Ayşen Özgür
…
Yunanlar Truva’yı yıllarca kuşattılar. Güçlü surları aşamayınca başka bir yol denediler. Büyük bir tahta at yaptılar, askerlerini içine sakladılar ve geri çekildiler.
Truvalılar onu bir armağan sandı. Şehrin kapılarını açtılar ve atı içeri aldılar.Gece çöktü.
Atın içindeki askerler dışarı çıktı, kapılar açıldı ve Truva düştü.
Truva Atı, dışarıdan bakıldığında görkemli ve masum bir armağandı. İçinde ise kimsenin görmediği bir gerçek saklıydı. Kapılar açıldığında, o güzel görüntünün ardındaki gerçek bir anda ortaya çıktı.
Binlerce yıl önce yaşanan bu hikâye, bugün bile insan ilişkilerini anlatan güçlü bir sembol olarak karşımızda duruyor. Çünkü hayatımızda da dışarıdan başka, içeriden başka görünen insanlar vardır. Güzel sözler, dostça yaklaşımlar, güven veren davranışlar. İnsan bazen bunlara bakarak o karakter hakkında karar verir. Oysa gerçek kişilik, çoğu zaman rahat zamanlarda değil, küçük bir sınav karşısında ortaya çıkar.
Bazen küçücük bir eleştiri yeter.
Bir düşünceye karşı çıkmak, hoşuna gitmeyen bir söz söylemek ya da sadece “Hayır” demek.
İşte o anda insanın verdiği tepki, uzun yılların anlattığından daha fazlasını anlatabilir. Çünkü eleştiri, insanın aynasıdır. Kimileri eleştiriden ders çıkarır, kimileri ise eleştiriyi bir tehdit gibi görür. Ve o anda, sözlerin arkasında saklanan gerçek yüz kendini göstermeye başlar.
İnsanları tanımak için her zaman yıllara ihtiyaç yoktur. Bazen tek bir olay, tek bir tavır, hatta tek bir cümle yeterlidir.
Sözler söylenir, zaman geçer, görüntüler değişir. Ama insanın davranışı, onun asıl hikâyesini anlatır.
Truva Atı’nın sırrı da tahta gövdesinde değildi. Onu asıl tehlikeli yapan, dışarıdan görünmeyen ve içinde sakladığıydı. İnsan da böyledir.
Dışarıdan nasıl göründüğüne değil, içinden ne çıktığına bakmak gerekir.
Çünkü zaman, saklananı er ya da geç ortaya çıkarır.
Bazen yıllara gerek kalmaz.
Bazen bir cümle, bir davranış yeter.
AYŞEN