Aslında hepimiz Tanrı’nın cennetinden kovduğu çocuklarıydık. Tek farkımız günahlarımızın büyüklükleriydi. Tek ortak noktamızsa hepimiz günahlarımızın bedelini ödemek için dünya denilen kara parçasının kapısına terk edilmiş olmamızdı. Rastgele serpilmiş ruhlarımız rastgele et yığınlarının içinde can bulmuştu. Sonra buna da insan denmişti. Sahi nerde unutmuştuk ruhlarımızı? Nerde bulmuştuk? Yeryüzüne terk...
Mecburiyetleri vardır insanın Aşk gibi, aşkını söylemek gibi Belki reddedilmek belki pişmanlık Elleri koynunda ağlamak gibi Kara bir çukurda yaşarcasına Sevgiyle ölüme koşarcasına Gayya kuyusuna düşercesine Yüreğini ķözde dağlamak gibi Boşa koysam dolmaz, almaz dolusu Gönlüm imkansızın olmuş delisi Çarşamba, perşembe derken salısı Cumayı pazara bağlamak gibi. Yasak, uzak, tuzak...
Yıllar geçse bile değiştiremediğimiz en kayda değer şeylerden biridir Türk dizileri. Kış aylarında yaza nazaran farklı fikirler üretilse de yazın televizyonu açmamakta fayda var. Çünkü hangi kanalı açarsanız açın izleyeceğiniz dizilerin yalnızca birkaç dakika sonra birbirinin aynısı olduğunu göreceksiniz. Hepsinin konularının buluştuğu ortak bir payda var. Başrol kız başrol erkeğinin...
Rabbim yüce gönül, ömür ver bana. Yâre sunulacak övgüm var benim. Gönlünün bağları virâne olmuş, Bir bahtı karaya, sevgim var benim. Yeşerdi sevdamız, gönül bağında. Sevgi kokar dalında, yaprağında. Ömrümün ikinci bahar çağında. Bir kara gözlüde, gözüm var benim. Gönlümü gönlüne tutsak eyledi. Çaldı kalbim, ne etti ne eyledi. Dili...
Sevdanın Çölünde Kavruluyorum Sevdanın çölünde kavruluyorum Alevsiz dumansız yanıyor yürek Hayal dünyasında savruluyorum Bana benim gibi bir seven gerek Hayalde yaşasam rüya da görsem Bende bir dilberde gönlümü versem Açsam kollarını koşarak gelsem Seni kalpten seviyorum diyerek Ruhsuz bedenime can olan yâri Kılcal damarlarda kan olan yâri Mutlu yuvamızda şan...