Yazarın otobiyografi alanında yayınlanan tek alıntı eserini bir solukta okuyacaksınız. Kısacık ama içeriği dopdolu olan bu kitapta gençlik yıllarında, yaşadığı yoksul hayattan mücadelelerle dolu yazarlığa uzanan başarı öyküsünü okurken eminim sizlerde benim gibi kendisini takdir edeceksiniz.
21 yaşında anavatanı olan Macaristan’da eşini bırakarak çocuğu ile birlikte İsviçre’ye yerleşme hikayesini, daha sonrasında hem bir fabrikada çalışıp, çocuğunu tek başına büyütme çabasını ve hem de yazarlığa yönelmesini hayranlıkla okudum. Okurken böyle bir hayatta acaba ne kadar azimli olabilirdim bende Agota Kristof kadar sabırlı olabilir miydim diye kendime sormadan edemedim. Kısa ama son derece etkisinden çıkamayacağınız bir kitap. Yazmak isteyenlere güzel bir örnek bence. Üstelik kurgu değil yaşananlar gerçek. Bu da insanı yazma konusunda daha bir kamçılıyor.
Hayatını sürdürmek adına çalıştığı fabrikadan çıktıktan sonra akşamları kendi çabalarıyla öğrendiği Fransızcasıyla tiyatro oyunları, kitaplar yazması son derece etkileyici.
Okumaz yazmaz için diyebileceğim şey kısaca okuyun yazın
Dünyanın en bahtiyar göğü altındasın Ve ben o asumanın düşkün vaizi; Çiy toplayan kırağı döken Gümrenen haylaz bulutlara Dolu dolu yağan. Aşkı tatmaz hiçbir terazi Yok mu bunu, şu şimşeğe anlatacak biri, Hay aksi. Benim göğüm arızalı; Kan sızıyor çatlağından, Semalarında ezgin bir sahne, Bezgin bir trajedi, tek perde. Kaçıp...
12 Eylül 1980, İstanbul’un kenar mahallelerinden biri. Sabah, gri bulutlar altında yavaşça ağarıyordu. Dar sokaklarda nemli taşların üstünde ince bir sis dolaşıyor, evlerin perdeleri yarı kapalıydı. İnsanlar uyanmıştı ama kimse pencereye çıkamıyordu. Radyodan yankılanan tek cümle mahalleye yayıldı: Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur. Bu cümle, gökyüzündeki gri bulutlar...
GÜNEŞ NEREDEN DOĞUYOR Güneşi hiç görmedim Nereden doğar batar Hiç bilmiyorum Etrafim dört duvar Kuşlar bile gelmiyor Pencerem yokki konsunlar Yağmurun yağdığını görmüyorum Dışarı volta avlusuna çıktığımda Yerlerin islandiginda Yağmurun yağdığını anlıyorum Çünkü yağan yağmuru görmüyorum Dışarısı nı hiç bilmiyorum İnsanlar dışarıda nasıl yaşarlar Çünkü ben burada doğdum Burada büyüyorum...
Kuşlar havada uçuyor Çiçekler bir bir açıyor Günler çok güzel geçiyor Bahar neşe verir bize. Yeşilendi toprak ana Huzur verir inan cana Soğuk sudan kana kana Bahar neşe verir bize. Dört taraftan kelebekler Neşeyle güler bebekler Aşıklar bugünü bekler Bahar neşe verir bize. Her yer ne güzel kokuyor Nehirler coşup...
Yılın ilk karı yılın ilk ayında yağdı; ayın sonunda beklenen yağış mucize iyilikleri getirsin diliyoruz. Bugün haftanın ilk günü, sabahın erken saatlerinde hafif yağan kar akşama doğru hızını artırdı. Son aylarda yağışlar istenir oldu; çünkü kuraklığa maruz kalacakmış gibi bir korku duyulmaya başlandı. Açıkçası her mevsim kendi özelliklerini coğrafi durumlarına göre...