Yaşamımızda çok hissetmiyor olsak da göremediğimiz zincirlerle kaplıyız ve bazen hayallerimize ulaşmamızda bizi durdurmakta bu “Müphem Zincirler”. Belki de bu bilinmeyen zincirler yüzünden yerimizde sayıyor olduğumuzu düşünüyoruz. Bir şeyleri beklemek için hayatımızın çok kısa olduğunu biliyoruz. Diğer yandan da bu bilinmeyen zincirleri de göremiyoruz nedense. Düşlerimiz ile aramızda sadece biz varız. Müphem Zincirler ortadan kalktığında her düşümüz gerçek olabilir. Bunu da ancak kendimiz sağlayabiliriz. Keyifli okumalar dilerim.
Deniz huzur veriyor Maviliklere dalıyor ruhum Portakal çiçeği kokusunda Seni arzuluyor gönlüm Derinlere bakıyor kahvelerim Her yerde seni arıyor gözlerim Meltem rüzgarları esiyor denizden Ilık ılık mis kokun geliyor sahilden Aklımdan gitmiyor ki o gül cemalin Yakıyor burnumun direğini ah acı hasretin Güneş ağır ağır batıyor ufuktan Ve çok seviyor...
Hayatta önemsemediğimiz küçük! zannettiğimiz varlıklar ne garip değil mi? ’Çiçek böcek’ demek örneğin; bu betimlemeyi en okumuş insan bile yapıyor. Çiçek kelimesinin yanına böcek koyarak onu değersizleştiremezsiniz. Böcek eklenince aksine çiçekler daha da sonsuzlaşır. Polenleri arılarla yayılarak üreyen Ophrys’ler gibi. İki çiçek böcek diyerek de… İki olunca da daha güzeller....
CAN CANA MUHABBET “”” Ali Rıza Navruz İstersen eğri otur ama, doğruyu söyle bana; daha hangi bir kör olası vakte kadar gamze gücü taşımalıyım yüreğimin derinliklerinde? Hangi vakte dair; gönlümün o uçsuz bucaksız derin vadilerinde dizginsiz taylar koşuşturmalıyım söyle? Kör şeytan diyor ki; onu öldürrr! Yooo hayır, beni gıcık eden...