GÜLENAY GÜNEŞ
Özel günler deyince, takvimde o kadar çok belirlenen gün var ki (!) örnekse bana en komik gelenler, Dünya Nutella Günü ya da Dünya El Yıkama Günü… Bu ve bunun gibi günlerden bahsetmiyorum tabii ki.
Söz konusu olan; Yıl Dönümleri, Doğum Günleri, Anneler-Babalar Günü, Öğretmenler Günü, Sevgililer Günü gibi günlerin bir takım tarihçelerle takvimlerimizde belirlenmiş olmasıdır. Bu tarihçeler bizim için ne kadar anlam teşkil eder ve hayatımıza ne kadar dahil olur tartışılır. Fakat tartışmasız kutladığımız milli günlerimiz ve inananlarca kutlanan dini günler/bayramlar da ‘özel günler’ kategorisinde yerini alır.
Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, Meme Kanseri Farkındalık Günü gibi günler ise tamamen empati ile anmaya yönelik, algıya ve farkındalığa dayanır. Dünya Kadın Hakları Günü ( 05 Aralık ) ve Kadınlar Gününün de ( 08 Mart ) bana göre apayrı bir yeri vardır ki ikisi birbirinden çok ince bir çizgi ile ayrılır ve farkındalık adına eşit derecede önemlidir. Ayrı bir yazı ile bu konuya ileride açıklık getirmek isterim…
Ticari yaklaşımların fırsata dönüştüğü veya toplumun dayatması işin içine girince ne yazık ki özel günleri kutlayalım derken, maddi ve manevi çıtalar çok fazla yükseltiliyor. Arzu edilen kutlamaları amacından uzaklaştırmak değildir. Keza, anneler ve babalar günlerinde, ebeveynini ya da evladını kaybetmiş olan bireyler açısından da bakınca, toplum önünde veya sosyal medyada abartılan, ölçüsüz kutlamaların da olmaması ciddi hassasiyet taşımaktadır.
Nefes aldığımız her gün ve sevdiklerimizle geçen her vakit kıymetlidir. Bu bağlamda kimine göre hissettirmek adına her gün özel ve değerlidir, kimine göre ise vesile olması, farkındalık ve hatırlamak adına özel günler ‘özel’dir.
Değer vermek, hissettirmek ve anmak bir günle sınırlı değil elbette ancak bazen günlük koşuşturma ve rutin içinde ‘yeterince’ özel kılınamayabilir. Bu nedenle her gün değerlidir ‘evet’ fakat ‘özel günler’ kutlanarak taçlandırılmalıdır.
Kalemine sağlık Gülenaycığım..