DOLAR
32,8319
EURO
35,1404
ALTIN
2.461,82
BIST
10.756,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Açık
29°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C

ANKARA’DA İLK KAR YILIN İLK AYINDA BEREKET GÜZELLİK DİLİYORUZ

Yılın ilk karı yılın ilk ayında yağdı; ayın sonunda beklenen yağış mucize iyilikleri getirsin diliyoruz. Bugün haftanın ilk günü, sabahın erken saatlerinde hafif yağan kar akşama doğru hızını artırdı. Son aylarda yağışlar istenir oldu; çünkü kuraklığa maruz kalacakmış gibi bir korku duyulmaya başlandı. Açıkçası her mevsim kendi özelliklerini coğrafi durumlarına göre yaratması; doğa kanununa yaraşır güzellikleri de, beraberinde getirmiş olur.  Her mevsimin özelliklerini coğrafi durumlarını ayrı ayrı yazmanın; konuyu dağıtmış olacağımı düşündüğümden, yeniden, beklenen kar yağışlarına dönmenin daha uygun olduğunu düşündüm. Ankara’ İstanbul’a çok uzak mesafede değil; bu nedenle yanılgıya düşüyoruz sanki aynı sıcaklıkta aynı iklimleri yaşıyormuşçasına karşılaştırma yapıyor olabiliriz. Oysa bölgeler farklı elbette, bunu ilkokul da coğrafya dersi gören çocuklar dahil; yeterli öğretimleri olmayan yalnız bilgi dağarcıkları öğrenmeye yatkın kapasiteleriyle, gerçek bilginin mantığa dayandığının da bilincindedir. Bu nedenle yalnızca bölgeler değil ülkeler arasında da mevsim farklılıklarını biliyoruz, yanılgılarımız bilgi eksikliğinden olmadığını biliyoruz. Hayal dünyamızda sanki kilometrece yakın şehirlerin bölgelerin aynı mevsim şartlarını yaşıyor olabileceğinin, varsayımı yalnızca. Elbette İstanbul Marmara bölgesinden ötürü deniz şehri olması nedeniyle, ılıman bir mevsim yapısına sahip. Ankara ise, İç Anadolu bölgesinin mevsim özelliklerini taşıyor.  Kar yağışı konumuzu nerelere getirdi. Yalnız mevsimlerin özellikleri coğrafi durumlarına göre değişiyor.  Ankara İç Anadolu’nun özelliklerini taşıyor. Ankara kara ikliminde olduğu için yaz mevsimi sıcak kış mevsimi soğuk geçiyor. İstanbul Marmara Bölgesinde, yineliyorum iklim şartları soğuğu çok soğuk sıcağı ise çok sıcak olmaz; her mevsim ılık ve yağışlı güneşli olur; deniz şehri ve konumu Marmara bölgesinde olduğu için.    Mevsimler konusu olunca coğrafyanın detaylı derin öyküsünü bilirsek; tüm özellikleriyle coğrafyanın fotoğrafını çekmek o denli kolay olur. Asıl konudan uzaklaşmanın da bir yetenek olduğunu düşünüyorum, sohbet sırasında da bazen konunun dışına çıkıldığını öyle ki neden sonra konunun dağıldığını fark ettiğimizde, noktayı koyup sohbeti sonlandırmak en iyisi olduğuna da şahit olmuşuzdur. Ülkemizde sürekli gündem değiştiğinden hangisini yakalayacağımızı bilemiyoruz. Bu sabah kar yağdı; bu güzellik timsali beyazlığın aydınlatan temizliği dinginleştiren huzur bambaşka duygular uyandırıyor ruhumuzu iyileştiren. Kış müjdesiyle birlikte soğuyan hava insanı üşütecek olsa da kalbimizi ısıtan sevindiren bir sabah gündemi. Çünkü sonbaharda yağış istenilen biçimde değildi. Toprak su yağış istiyordu, neredeyse yağmur dualarına çıkılacaktı. Ekinlerin bol bol suya ihtiyacı vardı. tabiatın tüm bitkilerin tüm canlıların su gereksinimi hayatın devamı demekti, bu nedenle yağışların önemi büyüğü, su hayat demekti nefesin yaşamı oksijeniydi. Bu nedenle karın yağışı ülkemizin her bölgesinde her şehrinde eminiz  huzur, güven yarattı. Tabiata doğaya duyduğumuz güvenle yaşamın tadını çıkarmak, sanki uzun uzun yürüyüşlerle kendi başımıza kalmanın özgürlüğünü de yaşamış olacaktık. Pencereden lapa lapa karın yağışını izlemek bile sabah kahvesi eşliğinde, dünyaya bakış açımızın olumlu yönde değişecek olması umuduyla bir yudum içilen kahvenin keyfini yalnızlığın verdiği gücü hiç bir anda kendimizle kalmanın bağımsızlığını güzelliğini yaşayamazdık. Y

ağışların olmaması toplumda bir kaygı yaratmıştı; kurak bir yazın bizi bekliyor olacağının kaygısı. O nedenle bu dinginlik huzur güven her bir olumlu duygu yaşamın hayatın anlamıydı.Kahvenin yudum yudum lezetiyle karın o güzelliğini izlemek camın kenarına iliştirdiğimiz koltuğumuza yaslanıp,” her şey yolunda” diye küçük dünyamızdanhoşnut; zorlukları bir süreliğine unutup benliğimizden huzuru yakalamanın mutluluğuyla yaşamanın var olmanın dünyaya sunduğu ışıktı hayattı.  Sabahın aydınlığında  rüzgarın esintisinde karın güneşinde içilen bir fincan kahve. 

