KAYALI Kitabı Tanıtım Bülteni Necati Küçük … “…Öküz arabasının ahşap tekerleğinin etrafındaki demir çember bazen gevşeyip yerinden çıkıyordu. Bu demir çember olmazsa ahşap tekerlek dağılır giderdi. O gün çayın kenarına bir sıcak demirci gelmişti. Arazinin düzlük bir yerine etraftaki kütüklerden harlı bir ateş yakılmıştı. Tekerlekten çıkan veya sökülen gevşek tekerlek...
Yakamıza yapışmış tüm yokluklar Yokluğuna iliklenmiş kapalı yakalar Hayat yaşamında günah da zamlar Her muhasebede ağırdır imtihanlar. Dost bıraktı hücremde kimliksiz gibi Sussan gönül kimsesiz, hücrem kilitli, Hücreden ne mümkün çıkmak dışarı, Esareti elde kaldı, ayak paslı prangalı. Dışarıda üç ağaçlı kurulmuş darağacı Sayfalar hüküm asıyor elin elleri kanlı, Bilinmez...
D – uyan olur mu acaba diye haykırıyorum göçüğün altında, E – limden birşey gelmiyor inan ki kaldım yalnız başına, P – eşisıra geliyor ölüm haberleri şiddetli sarsıntılarla, R – uhumu terketmiş gibiydi yaşama sevincim o an ben de mi son nefesimi vereceğim dercesine sabahın ayazında, E – n zoru...
Tek çarem,gül tanem Buyur gel açık gönül ,hanem, Gramla sevgi istemem, Yoksa seni sevemem. **** Çiçek bahçesi sunuyorsam, Dikenine takılma seviyorsan, Gönlümün baş köşesine buyur, Altın tasta ikram bal olur, **** Aşkın ateşi harlı olur. Seven sevdiğini bulur, Güzel sözler sevgiyi doğurur , Mutluluk kendiliğinden oluşur. **** Kim istemez güzellik...
Doğu’da askerdi, Batı’da er idi, Gökteki yıldızlar o yiğitti izlerdi, Uyku kaybeder görenler yıldızı. Yıldızı kaydı, o yiğit şehit kaldı. Sessizdi kalp alında vurulmuşun, Sormamıştı parolayı kör kurşun Parola tunç dağda kan renginde, Küflü sefer tası kuru ekmeğinde. Sefertası ana elinde, ayak çıplak, Ayakkabısız ayaklar çıplaktı ayak, Asmıştı boynuna oğlu...