Bulanık akan şu zamana bakıp,
Eski insanları özlüyorum ben.
Gönül çeşmesinden deryaya akıp,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Yüzlerinde vardı sıcacık gülüş,
Mertçe bir duruştu, içten bir bakış.
Gönülden gönüle kurulurdu kış,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Ağlasan seninle gözyaşı döken,
Gülsen senin ile neşeyle gülen.
Derdinle dertlenip kadrini bilen,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Yaraya merhem sürerdi o,
Zor günde yanında durardı o,
Her daim hayırla anılırdı o,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Dara düştüğünde sığınak olan,
Yıkılmaz bir kaleydi, sarsılmaz yürek,
Bazen bir yoldaştı, bazen bir yaren,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Yalan bilmez idi o güzel canlar,
Bir tek bakışından halini anlar.
Maziye gömüldü o tatlı anlar,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Sofra kurulurdu ekmek bölünür,
Sevgiyle, hürmetle değer bilinir.
Bir yetim görse gözyaşı silinir,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Gönül kapıları sonuna kadar,
Açık dururdu hem gece hem gündüz,
Umutla beklenir gelirdi bahar,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Büyüğe saygıydı, küçüğe sevgi,
Her kelamda vardı edepli övgü.
Şimdi unutuldu bu güzel duygu,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Kadir Ağa Hanı, Sivas elleri,
Kangal’ın rüzgarı, Çukurçayır’ı.
Buram buram kokar vefa gülleri,
Eski insanları özlüyorum ben.
***
Kasım der ki sadık dostlar nerede,
O samimi, güler yüzler nerede?
Derman bulunmuyor artık dertlere,
Eski insanları özlüyorum ben.
Kasım kara