(Tarih: 2022-07-18) Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yataktan fırladım. Oysa genellikle uyumayı çok seven ben nasıl olduysa oldu çok erken kalktım. Heyecandan yerimde duramıyordum. Kaç gündür bir heyecan bir telaş ne yapsam ne etsem de lavanta bahçesine bir yolunu bulup da gitsem diye düşünüyordum. En sonunda tek başıma gitsem tadı çıkmaz...
Gün yine susmaya başlarken, akşam derin sessizliğine doğru giderken, ışıklar yerini karanlıklara bırakırken bu karanlığın neresindeyiz diye düşünürken… Yine iç yakan türküler, yine ezgiler var bu gecenin derinliklerinde. Bir ömrün direnişçisi olmaktan, bütün zaman eklerinden payıma düşen ne varsa almaktan yana olan şansımı düşünürken; Çocukluğum geliyor aklıma… Kirli ellerimi, top...
Çocuklarımızın, tarihi değerlere ve ören yerlerindeki kalıntılara sahip çıkmaları bilinci vermek üzere kaleme alınmış çok sürükleyici bir roman. Bu kitabı okurken; tarihi kalıntıların ve sanat eserlerinin (taş yerinde ağırdır misali) yerinde sergilenmesinin ne anlama geldiğini, bu eserlerin nasıl ve kimler tarafından kaçırıldığına şahit oluyorsunuz. İlk bakışta, çocuklara tarih bilinci kazandırmak...
Hayatımın kamera kayıtlarına baktım Bakarken mutlu günlerimi aradım Aradımda hiç mutlu günümü bulamadım Biraz sevindim çok ağladım Hayatımın kamera kayıtlarında neler gördüm Nasılda geçmiş bu zavallı ömrüm Hiç gülmemiş nedense yüzüm Hep ağlamış zavallı gözüm Nasıl bir dünyada yaşamışım Sadece bir gün gülmüşüm Hep ağlayıp durmuşum Hiç dinmemiş göz yaşım...