Kasım Kara
…
Kalbi cam kırıkları gibi paramparça…
Emekli neyi tutsa elinde kalıyor.
Bir yanda bitmez tükenmez,
Sicim gibi zamlar;
Diğer yanda çarşı pazar ateş pahası…
…
Cebindeki üç kuruş maaş,
Ay sonunu görmeden eriyor.
Sabahın köründe başlar kuyruklar,
Kimi ucuz ekmek peşinde, kimi et…
…
Ömrünü verdiği topraklarında,
Emekliye ne yaz var ne bahar;
Sadece kara kış, sadece ayaz.
…
Torun gözünün içine bakar,
“Dede,” der, “bana bir çikolata al.”
Yutkunur dede, gözleri dolar;
Ne desin şimdi, hangi bütçeye sığdırsın?
…
Cüzdanı boş, yüreği binpare,
Gözyaşını içine akıtır sessizce…
Faturalar bir yandan, kira bir yandan;
Çarşıya varır, fiyat sorar,
Etiketler yakar, elleri yanar.
…
Yılların emeği, alın teri…
Kalbi cam kırıkları gibi paramparça,
Ak saçlı, yorgun neferleri…
Bir ömür çalıştı, didindi hepsi,
Hak ettikleri bu muydu?