Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
20°C
Çarşamba Yağmurlu
18°C
Perşembe Yağmurlu
16°C
Cuma Az Bulutlu
16°C

MAĞARADAN DENİZE

MAĞARADAN DENİZE
12 Ekim 2026 12:29
10
A+
A-

Uzun zamandır bu mağarada kalıyoruz. Babam yine ava gitti. O kadar güçlü ki her gün doğumundan batımına kadar arkadaşlarıyla geyik ve yaban keçisi izi sürüyor. O kadar akıllı ki hayvanların nerede beslendiklerini, nerede su içtiklerini aklında tutuyor. Dediğine göre bu mağarada yer tabanı buzullar içinde iken kalan atalarımız varmış. Her ne kadar mevsime göre zaman zaman yer değiştirsek de her avcı, mağaranın duvarlarına bize iz bırakmak için resimler yapmış. O soğuk günlerde çizilen “bizon” resmi bir zamanlar burada yaşarmış, mağaranın diplerinde hala atalarımızın, avladıkları hayvanların kemikleri varmış.

Mağaramızın adı Karain… Burası güvenli, daha sıcak, yakınında su ve av hayvanları var, büyük suya (Akdeniz) bir günlük mesafede ve ormanlardan yiyecekler topluyoruz. Bize Paleolitik dönemin göçebe insanları dense de bu mağarada uzun zamandır yaşıyoruz ve gelen giden insanlar sürekli değişse de yaşamaya devam ediyoruz. Burası bizim evimiz sayılmaz mı?

Mağaramızda ateş hiç sönmüyor, ormanda av hayvanlarını ve kadınların topladığı yiyecekleri, denizden balıkları pişiriyoruz. Ateş olduğu sürece güvendeyiz. Uzunca bir süre burada kalmaya devam edeceğiz. Var olduğumuzu göstermek için avladığımız hayvanların resimlerini atalarımız gibi duvara çiziyor, kemiklerini kullanamıyorsak mağaranın derinliklerine gömüyoruz.

Çok soğuk günler başlamadan av hayvanları azaldığında bir günde gittiğimiz iki mağara var: Beldibi ve Belbaşı. Ben Beldibi’ni daha çok seviyorum. Büyük suyun kocaman kabarışlarını seyretmek, gece yatarken suyun sesini duymak bana harika geliyor. Kalabalıklar Beldibi’ni doldurmadan acele etmeliyiz, değilse yarım gün daha yürüyüp Belbaşı’na gitmemiz gerekiyor. Soğuk havalarda burası daha ılık ve büyük suyun getirdikleri ile aç kalmıyoruz. Büyük su korkunç içinde neler olduğunu bilmiyoruz ama küçük canlılar ateşte pişince aç kalmıyoruz. Annelerimizin diktiği geyik ve yaban keçisi postları sayesinde daha az üşüyoruz.

Bu geçici yuvamızda en güzel olan kendi grubumuz dışında bir sürü grubun gelmesi ve onların anlattığı masalları dinlemek… Yer tabanı daha çok ısınıyormuş, sular erimeye ve yükselmeye başlamış geldiği yerlerde, toprakta yenilebilir yeni yeni ürünler varmış. Bir de yeni arkadaşlarım oluyor, bir kısmı benden uzun, yapılı; bir kısmı daha kısa ve zayıf ama hepimiz çocuğuz. Mağaranın içinde ateşin etrafında yepyeni oyunlar buluruz… Büyük su dinmeye başladığında havalar ısınıyor ve Beldibi ya da Belbaşı mağarasında sayılı günlerimiz sona eriyor…

Ben yine de büyük suyun uzaktan göründüğü, ormanın içinde rahatça gezdiğim, suyun tatlı olduğu, taşlardan alet yaptığım, ateşin etrafında masalların anlatıldığı, duvarlarına resimler çizdiğim büyük mağaram Karain’i özlüyorum.

Antalya’ya yolunuz düşerse Döşemealtı ilçesi Yağca mahallesinde Karain mağarasının dağa yakın, Elmalı ilçesi Göltarla köyünde Belbaşı mağarasından yaylara, Kemer ilçesi Obaköy mevkiinde Beldibi mağarasından denize bakan çocukların neler oynadığını söyler misiniz?

Dağların gölgesinde Karain, taşların arasında Belbaşı, dalgaların sesinde Beldibi’nde gezen bir çocuk vardı, sizin için mağaraların duvarlarına resimler çizdi, der misiniz?

Yıldız Tek Gamlı

Yorumlar

  1. Yıldız Tek Gamlı dedi ki:

    yorumlarınızı bekliyorum 🥰