiğini söyledi; Cemil, kalıcı misafir dedi. Temizlense gidip gitmeyeceğini sordular kendilerine, gidenin geri geldiğini bildikleri halde. Elektrikler gitti. Karanlık olmadı, sadece ayrıntılar kayboldu. Aysel güldü; yersiz ama yerinde bir gülüş. “Tam da şimdi,” dedi. “Genelde hep tam da şimdi,” diye karşılık verdi Cemil. Paket karanlıkta daha belirginleşti; sanki ışık değil zaman tutuyordu onu. El pakete gitti, durdu. Açarlarsa değişeceğini söylediler; değişmemesinin daha kötü olabileceğini de. Paketten eski bir bez çıktı. Toz alma bezi. Kullanılmış, yıpranmış ama temiz. Temizliği eskimiş bir bezdi bu. Şaşırmadılar. Bazı şeyler ancak böyle anlamlı olurdu. Elektrik geldi. Oda aydınlanmadı ama boşaldı. Raflar, masa, gazete; hepsi tertemizdi. Bez ortada yoktu. Cemil tedirgin oldu; silmediğini söyledi. Aysel de. Kapı yeniden çalındı, bu kez doğruydu. Kapıcı, anahtarlarını şakırdatarak temizlik bitti mi diye sordu. Hangisi diye sordular. “Hayat,” dedi kapıcı. Aysel çıkmadan önce durdu; bazen tozu almanın her şeyi görünür kıldığını, görünür olanın da kalıcı olmadığını söyledi. Kapı kapandı. Cemil masaya döndü, gazeteyi açtı, ilk sayfayı geçti. İkinci sayfa bomboştu. Köşede küçük bir not vardı: Temizlik sonrası dikkatli bakınız. Her şey yerli yerinde olmayabilir. Cemil gülümsedi. Toz yoktu artık; tozun eksikliği her yere sinmişti sadece…
UMUT MERİÇ BERBEROĞLU