Dün bir dostumdan haber geldi. Dostum beni okumak istiyormuş. Okumak istemesi dostça bir arzu… Zaten yıllarca dostlar tarafından anlaşılmamanın acısı içindeyim. Anlaşılmanın acısı içinde iken, bu dostum nasıl beni okuyacak ve nasıl tanıyacak? Bu arkadaşa vereceğim yanıtlar şimdi aklımda saklı kalmaktadır. Ama arkadaşa sorabilirim; fikri hayatımda geçtiğim merhaleleri anlayabilecek mi?...
Ölümüne Aşk Özet; “Aşk her şeyi affeder miydi gerçekten, ya daaffetmeli miydi?‘Özür dilerim bir daha yapmayacağım.’ diye annesine ağlayan bir çocuğu affeder gibi her defasında affettim onu. Yine yapacağını bile bile, yine affettim, hep affettim.”
Göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor hayat dediğimiz. Ayağı yerden kesen sevdalarımız oluyor yıllara doldurduğumuz. İyi günde,kötü günde yaşanan anılarımız var bir de yüreğimizde günbegün yaşattığımız. Başlangıçları güvenle,sevgiyle ve umutla başlatıyor, Sonrasındaysa bıçak kesiği gibi ayrılıklarla tanışıyoruz. Sayfalar dolusu şiirler geliyor peşi sıra. Aşk insana şiir gibi bir hayat yaşatmalıydı oysa....
Naz ekimi, hasatı olmayan cilve: Eklemleri hurdahaş ruhumun. Sen naza çekesiye Eklemleyince sevdakeş bakışını sumrulara Göz sancılarım tutuyor, Sulu sepkenim, ibrişim boynumda Garipçeyim bir hayli Sen varken yoksan Gamzâdenim gamzende. Bugün yine tümcelerin var tonlaması buselik Tam gibi ama noksan; Oysa benim harflerim çokça savruldu kum fırtınalarında. Mavicil duruşunda durulanıyor...
Aşk, bir zamanlar bir anlık bir bakıştı, bir sözcük belki ya da o hiç beklenmedik an. Bir bakışla başladı, sonra yavaşça zamanın dokusunda bir iz bıraktı. O iz, ne kadar silmek istesek de, bir şekilde kalır. Aşk, geçmişin ve geleceğin arasında bir köprü kurar. Geçmişin hatıralarıyla sarar, geleceğin belirsizliğine umut...