Gök kubbe altında, kaderimiz bir Hep birlikte yürür isek insanız Birikim, beklenti, farklı olsa da Hep birlikte üretirsek insanız [Nakarat] [İnsanız biz insanız, aynı topraktan canız]
Derinlemesine dalıp hayata İtibar olur mu, küflü bayata Kim kazançlı çıkmış, ki yata yata Çıkmaz yolu, kapatırsak insanız [İnsanız biz insanız, aynı topraktan canız]
Yalan ve çarpıtma, uydurma beyan Kimdir ki bunları, ben miyim yayan? Bir olur mu, uyuyanla uyaran? Hak hukuku, gözetirsek insanız [İnsanız biz insanız, aynı topraktan canız]
Evrene yayılmış, duygularım var Güzellik toplayan, yaygılarım var Hasret, umut yüklü, öykülerim var Sevdaya el, uzatırsak insanız [İnsanız biz insanız, aynı topraktan canız]
Mutluluk yakışıyor ikinizeKeder değmesin sizeMutluluk olsun sizinleAşkınız eksilmesin gönlünüzde Aşkınız aşkınıza aşık olsunMutluluk hep gönlünüze dolsunGönlünüzdeki çiçekler solmadan dursunElleriniz ellerinizi hep tutsun Yüzünüz hep gülsünDaima birlikte gülünMutluluğunuzu gören üzülsün Güller Laleler sizi kıskansınKıskançlıktan dalları kırılsınBülbüller sizi görünce kıskansınKıskananlar tuz gibi dağılsın Şair olmasaŞiir olmazŞiir olmasaŞarkı olmaz Şiir yazmaya çalışanŞiir yazdığını...
Anlık refleks, içgüdü, cebri-iradi-bilinçli tercih, niyet, dürüstlük,vicdani kanı, adalet arayışı ve rönesansın ruhu hakkında -Kelimeler ve kavramlar arasında derince bir yolculuk- Kelimeleri ve kavramları sorgulamadan, elbette esiri, bağımlısı değiliz. En azından böyle bakmalıyız. Onları, ihtiyacımıza göre arar, keşfeder, çözümler ve yorumlarız. Yaşam, gerçeklik, duygu, düşünce ve anlam arayışımıza katarız....
Bu topraklar yalnızca tarih yazmadı; gönül yazdı, nefes yazdı, kader yazdı.Bizim sözümüz sazda büyüdü; türkülerde yoğruldu, dağlarda yankılandı, obadan şehre, dergâhtan ocağa yayıldı.Anadolu’nun söz erenleri, kelimeyi kandil gibi taşıyan, gönlün sesini halkın diline indiren ulu nefeslerdir. Sarayların kaleminden önce obaların yüreğinde doğmuştur bizim edebiyatımız.Söz, yüreği olanın elindeydi; saz, derdi olanın...
Türkiye deprem bölgesi Gelen giden bina yapmış Gölgesi düştü gölgesi Hemen çimentoyu kapmış * İnsan olan laftan anlar İpe serilmez ki unlar Bunlar var ya bakın bunlar Kendi kör nefsine tapmış * İmarlar nasıl imarlar Sağlam diye mi umarlar Nerde o eski Mimarlar Santim santim metre çapmış * Alparslan yok...
Her ömrün bir hazanı vardır. Güneş yanığı, küf kokan yapraklar; yaşamın yokuşlu yollarında nefessiz kalanların yüreğine çöreklenir. Üstelik bu yüreğin ayakları, ayazda kalmıştır. Üstlerine örtecek merhametli bir yürek eli beklerler kapı aralığında. Oysaki sevgiyle bakan bir çift göz, yorgandır ayakları ayazda kalmış ihtiyar yüreklere. Bu boynu bükük yüreklere işte huzur...