Okuduğun andan itibaren seni içine çekecek ve soluksuzca okumaya devam edeceğin bu hikayede bazen ağlayacak bazen kahkaha atacak bazen düşüncelerini, iç dünyanı sorgulayacaksın. Baş karakter Filiz Assur’un gözünden ! hayatı irdeleyeceksin. Hayatta hiçbirşey senin kontrolünde değil. Hayatın bir anda alabora olabilir ya da uçurumun kıyısındayken bir anda huzuru bulabilirsin. Gözlerinin Ötesinden bakmayı öğrendiğinde düşüncelerinin, yargıladığın her şeyin bir İllüzyondan ibaret olduğunu idrak edeceksin.
Şiir bir nehir gibi akan bir süreçtir. Şiiri durağan bir tanıma sıkıştırmak, tabi ki sınırlandırmak, bizi düşünsel ve felsefi olarak şiir tanımında yanlışlar ve hatalar yapmamıza neden olacaktır. Çağa ve döneme göre, şiir ile ilgili yapılan tanımlar o gün ve o anlayışa göre, kişi özelliğini de içinde taşıyarak elbette doğrudur...
İstikbale müessir yığınla mesele var En kavi olanlara melül melül bakarız Yüreklere çığ düşer gönül olur ahu zar İstemsiz sürüklenir enginlere akarız Bu ahval karanlıktır kendimize gelelim İlim irfan nezdinde tedbirleri alalım Yaramızı sararak istikbalde gülelim Çalışır çabalarsak engelleri yıkarız Çıkış yolu bellidir umuda sarılalım Deryalarda toplanan su gibi durulalım...
Şiir, kırılganlığın sese, söze ve sözcüklere dönüştüğü yerden ayağa kalkar. Bir “çıt” sesiyle başlar her şey! Kuru bir gül dalını büken ellerin bülbül(ümsü) neşidesi. Bir tenakuz, bir dönüşüm-başkalaşım, bir yeniden var olma hevesi. Zıtların gerçeğini ya da ahengini terennüme yelteniş. Avaz avaz bağırmak serin bir seher sessizliğinde. Fırtınada mırmırlanmak. Komedyanın...
SIRÇA KÖŞK SABAHATTİN ALİ 141 SAYFA “Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. ‘Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?’ diyorlar. ‘Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir kaşık toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile...