Yazarın otobiyografi alanında yayınlanan tek alıntı eserini bir solukta okuyacaksınız. Kısacık ama içeriği dopdolu olan bu kitapta gençlik yıllarında, yaşadığı yoksul hayattan mücadelelerle dolu yazarlığa uzanan başarı öyküsünü okurken eminim sizlerde benim gibi kendisini takdir edeceksiniz.
21 yaşında anavatanı olan Macaristan’da eşini bırakarak çocuğu ile birlikte İsviçre’ye yerleşme hikayesini, daha sonrasında hem bir fabrikada çalışıp, çocuğunu tek başına büyütme çabasını ve hem de yazarlığa yönelmesini hayranlıkla okudum. Okurken böyle bir hayatta acaba ne kadar azimli olabilirdim bende Agota Kristof kadar sabırlı olabilir miydim diye kendime sormadan edemedim. Kısa ama son derece etkisinden çıkamayacağınız bir kitap. Yazmak isteyenlere güzel bir örnek bence. Üstelik kurgu değil yaşananlar gerçek. Bu da insanı yazma konusunda daha bir kamçılıyor.
Hayatını sürdürmek adına çalıştığı fabrikadan çıktıktan sonra akşamları kendi çabalarıyla öğrendiği Fransızcasıyla tiyatro oyunları, kitaplar yazması son derece etkileyici.
Okumaz yazmaz için diyebileceğim şey kısaca okuyun yazın
Arşivimi düzenlerken geçti elime, yaprakları dağılmış eski fotoğraf albümünden sayfa… 1971, 1974 Denizli… 1979, 1988 İstanbul’dan kareler… Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’ten plaket alıyorum… Gürbüz Azak, Uğur Dündar, Rahmi Turan izliyor. Sigortalı ilk çalıştığım gazete İlk Haber’de başyazarlık masam… Tabii başyazı yazarken başyazarlık, haber yazarken muhabirlik, düzeltmenlik sırasında tashih masası…...
Geleceğe umutsuz bakışlarla geçmişe baktırıp güzelmiş deyip/ dedirterek ağlatacağım kendimi ve sizi… Sevinçle kapalı gözlerinizi açacağım turfanda insanlık mevsimine… Eskiden Utananların evi barkı parası pulu var şimdilerde ! Ya insanlık… Kaç kişide kaldı ? Ya da kaş kişi arsızlıkla heybesini doldurdu… Bir laç sözüm olacak ! Unutun tüm duygularınızı, çıkın...
“İnsanlar hayat içerisinde hem hayatla ilgili hem de insanlar tarafından yorulmakta. ‘Yorgunlar Rıhtımı’ da bu yorgunlukları dile getiren bir eser niteliğinde olabilir. Yorgunlukları alır mı bilinmez ama dile getirebilir. Hayat yerine göre meşakkatli bir yolculuk. Bu yolculukta illaki yorgunluklarımız, kırgınlıklarımız ve hayal kırıklıklarımız oluyor. İnsanın kalbine ağır gelen her şey...
Kitaptaki şiirler kapağındaki samimiyet ifadesini hak ediyor. “Samimiyet”i kitabın her sayfasında bulacaksınız. Tüm şiir severlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum ve tavsiye ediyorum… Şair, bu dünyadaki yaşamı ve herkese hitap eden yaşamsal doğruları ve gerçekleri kendi düşünce ve ifade derinliği ile şiirlerinde anlatmış. Şiirlerdeki ruh birçok kimsenin sessiz kaldığı yürekten...
Karagöz Karagöz’dür. Hayâl Oyunu’dur. Perde oyunudur. Perdede deri tasvirlerle oynatılır. Usta çırak yoluyla mesleği öğrenen, sanata yıllarca emek vermiş sanatını özümsemiş sanatçılar tarafından icra edilir. Bunun dışında hangi isimle ve ne şekilde yapılırsa yapılsın ucubeliktir, sahtekârlıktır, yozlaşmadır. Yapan da yaptıran da bu sıfatlar üzeredir. Karagöz tiyatrodur. Zor, özgün kendinden menkûl...
Vatandaş olarak belki farklı mezheplere ve farklı ırklara mensup olabiliriz ama hepimiz üzerinde yaşadığımız topraklardan fışkıran mahsullerden besleniyoruz. Bu durumda birbirimizi sevmek zorundayız. Zaten birbirimizi sevmek zenginleşmektir. Ve birbirimizi sevmek çoğalmaktır. Belki düşmanımız ayrılıklarımızı çaresizliğimize verip faydalanmak istemektedir. Peki, biz niye kendimizi çaresizliğimizden kurtarmamaktayız. Kurtarmasak, bizi birbirimizle bağdaşmayan hale getiren...