İnsan, ömrü boyunca en çok neyin peşinden koşar, hiç düşündünüz mü? Kimi servetin, kimi şöhretin, kimi de alkışların… Oysa hepsinin sonunda varmak istediği tek bir liman vardır: Mutluluk.
Ne tuhaftır ki mutluluğu hep uzağa yakıştırırız. Bir sonraki maaşta, bir sonraki evde, bir sonraki başarıda, belki de hiç gelmeyecek “doğru zaman”ın içinde… Böylece ömür, henüz yaşanmamış yarınların peşinde tükenirken, bugünün sessiz mucizeleri avuçlarımızın arasından usulca kayıp gider.
Mutluluk, gürültüyü sevmez. O, gösterişli vitrinlerde satılmaz, madalyalarla ölçülmez, alkışlarla çoğalmaz. O; sabah pencereden süzülen ilk ışıkta, anneden gelen içten bir duada, yaşlı bir çınarın gölgesinde, hiç beklenmeyen bir tebessümde saklanır. Onu görebilmek için gözden önce yüreğin uyanması gerekir.
Çağımızın en büyük yanılgısı, insanın değerini sahip olduklarıyla tartmasıdır. Oysa insan, sahip oldukları kadar değil; paylaşabildikleri, affedebildikleri ve sevebildikleri kadar zengindir. Cebini doldurmak kolaydır; yüreğini boş bırakmamak ise gerçek maharettir.
Hayat, kusursuz olmak için yaratılmadı. Yağmur olmasaydı toprağın kokusu olmazdı. Ayrılık olmasaydı kavuşmanın değeri bilinmezdi. Gözyaşı olmasaydı, tebessüm bu kadar kıymetli görünmezdi. Belki de mutluluk, acının yokluğu değil; acıya rağmen umut edebilmektir.
İnsan bazen en büyük yoksulluğu, kalabalıklar içinde yalnız kaldığında yaşar. En büyük zenginliği ise tek bir samimi “Yanındayım.” cümlesinde bulur. Çünkü gönül, eşyayla değil, anlamla doyar.
Belki de hayatın bize sormadığı ama her gün cevaplamamızı beklediği tek soru şudur: “Bugün gerçekten yaşadın mı, yoksa sadece zamanı mı tükettin?”
Mutluluk, ulaşıldığında sona eren bir hedef değildir. O, yürüdüğün yolun ayak izlerinde yeşeren görünmez bir çiçektir. Onu arayanlar çoğu zaman bulamaz; fakat hayatın küçük mucizelerini fark edenlerin omzuna sessizce konar.
Ve unutmayın…
İnsan öldüğünde geriye ne makamı kalır ne de serveti. Ardında kalan tek şey, dokunduğu hayatlar ve bıraktığı izdir. Belki de gerçek mutluluk, dünyadan ayrılırken “İyi ki yaşamışım.” diyebilecek kadar güzel bir hikâye bırakabilmektir. Çünkü ömür, takvim yapraklarına sığmayacak kadar kısa; anlam bırakacak kadar değerlidir.
Serpil AYYILDIZ