Bir cenin daha düştü doğmadan küs müyüz Dağlar neylesin ki arzuhalimizi kırgın mıyız hiçe Penceremizde sis sevdik mi Ağlıyor mendilimdeki kanaviçe gel Ay soluğunda uyumayı özledim.
Maziden gelen sesler: Halide Halid Ömür dediğin bir içim su… Hayat bazen insanın isteklerine kendince yön veriyor. Beklediğin şeyler senin için uzunca bir süre gerçekleşmez. Beklersin, beklersin ve sonunda tam vaz geçeceken sana”dur” der, yüzüne kapılar açar. Benim Türk şiirinin “Beyaz kartalı”,Türk edebiyatının Dede Korkutu adlanan Bahaettin Karakoçla tanışmam...
Deneme: Osman Arşın – Toprak Kitap tanıtımı: Arzu Ortaören – Eğitim, Öğretim ve öğretmen Öykü: Mehmet Beşir Avcı – Eda Şiir: Gülhan Yılmaz – Sezai Karakoç’un Aziz Hatırası ve Ruhu’na/ SEVGİLİ’den Mülhem.
Bana seni anlatamaz Hiç bir şiir hiç bir şarkı Şu gönlümün kalmadı gül Bil ki cehennemden farkı Yolum kar’lı gelemem yar Neden böyle bilemem yar Ölsem aman dilemem yar Kırılsın feleğin çarkı Sonu gelmez feryatların Kırılmışsa kanatların Bugün belli peki yarın İçimizde var hep korku Kuğuları süzülüyor Bakıp gönlüm üzülüyor...
Güzel midir senin kadar Şakaklarından göğün sarkan Şahbaz ayın güzelliği. Pinti vuslatlar mı vardır hep Buruşuk gecesefaları ardında, Fesleğenler neden hükümsüzdür ki İstiflenmiş yanık kokuları saçarken gece. Yaftasız sözler hep seni mi anlatır; Hep senin saçlarındaki kurdeleye mi Musallattır bukle bukle gözyaşı saçağı. Bu yüzden mi kurar hep şairler Gecenin...
Çok tatlı bir sese sahip olan bir kız tarafından, “Buyurun!” denilerek eve alındım. Eve alınmamın üzerinden yirmi dakika geçmesine rağmen hayretim bir türlü geçmek bilmiyordu. Şu anda evde, çok zarif, güzel ve fidan boylu, henüz yirmi yaşlarında; uzun saçlarını omuzlarından aşağıya dalga dalga sarkıtmış kız ile benden başka kimsecikler yoktu....