Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
22°C
İstanbul
22°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
20°C
Pazartesi Çok Bulutlu
19°C

Mazi Düşleri ve Eski İstanbul

Mazi Düşleri ve Eski İstanbul
22 Ekim 2026 21:53
2
A+
A-

Kasım Kara 

…

​Taş plaktan Zeki Müren çalınca,

Tüylerimiz diken diken olurdu bir anda.

O kadife ses bizi bizden alır götürürdü,

Başka diyarların, başka zamanların bağrına…

…

Hele öğle vakti Çukurcuma’da,

Antikacıların o gizemli ve sessiz gölgesinde gezince,

Buram buram mazi kokardı dar sokaklar;

Ruhumuz eskiye, o masum günlere özlem duyunca.

…

Karşıda bir anda o meşhur turşucu belirdi gözüme,

Sahi, turşu limondan mı olurdu, sirkeden mi?

Münir Özkul ile Adile Naşit’in tatlı kavgası,

Eski anılar gibi yeniden canlandı zihnimde.

…

​İçimizi ısıtan o eşsiz sahneden sıyrılıp,

Çiçek Pasajı’na doğru yürüdük öylece.

Ruhumuza dokunan o puslu kemanın sesiyle,

Meyhanelerin, neşeli kadeh seslerinin arasında…

…

Sevenler sevdikleriyle yan yana otururdu orada,

Birbirinin gözlerinde kaybolup zamandan taşınca.

​Sonra yol aldık sahaf dükkânlarına,

Eski, sararmış kokan kitapların gizemli arasında.

…

Sahafların o derin sessizliği,

Bizi çekip aldı, götürdü köklü geçmişe.

Kim bilir kimlerin elinden geçti bu sayfalar?

Kimler satır aralarında kendi hikâyesini aradı?

…

Kitabın yapraklarını yavaşça açarken,

Unutulmuş bir kuruyan gül yaprağı savruldu öylece…

O küçük gül yaprağı beni benden aldı götürdü bir anda,

Gözlerim doldu, hüzünlendim geçmişe duyduğum derin özlemle.

…

​Derken bir köşede gözüm takıldı eski bir sinemaya,

Şimdi terk edilmiş, harap ve yalnız…

Kalbim kırık bir halde bakarken taş duvarlara,

Zihnimde gencecik Tarık Akan’ın “Oh Olsun” filminin afişi canlandı.

Ne neşeli gülüşler, ne içten sevdalar vardı o perdelerde…

…

Ama ne yazık ki kör betonlara yenik düşmüş şimdi o güzelim sanat,

Eski yazlık sinemaların, o büyülü salonların yerinde artık yeller esiyor.

Yüreğim cız ediyor, içim sızlıyor bu kırık dökük manzarada;

Gözlerimde geçmişin ışığı, kalbimde ise maziye duyulan o bitmeyen sevda…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.