   Gökyüzü yıldız yıldız beyaza bürünmüştü bir anda kar tanecikleriyle dolmuştu doğanın tüm güzelliğiyle kaplamıştı çam ağaçları. Sessizliğe bürünen günün habercisi karın her taneciği şifaydı. Kar hızlandıkça oksijenini daha yürümeden pencerelerimizden, nefesimize çekiyorduk kalbimiz ruhumuz iyileşsin diye. Bekleyişin güzel sonucuyla huzuru yakalamanın gücü benliğimizdeki yaşama sevincindendi; kendimize sunduğumuz armağandı. 

 İçtiğimiz bir yudum kahve ile küçük nüanslara ruhumuzu güzelleştirmenin, hayatımızı anlamlı kıldığını güzellikleri bir bir yaşamımıza almanın ne denli değerli olduğunun bilinciyle, kar tanecikleri gibi temiz yalın iyilikleri güzellikleri benliğimizde kalbimizde barındırarak, dünyamıza yıldızlarla güneş oluruz.. 

 KARLAR YAĞDI MEMLEKETİMİZİN YÜCE DAĞLARINA OVALARINA, ÜŞÜDÜ NEHİRLER IRMAKLAR DONDU..
Bu gece yeni oturuyorum yazımı yazmaya bir kaç kelime de olsa yaşadığımız son yüzyılın felaketi dünyanın sonu gelmiş gibi korkunç boyutta ki depremi anlatmadan yazımı sonlandırmak yarım kalmış konuşma gibi ifadesiz belirsiz bir yazı olacaktı; çünkü o gece kalktım bilgisayarımın başından,  gün aydınlanmıştı televizyonu açtığımda .Günlerdir yazmıyorum; televizyonda gördüğümüz kalbimizi acıtan manzarayı, korkunç haberi okuduğumda nefesim kesilmiş, olduğum yerde havasız oksijensiz kalmıştım sanki.” 6 şubat 2023 pazartesi gecesinin sabaha dönen saatlerinde meydana gelmiş depremin merkez üssü Kahramanmaraş; 9 saat arayla iki büyük korkunç bir felaketi yaşatan bu iki depremin büyüklüğü 7.7 ile  7.6 depremlerle vuran 11 şehirde çok büyük yıkımlar meydana gelmiştir.” Televizyonun başında bu alt yazıyı okurken acı dolu felaket anlarını izlerken, bunca yoğun yaşanan acı olayları saniye saniye durmaksızın nefesimi tutarcasına izlediğimi saatler sonra fark edebildim. Daha sonraki günlerde aylarda film şeridi gibi zihnimde düşüncelerimde, beynime yer edeceğinden emindim. İnsan nasıl unutur ki? Bir öğretici cezalandırıcı doğanın önünde hiçbir gücün duramayacağı gerçekliğini ispatıydı bu son yaşadığımız deprem felaketi. Şahane Türkiye’miz şahane bir topluma sahip. Bu bizi biraz olsun insan olmanın bilinciyle yardımlaşmaya tek el tek yürek olmaya çok kısa bir sürede, iradenin sevginin saygının paylaşmanın merhametin mantığın gücüyle; hangi milletten hangi mezhepten hangi dinden olursak olalım insan varlığının en yüce bir varlık olduğunu da yaşattı bize. Kardeşçe el ele; elbette tüm canlılarla birlikte kalpler yaşam için var olmak için hayata nefes katmak için çarptı. Mücadelesini inançla sevgiyle tüm gücüyle insan hayatının ışığı oldu sevgiyle şefkatle çarpan bir olan kalpler; sağ olsunlar var olsunlar minnettarız tek yürek olan her insana her kuruluşa insanı insan yapan ahlaka şükranla minnet duygularımız boğazımızda düğümlenen hıçkırıklarda gizli kaldı. Nefeslerimizin her saniyesinde yaşam dileklerimiz canlaraydı ‘tüm canlılara idi.’ Sevgimiz merhametimiz yürekten yakarışlarım ‘hepimizin’ her daim tüm insanlık adına güzel duygularımızla çabalarımızla yüce insan olmanın onuru ile dünyaya ışık olmaktı. Yağan karların fırtınaların ardından; birlikte daha yaşanacak güneşli günlere.. 

Necile İÇMELİ

ETİKETLER: , , , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.