Özellikle bazı çevreler, hayatta en çok “Türk” kelimesinden rahatsız oluyorlar desek; abartmış olmayız. Yazılarında, konuşmalarında her zaman sosyolojik ne kültürel kavramlardan dem vuranlar; nedense bu bahsettikleri kavramları, mesele ”Türk milleti” olduğu zaman şaşırıp, ya da gafletten, ideolojik bağnazlıktan dolayı yerli yerinde kullanmıyorlar. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: 1960´lı yılların başında Batı...
Çok…çok yakınında olduğumu biliyor musun? Hiç sanmam, nereden bileceksin! Belki de benim için, -Nerede olursan ol, be adam! Bana ne nerede olduğundan. Attırma kafamın tasını. Çek git başımdan. Şeytan görsün yüzünü. Diye düşünüyor olabilirsin de. Derdi, tasası ben mişim gibi; uzaklarda mıyım, yakınlarda mıyım diye düşünecek hali yoktu her halde....
Evet, severek yazdım. Severek yazdıklarım kabul görür müydü? Yazarlık, sonucunu bilmediğim ve sonucunu bilmek istemediğim bir vazife oldu. Vazife, bir çilekeşin çileli yumağına dönüştü. Çileli hayatta yalnız ve yabancı idim. İçinde yaşadığım hayat bana yabancı ve yabancı hayat benden razı değildi. Yalnızlıktan ve yabancı olmaktan kurtulmak için gazete sayfalarına sığındım....
YILMAZ TAŞDELEN KİMDİR? 1961 yılında Kırklareli ili, Babaeski ilçesine bağlı Nadırlı köyünde doğdu. İlköğrenimini köy ilkokulunda tamamladı. Ortaokul ve Liseye Babaeski ilçesinde devam etti.İlkokul 2.sınıfta çizgi romanlarla başlayan okuma serüveni onu yazmaya heveslendirdi.İlk öykü denemesi ilkokul 4.sınıfta gerçekleşti. Ortaokul ve Lisede öyküler yazmaya devam etti. Başında kavak yelleri esmeye...
Anlaşmak… Kim kimi anlayacak? Halkımızı anlıyor muyuz? Peki, biz kendimizi anlıyor muyuz? Bağırmaktan sesler kısıldı. Çünkü kalpten kalbe anlaşamıyoruz. Toplumun çıkarcı menfaatperestleri… Menfaatperestlerin üzerinde durmak ve teşhir etmek cinsel uzuvlarını teşhircilik kadar tiksindirici… Belki kötü yanımız kendimizi onlar gibi çıkarcılığa zincirlemek olacak… Zincirler iken, insanlar eşittir, eşit doğarlar ve eşit...